11 Şubat 2010 Perşembe

Niye blog yazıyorum?

Çünkü hayata dair notlar almak istiyorum. Üstelik yazdıklarımı başkalarıyla da paylaşabilmek istiyorum.

İkinci çocuğumu doğurduğumda, başkalarının tecrübelerinden ziyade, unutmuş bulunduğum kendi tecrübelerimden istifade edebilmek için notlar almak istiyorum. Benim tecrübelerimden de belki başkaları istifade eder diye umuyorum.

Hayata dair fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Özellikle benim gibi düşünen insanları bulmak ve kendimi çirkin ördek yavrusu gibi hissetmemek istiyorum :)

Öncelikli konum elbette içinde bulunduğum süreç nedeniyle hamilelik, doğum, bebek bakımı ve annelik üzerine... Bu dört konuyu da çok önemsiyorum ve hayatımın geri kalan en az 13 senesini daha bu konularla ilgilenerek geçirmek niyetindeyim (İkinci ve hatta üçüncü çocuğu istiyorum, çocuklarımı onlar istediği sürece emzirmek istiyorum, çocuklarımı okula göndermeyip evde okutmak istiyorum -hayır efendim, deli değilim).

Kişisel gelişim konularıyla ilgiliyim ve anneliğin, kişisel gelişim hususunda bir kişinin başına gelebilecek en büyük nimet olduğunu düşünüyorum.

Velhasılı kelam, yazmak yazmak yazmak yazmak... istiyorum!
Ben blog dünyasına, sizler de benim sayfama hoş geldik :)

4 yorum:

  1. Ben çok sevdim bu blogu, ne kadar samimi :)

    Ve epidural sezaryen deneyimi yaşamış bir anne olarak yaptığın karşılaştırmaların hepsine de katılıyorum :) Hatta doğum yapacak bir kaç arkadaşıma da önereceğim şimdi!

    Eline sağlık, sevgiler :) Başak

    YanıtlaSil
  2. Veeee işte ilk yorumummmmmm, heyooo :) Teşekkür ederim Başak...

    YanıtlaSil
  3. acaba hala evde okutmayı düşünüyor musun çocuğunu/çocuklarını? başka bir okul mümkün girişimi konusunda ne düşünüyorsun merak ettim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kızım şu anda 3 yaşında ve bu sene kreşe başladı.

      Şunu fark ettim ki, okula göndermemem içinde bulunduğum koşullarda mümkün değil. Çünkü artık çocuklar sokaklarda oynamıyorlar. Nüfusu 7.000 olan bir kasabaya taşındım. Yine de sokakta çocuk yok. Kızımın diğer çocukları bulmak için tek çaresi kreşe gitmekti, ben de gönderdim. Seve isteye gidiyor, kapıdan girer girmez bana el sallayıp "Git artık" diyor.

      Ama şunu da fark ettim ki onun evden ayrı kaldığı süre uzadıkça iletişimimiz kopuyor. Her türlü eğitimini: Adab, ahlak, moral vs. öğretmenlerine emanet etmiş oluyorum. Zaten böyle olacağını tahmin ettiğimden göndermek istemiyordum...

      Bu nedenle ara bir yol buldum: Yarım gün okula gönderiyorum. Günün 4 saatini okulda, 9 saatini ise bizimle geçiriyor. Evde olduğu saatlerin bir bölümünü paralel oyunla (ben iş yaparken, o kendi kendine oynuyor), bir bölümünü serbest oyunla (o ne isterse, müdahalesiz onu yapıyorum, kitap okuma, kukla oynatma, bloklardan ev yapma vs), bir bölümünü de ev okulu olarak değerlendiriyorum (kızımla birlikte oynarken ya da ev işi yaparken ya da doğada gezerken matematik, coğrafya, kimya, zooloji vs bilgileri aktarmaya çalışıyorum).

      Ev okulumuz Waldorf sistemine benziyor. Çok doğaçlama gelişiyor. O nedenle yazamam diye düşünüyordum. Ama birkaç deneme yaptım, sanırım neler yaptığımızı yazmaya başlayacağım.

      Böylece kızım okuldan çok bizime vakit geçiriyor ve okulu sadece sosyalleşme amaçlı oyun grubu gibi kullanıyor. İlkokulu da becerebilirsem bu şekilde idare etmeyi düşünüyorum. Lisede de uzaktan eğitim yaparız belki, kim bilir? :)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Instagram

Instagram

Twitt'le

Bu gadget'ta bir hata oluştu

Translate

E-posta Yoluyla Takip Etmek İçin:

İstatistiklerim


View My Stats