Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2013 Pazar

Talaylar Restaurant - Antalya, Kaş, Ağullu Köyü



Kaş'ta en sık gittiğimiz restoranlardan biri, Kaş-Antalya yolu üzerindeki Ağullu Köyü'ndeki Talay Restaurant. Kaş'ta kışın açık restoran azdır, burası yaz kış açık bir aile restoranı. Mutfaklarının kapıları her daim açık, taş fırınları da ortada. Lahmacun ve pidelerini tavsiye ederim.

Sebzeli pide pek sevmem ama buranın sebzeli pidesini özellikle tavsiye ediyorum.
İçindekiler: Domates, biber ve mantar.
Lahmacunları kızımın favorisi. Bazen sabah gözünü açar açmaz "Lahmacuncuya gidelim" diyor :)
Fırında kaşarlı mantarı da sade ve çok lezzetli, mantar sevenler için.
Köftelerini ne yazık ki tavsiye edemiyorum, bir defa denedik, fazla kuru ve sert bulduk. Ama eğer varsa aynı şekilde pişmiş kanadı daha lezzetli, denenebilir.
Lahmacunun yanında her zaman bu üçlü geliyor. Salata yazın bol domatesli, kışın bol kırmızı lahanalı. Sol arkadaki kırmızı domatesli meze acılı ama tadı bir harika. Sol arkadaki naneli süzme yoğurt, son derece ekşi ama ben bayılıyorum.
Gittiğiniz mevsime göre ekstra mezeler de çıkabiliyor. Turşu ve yeşil zeytin de diğerleri gibi kendi yapımları.
Ağullu Köyü'nün suyu meşhur. Buz gibi kaynak suyu bu maşrapalarla geliyor önünüze ve suya para almıyorlar elbette. Yaz günü buz gibi kaynak suyu harika oluyor. Eğer açık ayran talep ederseniz, onlar da böyle maşrapada geliyor. Süzme yoğurttan yapıldığı için ayranları çok ekşi, ben bayılıyorum ama kızım içemiyor.
Kışın giderseniz restoranın içi böyle. Şık değil ama sıcak ve temiz bir ortam. Arkadaki boru da soba borusu, kışın sobada ısınabilirsiniz. Lahmacuncu abisi lahmacunu yaparken, kızım da sandalyeye çıkıp onu seyretmeye bayılıyor. İçeride bir de televizyon var ama kızım oradayken ekrana baktığını görmedim hiç, fırını ve mutfağa girip çıkanları izlemek daha cazip geliyor
Dışarının genel fotoğrafını çekmemişim. Harika bir bahçesi var. Özellikle arka taraftaki bahçeyi görmenizi tavsiye ederim. Çeşit çeşit ağaçlar, tavuklar vs. Bahçede köşkler var, yerden yüksek ahşap yerler. Minderlere yani yere oturuyorsunuz ve yer sofrasında yemek yiyorsunuz. Eğer yere oturmam diyorsanız masaları da var. Ama bizim kız köşkte yemeye bayılıyor. Kendisini o sedirden bu sedire atıp duruyor. Bu fotoğrafta da geçen sene kedi yavrularını lahmacunu ile beslerken görülüyor :)

Restoranın bahçesinin üstü asmalarla çevrili. Ağullu Köyü zaten rakım olarak yüksekte kaldığından Kaş'ın merkezinden 7-8 derece daha soğuk oluyor, bir de asmalar serinlik yapınca Kaş'ın sıcağından sonra cennet gibi geliyor. Meyveleri de öyle lezzetli ki, ben genellikle pide gelmeden üzümle doymuş oluyorum. Eğer mevsimini yakalayabilirseniz ön bahçede bir de dut ağacı var ki meyvesi inanılmaz tatlı.

Geçen sene yani 3 yaşındayken bir bütün lahmacunu, arasına salata koydurup yiyordu bizim kız.

Bu sene 4 yaşında Ömer Amca, merdanesini kızıma teslim etti. Kızım da lahmacun yaptı, büyüyünce yemekçi olmak istiyor.
Ortadaki küçük lahmacunu kızım yaptı.

Sonra da kendi yaptığı lahmacunu şapırdana şapırdana yedi.

Restoranın ön tarafında bir de gözleme yeri açtılar bu sene. Yazın restoranda gözleme yiyebilir ya da köy kahvaltısı yapabilirsiniz.

Restoranın fiyatları çok uygun, özellikle eğer büyük şehirden geliyorsanız, iki tane lahmacunun yanında gelen onca mezeyi tadınca ödediğiniz para gözünüze az görünüp ayrıca bol bahşiş bırakma isteği duyabilirsiniz.

Talaylar Kaş-Antalya yolu üzerinde olduğundan arabayla yolculuk yaparken de uğrayabilirsiniz. Önünde park edecek alan mevcut.

Kaş'tan Ağullu Köyü'ne minibüs de kalkıyor. Köy, Kaş merkezden arabayla 10 dakika mesafede.

Gitmeden aramak isterseniz:
0 242 839 55 19 ve 0539 850 33 77 numaralı telefonlardan ulaşabilirsiniz.

3 Eylül 2013 Salı

Moskova'da Çocukla Gitmeyi En Sevdiğimiz Yer: Park Kulturi / Gorki Park / Park Gorkogo


Maksim Gorki Kültür Ve Eğlence Merkezi Parkı: Park Gorkogo

Park, Moskova Nehri boyunca uzanan oldukça büyük bir park. İçinde çok çeşitli aktiviteler yapmak mümkün.

Parkın girişine en yakın metro istasyonu: Park Kulturı (Парк Культу́ры), altın renkli daire hattı üzerinde bulunuyor. İndikten sonra Krimskiy Köprüsü'nden karşı kıyıya yürümek gerekiyor (bkz. Metro istasyonu haritası ve parkın girişini gösteren harita). Park hakkında İngilizce bilgiye de anasayfasından ulaşabilirsiniz: http://www.park-gorkogo.com/eng/about/
 
Bu parkın genel haritası. Sol tarafta görülen göletin çevresini diğer yazımda anlatacağım.
 
 
Biz parkı gez gez bitiremedik, içinde onlarca aktivite var, hepsini de yapamadık. İlk olarak yeni bölümünü anlatmak istiyorum:
 
Çok haşmetli bir girişi var :)
 
Parkın girişinde Mayıs'tan Kasım'a kadar ses ve müzik gösterisi de yapılan çok büyük, fıskiyeli bir havuz var.
Havuzun hemen yanında da onlarca masa tenisi masası var. Sovyet zamanında masa tenisi turnuvaları burada düzenlenirmiş. Bugün de raket kiralayıp oynamanız mümkün.
Fıskiyeli havuz da büyüklüğüne rağmen inanılmaz temiz, içinde ördekler yüzüyor.
 
 
Fıskiyeli havuzda gün içinde, saat 12.00 - 15.00 - 18.00 - 20.30 ve 21.30 saatlerinde, yarım saatlik müzik şovu oluyor. Akşam da 22.30'da yarım saatlik, hem müzik hem de ışık gösterisi yapılıyormuş. Fıskiyeli park, sabah 9.00 ila akşam 23.00 arası açıkmış.
 
 
Parkta bebek bakım odaları ve çocuk parkları mevcut. Kayak, paten, kaykay yapılan bölümler ve konserlerin düzenlendiği müzik alanları mevcut. Çocuklar için yaz kampları yapılıyor. Biz gittiğimizde Ağustos ayıydı. Ağustos ayı boyunca yapılacak etkinlikler gün gün yazılıp, dev pankartlarda sergileniyordu.
 
Yanımda her zaman küçük bir su matarası taşırım. İçme suyu buldum mu da doldururum, plastik şişelerden hoşlanmıyorum:
 
Çeşmenin üzerinde: İçilebilir, yazıyor.
 
Kontes, parkın içinde bulunan kum havuzuna bayıldı. Sırf kum havuzunu bir hafta içinde 3 defa ziyaret ettik:
 
Kum havuzunun içinde çocuklar için kum oyuncakları var. Gelen çocuklar paylaşarak oynuyorlar.

Annelerin çocuklarını fotoğraflama dürtüsü her millette var sanırım :)
 
 
Gölde deniz bisikletine binebilirsiniz:
 
 
 
Ağaçların arasında kaybolabilirsiniz:
 
Kontes oralarda bir yerlerde olmalı....

İşte buradaaaa :)

Ağaçlardan meyve toplayıp yiyebilirsiniz:


Meyvelerin üzerinde dolaşan Kontes...
Çok doğal, çok lezzetli, hem de şehrin göbeğinde...


Parkın içinde hazine keşfine çıkabilirsiniz:


"O ilerideki de ne?"

İçine çiçek ekilmiş bir saksı-piyano :) Estetik zevkimiz okşansın azıcık :)
 
 
Minik bir ev bulduk. Acaba içinde ne var?
Bir tavşan, orman arkadaşlarına çay daveti veriyormuş :)
Hafta sonu çoluk çocuk eğlenen insanları, ailecek uzandığınız şezlongunuzdan seyredebilirsiniz.
 
Bir bisiklet kiralayıp parkın içinde ailecek gezebilirsiniz. Bisiklet başına 1500 Ruble depozito veriyorsunuz, bisikleti geri götürünce de paranızı geri alıyorsunuz. Bisikletlerin yarım saati: 1 kişilik - 200 Ruble; 2 kişilik - 300 Ruble; 4 kişilik - 400 Ruble; 7 kişilik - 500 Ruble...
 

4 kişilik bisiklet kiralayıp, Kontes'i de ön koltuğa oturttuk. Çok eğlendi...
Nehir boyunda portre çizen ressamı da fotoğraflayayım dedim ama pedal çevirirken biraz bulanık çekmişim.
 
Parkın yan çıkışlarından birinin karşısında 700'den fazla heykeli barındıran Muzeon Sanat Parkı bulunuyor. Malum Türkiye'de heykel sanatı pek gelişmiş değildir. O nedenle bu parkı özellikle gezdirmek istedim Kontes'e. Heykelleri tek tek elledi :)

Heykel parkının şeması
 
Bu heykel Kontes'in özellikle ilgisini çekti :
 
Stalin
Moskova'daki en sevdiğim heykellerden biri... Parkın içinde değil ama parktan gözüküyor.

Çocuklar için parkın içinde düzenlenmiş bir yaz kampına denk geldik.


Çocuk kampı süslemeleri :)

Heykel parkının değişik video çekimlerine youtube'dan ulaşılabilir:



Gorki Parkı gez gez doyamadık. Bir dahaki gidişimizde ilk uğrayacağımız yer gene orası olur sanırım.

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Moskova Metrosu'nda Hangi Duraklar Görülmeli? Moskova Metro İstasyonları Turu


Metro istasyonları çok derine inşa edilmiş.

Moskova Metrosu'nun resmi internet sayfası burada: http://engl.mosmetro.ru/

Moskova metrosunu her gün 8 milyon kişi kullanmaktaymış. New York ya da Londra metrolarının çok çok üstünde kalabalığı ile dünyanın en yoğun kullanılan 3. metrosu. İstasyonlar savaş sırasında sığınak olarak da kullanılmak üzere tasarlanmışlar ve bu nedenle çok derindeler.

Metro istasyonu sığınak olarak kullanılırken...

Kontes, İstanbul'da hiç metroya binmemişti. 18 aylıkken bindiği Londra metrosunu ise hatırlamadı. Moskova metrosuna ilk girişte sesten çok korktu, metroya binmek dahi istemedi (zira araçlar eski olduğundan istasyonlarda ciddi gürültü var). Ama sonra yavaş yavaş alıştı. Seslere karşı hassas olan bebekler, istasyonlardaki yüksek gürültüden rahatsız olabiliyorlar. Ama metronun içi o kadar renkli insan tiplemeleri ile dolu ki, binince tüm korkuları geçiyor :)

Ruslar çok kitap okurlar. Özellikle metroda...
Artık iPad üzerinden de okumaya başlamışlar.
Bu kadın da internette sörf yapmıyor, bir metin okuyor.
Kontes de televizyon izler gibi etrafı seyrediyor :)
 

Metroyu kullanmak istiyorsanız, sokaklarda Moskova metrosunun kırmızı ve uçları sivri M harfini aramalısınız. Bu M'yi gördüğünüz yerde ya bir giriş kapısı ya da girişe giden bir alt geçit mevcuttur:




Moskova metro haritasını otel resepsiyonundan temin edebilirsiniz:

Çıktısını almak istiyorsanız şuraya tıklayın

Daha sonra ya biletçi teyzelerden (yabancı dil bilmiyorlar) ya da akbil doldurma makineleri gibi makinelerden (yabancı dil ayarı var) bir bilet alıp, gişelerden geçmeniz gerekiyor.

Evet, görevlilerin hepsi kadın. Büyük ihtimal yabancı dilleri yok ama yazarak anlaşmaya çalışırsanız, yardımsever yaklaşacaklardır.

Sesinizi minik bir delikten duyurmanız gerekiyor.

Solda gişeler ve bilet makineleri, sağda ise turnikeler görünüyor.

Metro haritası ve bilet makineleri


Turnikelerden biletsiz geçmeye çalışırsanız, sondaki delikten bir kol çıkarak yolunuzu kesiyor :)
Metro istasyondan ayrıldığı anda saniye işlemeye başlar. Burada da 1.56 saniye geçmiş.
Genellikle en geç 3 dakika içinde yeni bir tane gelir.


Metro istasyonlarının bir kısmı, özellikle ilk yapılanlar bir sanat galerisi güzelliğinde. Turistler için sırf istasyon gezileri düzenleyen turlar var. İşte Moskova Metro İstasyonları Turu:



1. İlk durağımız kırmızı hat üzerine bulunan Komsomolskaya (1935- mimar D. Çekulin): Metro yapım çalışmalarına Kızıl Ordu ve Komünist Gençlik Birliği'nin (Komsomol) 13.000'den fazla üyesi de katılır. Bu istasyon da onların anısına ithaf edilmiştir. Burası üç tonozlu, gül pembesi mermer sütunlu ve derin olmayan bir istasyondur. Üç farklı istasyona geçiş imkanı sağladığından, yoğun yolcu akışını dağıtabilmek için balkonlu olarak dizayn edilmiştir. Yevgeni Lanseray tarafından İtalyan çinilerinden yapılmış olan fayans paneli "Metro İşçileri" Leningradskiy ve Yaroslavskiy İstasyonları'na giden çıkıştadır. New York Dünya Fuarı'nda ödüllendirilmiştir. Aynı isimde kahverengi daire üzerinde bulunan istasyon ile karıştırmamaya dikkat etmek gerekiyor.


     
2. Oradan Krasniye Vorota'ya yani Kırmızı Kapı istasyonuna geçiyoruz (1935, mimar I. Formin): Burası sütunlu ve neo klasik tarzda düzenlenmiş derin bir istasyondur (31 metre) ve kırmızı renkli hat üzerinde bulunmaktadır. Bu istasyon da Paris Dünya Fuarı'nda birincilik ödülü almıştır (1938). İki girişi bulunan istasyonun güney girişi görülmesi gereken bir mimariye sahiptir. Kuzey girişi ise (1954) doğrudan Demiryolu İnşaatları Bakanlığı'nın bodrum katına bağlanmaktadır.

Solda giriş kapısı görülüyor...




3. Sıradaki istasyon Biblioteka İmeni Lenina (Lenin Kütüphanesi) (1935, mimar A. Gontseviç ve S. Sulin): Tek tonozlu ve derin olmayan bir istasyondur. Savaştan önce tabanı parkelerle örülüymüş. Daha sonra asfaltlanmış ve şimdi ise granitle kaplı bir tabana sahip. Geçidin Borovinskaya'ya giden merdivenlerin olduğu sol tarafındaki duvarda antik okyanus faunasının izlerini görebilirsiniz (300 milyon yıllık).




4. Bir sonraki durağımız ise Kropotkinskaya (Peter Kropotkin anısına) istasyonu (1935, mimar A. Duşkin): Bu istasyon ise lotus çiçekleri şeklindeki sütunları ile Karnak'taki Antik Mısır'a ait Amon Tapınağı'nı andırıyor. Sütunların tepesinde tavana doğru yıldız şeklinde ışık sızmaktadır. Yazarak anlatması zor oluyor, aşağıdaki fotoğraf ne demek istediğimi daha iyi anlatıyor :) Tünel duvarlarının diplerini dekore etmek için kullanılan siyah mermerin de sıra dışı bir görüntüsü var. Bu istasyon çifte ödüllü: SSCB Devlet Ödülü (1941) ve Brüksel Uluslararası Sergi büyük ödülü (1958). İstasyon ayrıca UNESCO tarafından dünyanın en tanınan anıtlarından birisi olarak kabul edilmiştir (New York'taki Özgürlük Heykeli gibi).




5. Beşinci durağımız Vorobyevı Gori yani meşhur Serçe Tepeleri (1959, mimar M. Bubnov ve diğerleri): En eğlenceli istasyonlardan biridir. Öncelikle konumu çok özeldir, zira nehir üzerinden metronun geçmesi için kurulan iki katlı Lujnetski metro köprüsünün alt katındadır (2 km uzunluğu ile Moskova'nın en uzun köprüsüdür). Ayrıca duvarları da çok özeldir, zira duvarlar camdan yapılmıştır. Camdan sütunların içinde Moskova'nın çeşitli panoramalarını seyredebilirsiniz. Bu metro istasyonu aynı zamanda, 270 metre uzunluğu ile şehirdeki en uzun istasyondur.


İki katlı Lujnetski metro köprüsü

Sophia Loren, Serçe Tepeleri metro durağında :)

Arkada görünen teyzelerin kıyafetleri o günden bugüne hiçbir değişiklik göstermemiş :)

6. Şimdi kahverengi halka üzerindeki Kiyevskaya istasyonuna gidiyoruz (1954, mimar L. Lillie ve diğerleri): Bu istasyonda 18 sütun vardır. Sütunların her biri kobalt ve diğer değerli taşlarla yapılmış alçı işleri ve mozaik panolarla bezelidir. A. Mizin tarafından yapılan bu eser Rusya ve Ukrayna'nın bütünlüğüne adanmıştır.


Orta salonun genel görünüşü

Yolcular

Asker


Fresklerdeki kadınların çoğunun başlarının kapalı olduğuna dikkatinizi çekerim. Muhafazakar Ruslar kadınların başlarının kapalı olması gerektiğine inanıyorlar. Bu nedenle kiliselerine de başı açık girilmiyor.


7. Ve şimdi de mavi hat üzerindeki Kievskaya istasyonuna transit geçiş yapıyoruz (1953, mimar L. Lillie ve diğerleri): Orta salonda, Ukrayna'daki mutlu hayatı sembolize eden 24 adet muhteşem parlaklıkta fresk vardır.



 


8. Mavi hatta geçmişken kahverengi dairenin dışında olan, yakın tarihte inşa edilmiş bir istasyona gidiyoruz Park Pobedi yani Zafer Parkı (2000, mimar N. Şumakov ve N. Şurigina): Bu istasyon, Moskova Metrosu'nun en derin istasyonudur (yürüyen merdivenler 126 metre uzunluğundadır). İki paralel koridor 1812 ve 1941-45 yıllarında gerçekleşen iki vatansever savaşın anısına dizayn edilmiştir. Koridorları, T. Tsereteli tarafından yapılmış ve metal üzerine mine ile renklendirilmiş paneller süslemektedir.




Bebekle dolaşması uzun sürebilir ve yorucu olacaktır demiş miydim? :)
Bu güzelliği görebilmek için yakına yürümeniz gerekiyor.

Rusların bu renkli tarzlarına bayılıyorum.
9. Şimdi de en sık ziyaret edeceğiniz duraklardan birine gidiyoruz Arbatskaya (1953, mimar L. Polyakov): İstanbul'daki trafiğe kapalı İstiklal Caddesi gibi trafiğe kapalı ve Moskova'nın göbeğindeki en ünlü caddesidir Arbat. Kızıl meydana yakındır. Gezmek, yemek ve alış veriş yapmak için bu caddeye mutlaka uğrayacaksınız. Bu caddenin altında yer alan Arbatskaya metro istasyonu, barok tarzında, sütunlu ve derin bir istasyondur. Eliptik olarak düzenlenmiş sütunlar, kemerli (tonozlu) Rus odalarını hatırlatacak bir kompozisyon meydana getirmektedir. Sütunlar arasındaki boşluklar da dekoratif kemerler gibi tasarlanmıştır. Metal avizeler ise istasyona ağırbaşlı bir hava katmakta ve istasyonu, Arbat Sokağı'nın yer altındaki bir versiyonuna çevirmektedir.



10. Ve sırada Devrim Meydanı var Pıloşıd Revolutsii (1938, mimar L. Popov): Sütunlu tarzda ve derin bir istasyondur. İstasyonun sütunlarının arasını dolduracak şekilde 76 bronz figür, bir anma galerisi şeklinde düzenlenmiştir (M Manzier tarafından). Figürler devrim ve savaş kahramanları ile başlayıp, barışseverlerle sona ermektedir.

Figürleri tek tek incelemek bir hayli zaman alabilir, zaten çoğunu da biz Türkler olarak tanımıyoruz :)
11. Sıradaki istasyon, Romalı istasyonu yani Rimskaya (1995, mimar L. Popov): Bu istasyon da sütunlu tarzda, derin bir istasyondur. L. Berlin tarafından yapılmış fayans heykelleri ile dekore edilmiştir. Bu heykeller Roma efsaneleri ile imgelerini temsil etmektedirler. Özellikle de Romus ve Remus (aşağıda fotoğrafı olan ikiz bebekler), Lupa Capitolina, Meryem ve Çocuğu ve Konstantin Takı (Kemeri). Tek metro çeşmesi de bu istasyonda bulunmaktadır.

İstasyonun sonundaki heykeli görebiliyor musunuz?


Yavaş yavaş yaklaşıyoruz.

Yaklaştıkça heykel renkleniyor...

Detayları ancak yaklaşınca görebiliyorsunuz.

 




12. Bir sonraki istasyon ise Marksistkaya, yani Marksist İstasyonu (1979, mimar N. Aleşina ve diğerleri): Kırmızı rengin hakim olduğu istasyon, Sovyet sembolleri ile doludur. İstasyonun özelliği merkez salondaki spiral avizeler ile platformların üzerindeki sıra dışı çanakları ile kavisli lambalardır.






13.  Bir sonraki istasyon ise Mayakovskaya, Viladimir Mayakovski'ye ithaf edilmiş (1938, mimar A. Duşkin): Bu istasyon dünyanın ilk sütunlu derin metro istasyonudur. New-York'taki uluslararası fuarda birincilik ödülü kazanmıştır (1939). Tonozlar, rodonit ve uçak çeliği ile dekore edilmiş pek çok ince sütun ile desteklenmiştir. A. Deyneka tarafından yapılan ve merkez salonun tavanını süsleyen kobalt mavisi, oval, mozaik paneller "Sovyet Gökyüzünün 24 Saati" ismini taşımaktadır. İstasyona yeni eklenen kuzey çıkışı ise İ. Lubyanikov Studyo tarafından yapılan ve Mayakovski şiirlerinin mısralarını taşıyan bir panelle dekore edilmiştir.




14. Son olarak başladığımız noktaya geri dönüyoruz, kahverengi daire üzerinde bulunan Komsomolkaya istasyonu (1952, mimar Alexey Şçusev): Bu istasyon da Brüksel'deki bir uluslararası sergide birincilik ödülü kazanmış, ödüllü bir istasyondur (1958). İstasyon P. Korin tarafından kobalt ve değerli taşlarla yapılmış devasa mozaik panellerle dizayn edilmiştir. Panellerde Aleksandır Nevski, Dimitri Donskoy, K. Minin, D. Pojarski, M. Kutuzov ve A. Suvurov gibi isimlerin portreleri vardır. İstasyondaki yüksek kabartmalar ise Rusya tarihinin kahramanlık destanlarına adanmıştır.



Eğer metro ile şehri dolaşacaksanız daha pek çok sanat eseri ile karışılacaksınız demektir. Daha başka istasyonlar da tavsiye etmek isterdim ama sırf bu saydıklarımı dolaşmak bile, eğer hakkını vererek dolaşırsanız bir gününüzü alacaktır.


Moskova 2,5 Yaşında Çocukla Gezilir Mi?
http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2013/08/moskova-25-cocukla-gezilir-mi-agustos.html
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats