Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2012 Çarşamba

Bebeği Uyutmanın En Kolay Yolu Nedir? Bebek Hamağı - Çingene Beşiği


Yukarıdaki resimde de görüldüğü gibi güzel kızım hamakta uyumaya bayılıyor. Her koşulda ve her mekanda hamağında uyuyabiliyor. Hamaksız onu büyütmek gerçekten zor olabilirdi :) 

Kızım doğduğu ilk günden itibaren yakın teması reddetti. Kendisi izin vermeden dokunulmaktan kesinlikle hoşlanmıyor. Doğduğu gün kucağımıza aldığımızda doğru düzgün taşıyamadığı başını ve sırtını geri atarak kafasını omuzumuza dayama talebimizi reddetmişti :) Dolayısıyla kucakta veya ayakta sallama taleplerini de her zaman geri çevirdi. Yakın temasa dayalı hiçbir şekilde kendisini uyutamadık. 2. ayında odasını ayırdım (bu şekilde daha derin ve uzun uyuyordu). 4. ayda gece beslenmesini kestim. Keyfi gayet yerindeydi.

6. ay civarında ilk dişlerini çıkardı. Dokunsan ağlayacak kadar hassastı ve huysuzluğu hat safhadaydı. Sinirinden saçımı başımı yoluyordu :) Gece uyuyamadı. Her türlü uyutma girişimimiz geri tepince en son hiç denemediğimiz battaniyede uyutmayı denedik. Kızımı bir battaniyenin içine yatırıp eşimle karşılıklı uçlardan tuttuk ve "evroka", işe yaradı! Kızım uykuya daldı ama yerine yatırır yatırmaz uyanıyordu. Sabaha kadar onu sallamaktan kollarımız koptu. Ben de ertesi gün evimize misafir gelecek olan akrabalarımıza "bebek hamağı" siparişi verdim (yüzsüzüm, evet). İşte, hamağımız o gün hayatımıza girdi ve kızımın 29 aylık olduğu bugün de hala hayatımızda olmaya devam ediyor.

Hamağımızın ilk geldiği gün kızım kendini güvende hissetsin diye emzirme yastığının içinde oturarak sallanıyor.


Kışın kızım üşümesin diye hamağın altına polar battaniye seriyorum.

Kızım 21. ayına kadar gündüz uykularına hamakta sallanarak, gece uykularına ise yatağında kendi kendine daldı. Misafirlikte ya da dışarıda (piknikte, plajda vs) olduğumuz zamanlar hamağında uyudu. 21. ayında gündüz uykularında sallanmayı bıraktı; kendi yatağında kendi kendine uyumaya başladı. 23. ayında bizim yatağımızda, anne ve baba ile birlikte uyumayı tercih etti. Ama hamak hala hayatımızdaydı. Geldiği ilk günden itibaren kızım burnunun tıkalı olduğu günlerde sadece hamakta uyudu, hala da hasta olduğunda hamakta uyumak ilk tercihi. Büyüme atakları geçirdiği dönemlerde uyumaya ikna etmek zordu ve hamak bu konuda da kurtarıcımız oldu. Hala anne ve baba ve eş, dost, akraba ile heyecanlı aktiviteler yapıldığı hafta sonları ancak hamakta uyumaya ikna oluyor. Artık dizlerini kırmadan yatamıyor hamağında ama yine de içinde çok mutlu :)

İşte piknikteyiz ve kızımın hamağı hemen yanımızda.


Yaz tatilinde oteldeyiz ve hamağımızın ucu resmin sol yanında görünüyor :) Kızım gündüz hamakta, gece portatif yatakta uyuyor.

Kızım 2 yaşında ve biz plajdayız. Kızım hamağın içinde uyuyor.

Bizim hamak hediye geldiğinden nereden alındığını tam olarak bilemiyorum. Levent'in ara sokaklarından birinden alındı sanırım. Ama artık internet üzerinden de çeşitli hamaklar bulmak mümkün.

Hamak portatif. Kurması, bozması 5 dakika sürmüyor. Ama ağır ve demirleri uzun. Ayakkabı bölmesi olan büyükçe bir spor çantam vardı evde. Ayakkabı bölmesini dışarı doğru çıkartıp demirleri ancak o şekilde sığdırabiliyorum. Yine de arabayla gitmediğimiz hiçbir yere götüremiyorum çünkü ciddi ağır, uzun süre taşıyamıyorum. 40 kilograma kadar taşıyabiliyormuş. Ben oturdum içine, taşıyor cidden :) Kızım 90 cm civarında ve artık dizlerini bükmeye başladı yatarken. Enini boyunu tam ölçmedim ama 1 metreye, 50 cm kadar bir yer kaplıyor odada. Yani çok küçük değil. Küçük boy portatif yatak gibi düşünmek lazım. Ayrıca hamağın kumaşı ketene benzer hafif bir kumaş, bebeği uyurken terletmiyor ve makinede de yıkanabiliyor.

Hamağın içinde bebek hareket ederse düşmesin diye yapılmış özel bir kemeri var. Altında da bebek uyuduktan sonra hamağın hareket etmesini engellemek için yapılmış bir kilidi var. Böylece bebek hareket etse bile hamaktan kalkabilmesi mümkün olmuyor.


Kızım ilk kez hamakta sallanırken altına da yastık koymuştum korkmasın diye belinden kemerle sabitlemiştim.

Kızım biraz daha büyümüş. Altında kuzu postu serili ve belinde de kemeri takılı. Kızım artık hamağına yatınca kemerini kendi kendine bağlıyor :)


Benim kullandığım, Pasha Hamak'ın şuna benzer bir modeli: http://www.pasahamak.com/default.asp?git=9&urun=275393


Başka markalar da var tavsiye edilen:


Hamak kullanmanın sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Hamağı almadan önce biraz araştırma yapmıştım ve şöyle bilgiler bulmuştum netten:

Öncelikle hatırlatmak isterim ki belki biz ya da annelerimiz değil ama anneannelerimiz ve onların öncesindeki kuşakların hepsi sallanır beşiklerde uyuyorlardı.

Daha sonra belirtmek isterim ki, özellikle batılı ülkelerde bebeği hamakta uyutmak gittikçe yayılan bir trend. Yabancı diliniz olmasa bile google'a "baby hammock" yazıp, görseller bölümünde aratırsanız Amerika menşeli pek çok hamak markası olduğunu göreceksiniz. Yüksek tazminat ödemek zorunda kaldıklarından, Amerikalılar riskli hiçbir işe girmezler biliyorsunuz. Amerikada hamak üretimi serbest ve kullanımı da yaygın.

Ayrıca hamağın faydalarını kısaca saymam gerekirse:

1. Hiçbir bilimsel istatistik vermeme gerek olmadan her anne bilir ki özellikle kolik sancısı çeken çocuk sallanarak daha rahat uyur. Hamakta uyumanın uyku süresini uzattığı bir gerçektir.

2. Hamakta yatış pozisyonu, bebeğin rahim içi duruşunu taklit ettiği için psikolojik açıdan da rahatlatıcıdır. Hangimiz hamakta uyumayı sevmeyiz ki?

3. Ayrıca hamaktaki yatış pozisyonu omurganın doğal duruşunu da destekler.

4. Hamakta yatarken dönemeyiz. Doğru. Ama zaten bebekler kendi kendilerine dönemiyorlar. Hamakta değil de yatakta da yatıyor olsalar sağa sola dönemeyecekler. Biz zaten ani beşik ölümü sendromu korkusuyla bebeklerimizi sırt üstü yatırıyoruz. Bu durumda da bebeklerimizin kafasının arkası düzleşiyor. Hamakta yatan bebeklerde bu kafa düzleşmesi sendromu yaşanmıyor (flat head syndrom)

5. Duruş pozisyonundan dolayı, ani bebek ölümü sendromuna karşı da güvenlidir. Hamakta uyuyan bebeğin oksijensiz kalması ya da kendi kusmuğunda boğulması yatış pozisyonu itibariyle mümkün değildir.

Hamağın dezavantajları:
  1. Bebekler küçükken hamağa alışırlarsa sorun yok. Ama belli bir aydan sonra, sanırım 9. aydan sonra korkuları başlıyor ve hamaktan da korkup, içinde yatmayı reddedebiliyorlar. Benim rahatlığımı gören arkadaşlar kendi bebeklerini de bizim hamakta uyutmayı denediler ama en cesaretli ve en sallanarak uyumayı seven bebek bile reddetti. Dolayısıyla bebeğiniz 9. aydan büyükse hamağı denemeden almayın.
  2. Bebeğinizi sadece hamakta uyutursanız, yatakta uyumakta zorluk çekebilir. Bebeği hamaktan alıp, yatakta yatmaya alıştırmak da zorlu bir dönem oluyormuş. Ben böyle bir zorluk yaşamadım. Çünkü sadece gündüz uykularında hamakta uyutuyordum. Gece uykularında ise kızım kendi kendine uykuya dalmayı öğrenmişti. Dolayısıyla hamağı kullanırken bu hususa dikkat etmekte fayda var.
  3. Bebeklerin yüzükoyun yatması sırt kaslarının gelişimi açısından önemli. Dolayısıyla hamak içerisinde yatmak omurgasını desteklese bile sırt kaslarını çalıştırmasını engelliyor. Eğer bebeğin sırt kasları konusunda endişeliyseniz hamağın içerisine, bebek beşiklerine konulan türden bir şilte serebilirsiniz. Ya da benim yaptığım gibi sadece gündüz uykularını hamakta uyutup, gece uykularını yatakta uyutabilirsiniz. Ayrıca hamağı sadece uyutmak için kullanıp, uyanık olduğu dönemlerde oyalama aracı olarak hamağı kullanmamak da bir çözüm. Eskiler evin yaşlısını beşiğin başında bırakıp bebeği gün boyu sallatırlarmış mesela... Ben hamağı sadece uyku süresince kullandım, bu nedenle kızımın kas gelişiminde olumsuz bir etkisini görmedim. Yukarıda link verdiğim hamakların bir kısmı da normal yatak şeklinde, şilteli hamaklar. Onların da sallanma özelliği dışında normal yataklardan bir farkı yok aslında.

Hamağın zararlı olup olmadığında çok tereddüt eden oluyor. Doğruluğunu bizzat teyit etmedim ama okuduğum bir yazıda şöyle diyor:



İsviçre
İsviçre’deki doğum servislerinde temiz plastik bebek beşiklerinin yerini Hängematte adı verilen ve değişik şiddetlerde sallanabilen bebek hamakları almış durumda. Bu hamaklar zor bir yolculuktan geçip dünyaya gelen bebecikler için biçilmiş kaftan. Üstelik gece ciyaklamalarını yatıştırmada bire bir.

http://uzuncorap.com/2012/04/24/ulkeler-ve-bebek-yetistirme-rituelleri/

15 Ekim 2010 Cuma

Bebeğe kendi kendine uyuma nasıl öğretilebilir?



"Bebeğin uykusu nasıl olmalı"  başlıklı yazımda kızımı kendi kendine uyumaya nasıl ikna ettiğimi ayrı bir yazının konusu yapacağımı belirtmiştim. Gelgelelim içimden bu konuda yazı yazmak gelmedi, çünkü hep bir adım ileri bir adım geri gittik.

Kızım 4. aydan itibaren 9. ayın sonuna kadar kendi kendine, tamamen bağımsız uyumayı başarıyordu. Fakat sonrasında hareketlenmeye, ayağa kalkmaya, yürümeye başladı; kendi iradesini kullanabildiğini fark etti ve ben de uyuması için onu her seferinde ikna etmek zorunda kaldım :) Yani o bağımsız uyumaların sonuna geldik ne yazık ki...

Şu anda düşününce tamamen bağımsız uyuması için hiç zorlamayabilirmişim diyorum kendi kendime, neticede toplam 5 ay kadar tam bağımsız uyuyabildi. Ama belki bu tecrübesinin ileride tekrar tam bağımsız uyumaya geçmesinde faydası olur, bilemiyorum. Yine de her annenin kendine ayıracak vakit bulma ve deliksiz gece uykusu alma konusunda yanıp öldüğü bir dönemde 5 ay kadar rahat ettim.

Güncelleme: Kızım şu anda 3 yaşında. Çoğunlukla kendi yatağında uyuyor ama gece, beni de yanına çağırıyor. Kızım iradesini belli etmeye başladıktan sonra, o nasıl istiyorsa öyle uyuduk. Ama sanırım bağımsız uyuyabilme becerisi edinmiş olması nedeniyle hiçbir zaman uyku sorunu yaşamadı. Ayrıca şimdi şimdi görebiliyorum ki bağımsız uyuyabilmek hem kendine güvenini geliştirdi hem de tek başına rahatça gözlerini kapayıp rüyalar alemine gidebileceğine ikna olması blinçaltına, bu dünyanın güvenilir bir yer olduğu fikrini yerleştirdi. Bunlar sadece kızımda gördüklerim elbette, belki de yanlış yorumluyor da olabilirim. Ama sırf bu nedenlerle, ikinci çocuğumu da iyi gözlemleyip, onun kabul edbeileceği şekilde uyku eğitimini muhakkak vermeyi planlıyorum. Uyku eğitimi olmadan ne kızım fiziken bu kadar iyi gelişen bir bebek olabilirdi, ne de ben sakin bir anne olabilirdim. Bu nedenle treddütte olan varsa, uyku eğitimini muhakkak öneriyorum.

Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi kızımı ilk 3 ay her türlü yöntemle uyuttum. Daha sonra kendi kendine uyumayı öğretmeyi kafama koydum. Annemin "O henüz bir bebek, sense annesin. Onu oyalayıp uyutmayı başaracak bir yol bulabilirsin" telkinleri ile kızımı uyutma çabalarına başladım. Daha sonra Tracy Hogg'un da benim uyguladığım yöntemleri önerdiğini gördüm. Demek ki aklın yolu birmiş: 
  • Öncelikle bebeklerin iki veya üç farklı konuya aynı anda odaklanmaları mümkün değil. Mesela kakasını yapan bir bebek meme emmeyi kesecektir; çünkü ikisine birden odaklanması mümkün değildir. Bu mantıktan hareketle henüz dört ay civarındaki bir bebeği kendi kendine uyumaya ikna edebilmek için her zaman uyguladığınız uyku ritüelini uygulayıp bebeği yatağa yatırdıktan sonra, ağlamaya başladığında dikkatini dağıtmanız yeterli olacaktır. Bunun için bebeğin verdiği tepkilere uygun olarak şu üç unsurdan yaralanılabilir:
  1. Görüntü: Bebek, gözleri açık olarak ağlıyorsa ellerinizle, bir oyuncakla ya da bir dönence ile ani bir görüntü verip dikkatini dağıtabilirsiniz.
  2. Ses: Örneğin yatağın tahtasına vurup, yatağın örtülerine tırnaklarınızı sürtüp ya da ıslık çalıp ses çıkarabilir ve böylece bebeğin dikkatini dağıtıp ağlamasını kesebilirsiniz. 
  3. Dokunma: Bu da Anadolu'da uygulandığı gibi bebeğin poposuna pıt pıt vurarak sağlanabilir.
Tracy Hogg bu yönteme "şşt-pat" yöntemi diyor. Yani bir yandan bebeğin kulağına pişş pişş diye ses verip, diğer yandan da sırtına hafif hafif vurursanız bebek 3. bir şeye yani ağlamaya konsantre olamayacağından ağlamayı kesip uykuya dalacaktır. Ki zaten ilk 3 ayın içinde de pek çok anne, neredeyse tamamen dürtüsel olarak, bebeğini kucağında hafif hafif sallayarak piş pişş yapar ve poposuna hafif hafif vurur. Ki işte bu hareket de yukarıda anlattığım her 3 yöntemin birlikte uygulanmasıdır. 4. aydan sonra ise bu hareketi bebek yatağında kendi kendine yatarken uygulamak gerekiyor.

  • Altı ayı geçmiş bir bebeği de aynı yöntemlerle ikna etmek mümkünse de dikkat edilmesi gereken bir husus var ki o da artık bebeğin oyun oynamaya müsait oluşudur. Şöyle ki; bebek sizin uyutma girişiminizi oyun olarak algılayabilir. Bu nedenle bu yöntemleri artık sadece bebek ağladıkça uygulamak gerekiyor. Bebek ağlamayı kestiğinde sizin de ses, görüntü veya dokunma hissi vermeyi kesmeniz gerekiyor. Bebek tekrar ağlamaya başladığında ise tekrar sizin de dikkat dağıtmaya başlamanız lazım. Sonunda bebek pes edip uyumaya çalışmayı yeğleyecektir :)
Bu yöntem de Tracy Hogg'un yatır-kaldır yöntemine benziyor. Ancak Tracy Hogg'un yöntemi benim omuzda uyumayı ve kucakta tutulmayı sevmeyen kızımı iyice sinirlendirmekten başka işe yaramadı. Ben de kızımı kucağıma almadan yatıştırmanın yöntemini bu şekilde buldum.
  • http://www.pratikanne.com/ çocuklarını müzikle uyumaya alıştırdığını yazmıştı; ben bu detayı fazla önemsememiştim zamanında. Ama kızımı kendine kendine uyumaya alıştırıp da sonrasında yanında durmayıp, tam bağımsız olarak kendisinin uyumasını beklediğim dönemde müzik çok işime yaradı. Kızımı yatağına yatırıp odasından çıkacağım zaman onun dikkatini toplayacağı bir odağa ihtiyacı oluyordu. Müzik bu iş için biçilmiş kaftan. Çünkü eğer kızım ben odadan çıkarken arkamdan ağlamaya başlarsa ancak onun sesinden daha yüksek volümde çıkan bir müzik sesi onun dikkatini kendine çekebiliyordu. Zira kızım, ben odada yokken oyuncaklara vs pek de itibar etmiyordu. Ayrıca bebeklerin uyku ritmi 40-45 dakikada bir uyanıp tekrar dalmak şeklinde sürüyor. Özellikle gündüz uykularında 45 dakika sonra uyanan bir bebek eğer tekrar uykuya dönemezse ağlamaya başlar ama eğer onun sesinden yüksek bir müzik sesi dikkatini çekerse durup dinlemeye başlar ve uyumaya devam eder. Keşke pratikanne'yi en başından dinleseymişim demiştim kendi kendime, müziğin bu kadar işe yaradığını fark ettikten sonra.
 Ben kızıma bir mp3 çalar aldım. İçine değişik türde şarkılar doldurdum. Özellikle çok farklı parçalar seçtim ki biri olmasa diğeri dikkatini çeksin. Hiç tahmin etmeyeceğiniz parçalar hoşlarına gidebiliyor. Bizim kız bir Afrika parçasına aşık mesela. Bütün yaz tatilimiz boyunca o şarkı ile uyudu ve eşim "Bize hangi kabilden olduğumuzu soracaklar yakında" diye söylenip duruyordu. Ayrıca ninni söylüyorum kızıma. Kendi sesinizden alıştığı bir ninniyi kaydedip, dinletmek de çok işe yarayan bir çözüm. Özellikle 45 dakika sonra uyandığında gözlerini açmadan sizi yanında sanarak uyumaya devam edebilir.

Müziği bebek uyurken kapatmamak gerekiyor. Farklı müzik türlerini dinlemek zaten bebeğinizin zeka gelişimine de katkı sağlayacaktır.
  • Ayrıca oyuncağı ile uyumayı seçen bir bebek siz yanında durmadan, tam bağımsız olarak uyumayı daha kolay öğrenecektir. Ama yine de bebeğin yatağında oyuncak bulundururken dikkat edin, uyumak yerine oyuncaklarla oyun oynamayı tercih edip uykusunu tamamen dağıtabilir. Ben kızımın hiçbir zaman kendine bir uyku arkadaşı seçmeyeceğini düşünürken, 12. ayında kızım kendine bir uyku arkadaşı seçti. Hem de benim teklif ettiğim bütün yumuşak uyku arkadaşlarını reddedip, hiç beklemediğim bir anda, benim bebekliğimden kalma ahı gitmiş vahı kalmış bir oyuncak bebeği yatağına aldı. Gündüz hiç oynamadığı ve hiç aramadığı bu bebeği, gece muhakkak yanına istiyor artık. Sabah bizim yatağımıza gelmek için kalktığında da, bebeğini de kendisiyle birlikte getiriyor muhakkak.
  • Gelelim 9 ay ve sonrasına: Kızım hareketlenmeye başladı. Uyku düzeni şaşmaya başladı. Önce sabah uykularında hamakta sallanarak uyumaya başladı. Sonrasında 11 ve 12. aylarda (tam yürüme becerisi kazanmaya başladığı dönem öncesinde) uyumamak için direnmeye, daha çok yürüme antrenmanı yapmak istemeye başladı. Bu dönemde onu uyuması için ikna etmem gerekti. Kimi zaman meme vererek sakinleştirdim, kimi zaman hamakta salladım, kimi zaman beraber uyudum, kimi zaman sadece 2 dakika ağlamaya bıraktım ve her seferinde uyumaya ikna ettim. Bu dönemde özellikle yatağın etrafında oynayacağı hiçbir şey bırakmadım ki oynamaya dalmasın. Aklınıza gelmeyecek şeyler, bir oyuncak haline gelebilir. Bir ara yatağın etrafındaki koruyucu yastıkları bile söktüm, zira ayağını o yastıkların arkasına soka çıkara saatlerce oynayabiliyordu.
Bu dönemde dikkat edilmesi gereken nokta çocukla inatlaşmamak... Ancak eğer uykusu olduğundan ve esasen uyumak istediğinden kesinlikle eminseniz Tracy Hogg'un yatır-kaldır yöntemi başarılı oluyor. Bu dönemde bebeğin kendi kendine kalkmasını bekliyorsunuz, kalkar kalkmaz ise tekrar yatırıyorsunuz. En fazla 5-10 denemede bebek pes edip uykuya yatıyor :) 
Ama dikkat ettiyseniz sonuçta bebeğim artık tam bağımsız uyuyamıyor. Yani öyle yatağına bırakıp da müziğini açıp çıkamıyorum. Daha ne kadar böyle sürecek bilemiyorum. Eğer bir gün kızım tekrar tam bağımsız uyumaya geçerse buradan sizinle paylaşırım (umarım bir gün)...

Ha, "Bu kadar uğraşacağıma bebeği ayağımda ya da kucağımda sallayarak, meme vererek, yanımda yatırarak ya da ağlamaya bırakarak uyuturum" da diyor olabilirsiniz. Bu durumda bir sonraki hamlenizi iyi düşünmenizi tavsiye ederim.
  • Bebeğini ayağında sallayan arkadaşlarım bebek 1 yaşını geçip de ağırlaşmaya başladığında çok yıprandılar. Gece uyanan bebek tekrar uyumak için sallanmayı talep etmeye başladı. Ayrıca ilk zamanlar sallanarak iki dakikada uyuyan bebek, tüm diğer tiryakiler gibi :) gitgide miktarı arttırmak istedi. Sallama süresi uzadıkça anne fiziken yorulmaya  ve annenin sinirleri yıpranmaya başladı. Sonunda sallamaya alıştırdıklarına pişman oldular. Ben şahsen 9 yaşına kadar sallanmışım :) Sallanmayı hala çok severim. Kızımı da sallıyorum ama hamakta. Bebeğini illa sallayarak uyutmak isteyen herkese hamak tavsiye ederim, ayakta sallamak gitgide zorlaşıyor fiziken. 
  • Kucakta sallayarak bebeklerini uyutan arkadaşlarım ise ayaklarında sallayanlardan çok daha çabuk pes ettiler. Hele çalışan anneler için kucakta uyutmak tam bir işkence. Bebek 3 kilo iken kucakta uyuyan bir kedi yavrusu görüntüsünde oluyor ama 13 kiloya vardığında, kucakta uyuyan bir dana olarak pek de sevimli gelmiyor :) 13 kilo bir ağırlığı saatlerce kucakta taşımak zor. Kucakta uyumaya alışmış bir çocuğu başka türlü uyumaya ikna etmek zor. Genellikle yüzüstü uyumayı seven çocuklar kucakta uyumaktan hoşlanıyorlar. Kucakta uyuyakalan çocuğu yatağa yatırmak ve bu sırada uyandırmamak da çok zor.
  • Meme vererek uyutuyorsanız çocuğunuzun huyunu suyunu iyi bilmelisiniz. Mesela ben meme emerek uykuya dalarmışım ama annem yatağıma yatırdıktan sonra sabaha kadar uyurmuşum. Benim kızım da bir süre emerek uyudu. Sonra fark ettim ki, ne zaman emerek uyutsam çocuk gece boyunca her uyandığında, tekrar dalmak için meme istiyor. Bunu beslenmek için değil (4. aydan itibaren gece beslenmelerini kesmiştim) beni emzik olarak kullandığından yapıyordu. Bunun sağlıklı olmadığına karar verdim ve emerek uyutmayı yavaş yavaş kestim. Kızım şu anda 18 aylık ve gecede 10 ila 12 saat arası kesintisiz uyuyor. 
  • Aile yatağını tercih eden aileler var. Ya da babayı yataktan şutlayıp bebeği ile uyuyan anneler :) Bu kararı vermeden önce de iyi düşünmek gerekiyor. Özellikle çalışan anneler için bebeği ile birlikte uyumak iyi bir çözüm olabilir. Zira çocuk da anne de birbirlerini özlüyorlar ve bu açığı gece boyunca kapatmaya çalışıyorlar. Ayrıca annesi çalışan her çocuk geceleri muhakkak uyanıyor. Ama gece boyu annesinin yanın da yatan bebek muhakkak uyandığında meme istiyor. Bu durum zaman ilerledikçe anneyi uykusuz bırakıp, yorabilir. Ayrıca yine bir annenin sayfasında gece boyu ağzında meme ile uyuyan çocuğunun damak yapısının aynen uzun süre emzik emenlerde olduğu gibi bozulduğunu okudum. Bir diğeri ise gece boyu meme alan bebeğinin süt dişlerinde çokça çürük olduğunu yazıyordu. Ben insan vücudunda hasar meydana getiren hiçbir hareketin doğru ve sağlıklı olduğuna inanmıyorum. Demek ki bebeğe gece boyunca meme vermek sağlıklı bir durum değil. Eğer bebeğiniz yanınızda yatarken gece boyu sıklıkla uyanıp meme istiyorsa bir daha düşünün. Belki aynı odada ama kendi yatağında (mesela bir park yatakta) yatması sizin için daha doğru bir seçenek olabilir.
  • Ağlamaya bırakmak bazı bebeklerde işe yarıyor. Bir arkadaşım kızını 6 aylıkken sadece yarım saatliğine ağlamaya bırakmıştı. Kızı şu anda 3 yaşında ve 6. ayından bu yana yatırdıkları yerde kendi kendine uyuyabiliyor. Ama her bebekte ve annede işe yaramıyor bu yöntem ne yazık ki. Bebeğin de annenin de karakterlerinin bu yönteme uygun olması lazım. Bu yöntem hakkında: Bebeğin anneye olan güvenini kırar diyorlar. Bebeği ile aynı yatakta yatanlar için de: Bebek anneye bağımlı olur, yarın öbür gün psikolojik sorunları olur diyorlar. Ben her iki yöntem için de şöyle düşünüyorum: Bebeğin anneye olan güveninin sarsılması, bebeğin anneye bağımlı olması ve bir şekilde psikolojik sorunları olması sadece anne ile yatıp yatmamasına ya da sadece 1 defa yarım saat ağlamaya bırakılmasına bağlı olamaz. Nihayetinde bir insan evladından bahsediyoruz. Anne ile olan ilişkisinde pek çok değişken var. Sadece uyku metodu bebeğin psikolojisini bu kadar da çok etkiliyor olamaz. Anneye olan güveni tazeleyecek pek çok unsur olabildiği gibi, anneye bağımlılığını engelleyecek de pek çok husus tespit edilebilir. Önemli olan anne ile bebek arasındaki ilişkinin güven bağına dayanmasıdır.
Kendimizden haber verecek olursam: Kızım şu anda 18 aylık. 12-14 ay arasında (yürümeye başladıktan sonra) çok zorlu bir 3 ay geçirdik. Yanıma yatırdım, yanına yattım, yer yatağında yattık vs vs. Sonunda o günler geride kaldı. 15. ayından bu yana tekrar rutine oturduk: Kızımı öğlen ablası hamakta sallayarak uyutuyor; ve kızım 2 saatlik uykusunu hamakta geçiriyor. Akşamları ise uyku ritüelimizden sonra beraber kızımın yatağına giriyoruz; kızım meme emiyor (eskiden emerken uyuyakalmamasına dikkat ediyordum, şimdi kendiliğinden bırakıyor memeyi); oyuncak bebeğine sarılıyor ve benden şarkı söylememi istiyor. Ben şarkı söylerken dalıyor uykuya, ben de yataktan çıkıyorum. Yataktan indiğimi fark ediyor ama arkasını dönüp uyuyor. Bazen arkamdan kalkıp ağlıyor ama ben kapıyı kapatır kapatmaz yatıp uyumasına devam ediyor.

Bir de şu bebeğin ağlaması ile ilgili bir şey eklemek istiyorum. Her anne bu ayrımı yapar zaten sanıyorum: Bir ağlama var ki bebek hakikaten ağlıyordur. Sizden bir şey istiyordur. Ya bir ihtiyacı vardır (acıkmıştır, susamıştır, altı kirlidir, ilgiye doymamıştır vs) ya da hakikaten uykusu yoktur ve ona saygı duyulmasını talep ediyordur. Bir de uykusuzluktan öldüğü ve hiçbir ihtiyacı olmadığı halde sırf sınırlarını kontrol etmek adına ağlama numarası yapar: Cidden gözlerinden yaş dökülüyordur ama kendini zorlayarak ağlıyordur. Her bebeğin bu deneme ağlaması farklı oluyor, anne bir iki denemeden sonra bu farkı anlayabiliyor. İşte bu ikinci ağlama, kendi kendine uyumasını talep ettiğinizde katlanmanız gereken bir ağlama türü. Ben bu ağlamalar sırasında bebeğimin yanında kalıyordum. Kimse dışarıdan gelemesin diye kapıyı kilitliyordum ve kızım susana kadar güzel sözler ya da ninni söylemeye veya "Ben burada kitap okuyorum" ya da "Ben de bu koltukta uyuyorum tatlım, ağlaman bitince uyu lütfen"  gibi bir yöntem uydurup yanında duruyordum. Ama şimdi kızımın aklı başında, benim kapının önünde olduğumun farkında, canı isteyince "Anne gel, kapıyı aç, kucağa al" diyebiliyor. O nedenle deneme ağlamasında yanında özellikle durmuyorum. Kapıyı kapatıp dışarı çıkıyorum. Genellikle tam 2 dakika sürüyor bu ağlamalar. Ama bazen bir susup, bir ağlayarak 10 dakika sürdüğü de oluyor. Ama şimdiye kadar hiç bundan uzun sürmedi. Zaten bundan uzun sürerse deneme ağlaması olmadığını, bir şeylerin yanlış gittiğini düşünürüm sanırım.

Son olarak ağlamakla ilgili de şunu söylemek istiyorum: Bebeğin ağlamaya da ihtiyacı var. Eğer bir ihtiyacının karşılanması talebi ile ağlamıyorsa bırakın çocuğu ağlasın. Bu konuda yazılmış çok aydınlatıcı bir kitap var; onu da bir ara paylaşmak istiyorum. Orada yazılan görüşlere tamamen katılıyorum. Bebeğiniz zaten konuşabilmeye başladığında "Anne, içimden ağlamak geliyor, kendimi tutamıyorum" diyecek size. Bırakın doya doya ağlasın çocuk. Ağlamasın diye her seferinde ağzına meme verirseniz, her seferinde oyunlarla dikkatini dağıtmaya çalışırsanız çocuğunuzun gelişimi açısından hata olur. Ben şahsen ağlamamı engelleyenlere uyuz olurum, belki de bu nedenle öyle düşünüyor da olabilirim :)

Güncelleme: Kızım 18. ayından 23. ayına kadar tamamen kendi kendine uyumaya geri döndü. İlk dönemdeki bir 5 ay gibi harika bir dönem yaşadım :) Bir akşam yatağına yatırdım, bana "Anne sen git." dedi. Ben çıktım ve arkamdan da ağlamadı. 10 dakika sonra içeri girdiğimde gerçekten de uyumuştu. 5 ay bu şekilde kendi kendine uyumaya başladı. Hatta 21 aylıkken gündüz uykularında hamakta sallanmayı da kesti. Tamamen kendi kendine uyur oldu. Ben de içimden "Demek ki ilk başlarda kendi kendine uyumayı öğretmenin faydası oluyormuş." diye düşündüm.
Gelgelelim çocuk yetiştirmek hayat gibi inişleri ve çıkışları olan bir iş. 23. ayında kızım bezini çıkardı ve gece uyanmaları başladı. Gece uyandıkça yatağımıza gelmeyi talep etmeye başladı. Aynı dönemde ben yoğun bir tempoyla çalışmaya başlamıştım ve çok yorgun olduğumdan kızım uyur uyumaz yatağına geri götüremiyordum. Böylece kızım 23. ayından sonra anne-baba yatağında uykuya dalıp, tüm geceyi bizim yatağımızda uyumaya başladı :) Gündüz uykusuna yine kendi kendine dalıyor ama bakıcısının ya da anneannesinin kendisine bir masal anlatmasını ya da ninni söylemesini talep ediyor.

Demek ki neymiş? Çocuğun uygun dönemini kollayıp, kendi kendine uyumasını teşvik etmek mümkünmüş ama bu alışkanlığın çocuğun geri kalan ömründe de süreceğinin garantisi asla yokmuş....

Not: Benim uyku eğitimi verme tarzımda acısız uyku eğitimi vermiş bir başka annenin tecrübesi:
http://evcilikhayati.blogspot.com/2012/02/uyku-tek-istedigim-buydu.html

12 Mayıs 2010 Çarşamba

Bebeğin uykusu nasıl olmalı?


Uyku konusunda her annenin kendi doğruları vardır. İşte bunlar da benim doğrularım:

  1. Bebeğin ana ihtiyacı bence uykudur. Doğru düzgün uyuyabilen bir bebek iyi yer ve huzurlu olur.
  2. Bebeğin tüm ihtiyaçları bir kısır döngü şeklinde birbirini dengeler. İyi yiyen bebek keyifli olur, huzurlu bebek keyifle yer, karnı tok ve keyfi yerinde bebek mutlulukla uykuya dalar. Dolayısıyla bebeğin her ihtiyacının öngörülüp, bebek huzursuzlanmadan, zamanında tatmin edilmesi gerekir.
  3. Bebeği, ilk 3 ayında her şekilde uyutmak mübahtır. Hamileliğin 4. trimestırı da denilen bu dönemde bebeğin mutluluğu esastır. Bu dönemde bebek hiçbir alışkanlık edinmez. Nasıl rahat ediyorsa öyle uyutmak gerekir.
  4. Bebek nasıl uykuya geçeceğini, uykuya geçmek için kaslarını nasıl gevşetip kendisini rahatlatacağını bilemez. Aynı bebeğin rahat oturması için sağına soluna yastık koymak, kaşığı eline verip ağzına nasıl götüreceğini göstermek, tam anlamıyla dengesini kurup yürüyene kadar elinden tutup yürümesine destek vermek gibi bebeğin uykuya dalma becerisini öğrenmesi için de annesinin yardımına ihtiyacı vardır.
Gelelim benim ilk ve henüz tek çocuğum üzerindeki tecrübelerime:
  • Kızım şu anda 8 aylık. Geceleri kesintisiz (hiç uyanmadan) 11 saat uyuyor. Gündüzleri 1,5ar satten 2 kez, yani toplam 3 saat uyuyor. Günde toplam 14 saat uyuyan kızım, iyi yiyiyor (9.700 gr ağırlığında ve 72 cm uzunluğunda) ve çok keyifli bir bebek (Her gören söz birliği etmişcesine "Ne kadar huzurlu" diyor). Tüm bunları uyku düzenimize borçlu olduğumuza kesinlikle eminim.
  • Tracy Hogg'a binlerce teşekkürler. 4üncü aydan itibaren Tracy Hogg'un günlük rutinini takip ettim. Kızımın tüm ihtiyaçlarını önceden öngörüp, bebeğim huzursuzlanmaya başlamadan yerine getirdim. Ne zaman acıkacak, ne zaman uyuyacak tahmin edebildiğim için tüm günümü ona göre programladım. Dolayısıyla kızım da ne zaman karnının doyacağını, ne zaman ilgi-sevgi-oyun ihtiyacının karşılanacağını ve ne zaman uyuyacağını önceden bildiğinden hem huzurlu bir bebek oldu hem de ne yemeye, ne de uyumaya direnç gösterdi.
  • Kızımın ilk 3 ayında onu uyutmak için her türlü yöntemi denedim. Ayakta da salladım, kucakta da salladım, şşş-pat yöntemini uyguladım, emzik ile sakinleştirmeyi denedim, ninni söyledim, projektörlerle duvarlara çizgi karakterler de yansıttım. Yapmadığım kalmadı velhasıl. Hiçbirine alışmadı. İkinci bebeğimde de aynı yöntemleri gerekirse deneyeceğim. Alışır, diyenlere kulak asmayacağım. Önemli olan bebeğimin iyi uyku alıp büyümesi.
  • Bebeklerin de disipline edilmeleri gerektiğine inanan biriyim. Ancak Ferber Metodu gibi sert disiplin yöntemlerini hem onaylamıyorum hem de kişilik olarak uygulayabilecek biri olmadığımı biliyorum. Doğal ebeveynlik akımı ise bana çok hayalperest geliyor. Henüz beyin bağlantıları tamamlanmamış ve dünya üzerinde hayat tecrübesi edinmemiş bir bebeğin kendi kendisine uyumayı, yemeği vs öğrenebileceği fikri bana pek de akılcı gelmiyor. Bu nedenle ben kızıma uyumayı daha doğrusu uykuya hazırlanmayı ve uykuya geçmeyi öğrettiğime inanıyorum. 4. ayımızdan itibaren bir uyku ritüelimiz ve buna bağlı bir uyku düzenimiz var. Hiçbir zaman uyku sorunu yaşamadık ama kızıma kendi kendini gevşetip, kendi kendine uykuya geçmeyi öğretmem öyle sanıldığı kadar kolay olmadı. Benim kızım da öyle yatağa bırakıldığında uyuyabilen ender bebeklerden değildi. Bir hayli emek sarfettim.
Şimdi de kızıma uykuya dalmak için gevşemeyi öğretirken dikkat ettiğim hususları yazayım:
  • İlk olarak: Kızımı kendi yatağına alıştırdım. Kızım 2 aylıkken sabah uykularını yatağında almaya başladı. 2inci ayın sonunda ise tamamen kendi yatağına geçti. Bu hususu doktorumuza sormam gerektiği hiç aklıma gelmemişti. 5 aylıkken doktora tesadüfen söylediğimde, aslında bebeklerin 6ıncı ayın sonuna kadar anne ile aynı odada yatmasını önerdiklerini, aksi takdirde bebekte özgüven eksikliği oluşabildiğini, ancak benim kızımın son derece kendine güvenli bir bebek olduğunu ve dolayısıyla sistemimizi değiştirmemize gerek olmadığını söylemişti. Ben bu özgüven olayına kulak asmıyorum, 2. bebeğimde de kendi odasında ve kendi yatağında yatırmaya devam edeceğim.
  • Ancak güven oluşturmak ile ilgili olarak şunu söylemeliyim: Ben kızımı 6. ayın sonuna kadar su bile vermeden emzirdim. Tracy Hogg rutinini uyguladığımız için, ne zaman acıkacağını bilip önceden hazırlanıyordum. Henüz ağlama raddesine gelmeden, daha mızırdanırken yanında oluyordum. Hatta eşim sabahları uyanıp "Kızım bu gece hiç uyanmadı galiba?" diye soruyordu :) Dolayısıyla kızım ihtiyaçlarının her zaman ve zamanında karşılanacağından son derece emindi, hala da gayet kendinden emin bir bebek.
  • Takip ettiğim bloglardan ve çevremdeki diğer annelerden duyduğum kadarıyla, anne ile aynı yatakta yatan bebeklerin istinasız hepsinde emerek uyuma ve buna bağlı olarak da uyku düzensizliği sorunu var. Bence bebek, annesinin kokusunu alınca otomatik olarak meme almak istiyor. Meme emerek uyuyunca da her uyandığında meme istemeye davem ediyor. Meme isterken ve emerken uyanık olduğundan da doğru düzgün uykusunu alamıyor. Dolayısıyla kızımla ancak ikimiz de istediğimizda beraber yatıyoruz, yoksa beraber yatmayı bir günlük alışkanlık haline getirmeyi hiç düşünmedim. Kızım zaten yatağına alıştığından çoğu zaman benden uzaklaşıp, arkasını dönerek ya da yatağın uzak bir köşesine kayıp ellerini başının altına koyup uyumaya çalışarak kendi yatağına gitmek istediğini belli ediyor.
  • Belki her bebeğin ihtiyacı farklıdır fakat tahminimce her annenin ihtiyacı aynı olmalı. Kastettiğim şu: Kızımla aynı odada yatarken, o gık dese uyanıyordum. Bebek her kımıldandığında uyandıkça da uykumu alamıyor ve uykusuzluk, uykusuzluğa bağlı yorgunluk nedeniyle de gergin bir anne oluyordum. Oysa kızım kendi odasında uyumaya başlayınca ben de daha derin uyumaya başladım. Dolayısıyla daha toleranslı bir anne oldum. Bunun sonucunda da bebeğim daha huzurlu bir bebek oldu. Her anne bebeğinin nefes alıp almadığını kontrol eder. Ama bence bebek bunu, yani sizin korkunuzu endişenizi farkediyor. Bebeğim benden uzakta uyuyunca, ben de daha derin uyuduğumdan, gece boyunca 5 dakikada bir kızımın hayatta olup olmadığını kontrol etmemeye başladım. Sanırım bunun da onun huzuruna katkısı olmuştur. Bence her anne dinlenmiş ve katlanma katsayısı yüksek bir anne olmak ister. Bunun için de UYKU ŞART...
  • Tracy Hogg ile 4. ayın sonunda karşılaşana kadar 1 ay kadar kızım memede uyumaya alışmıştı. Memede uyumaya o kadar kolay alışıyorlar ki, inanamazsınız :) Benim ruhum bile duymadan bir de baktım ki benimki memmmm, mem-meee diye dile gelmiş ağlıyor [Evet, böylece kızımın ilk kelimesi meme oldu ne yazık ki:) ]. Hele kızım "mem-memmm" dedikçe, "Evet, aslında haklı. Bu onun memesi ve onu memeden ayrı tutmaya hakkım yok" diye düşünmeye başlamıştım her duygusal anne gibi. Fakat sonra Tracy Hogg'u okudum ve bakış açım tamamen değişti. Ayrıca benim eşim de, bloglarda okuduğum diğer babalar gibi "Kızımı ağlatma, ne istiyorsa ver" deyip duruyordu. Kendisini karşıma aldım "Bak hayatım" dedim. "Bir karar vermemiz lazım: Kızımı ağlatmamak için her istediğini yaparsam mı iyi anne olacağım, yoksa ona uykuya dalmayı öğretip iyi bir uyku almasına ve dolayısıyla büyümesine katkı sağlayarak mı iyi bir anne olacağım? Bebeğini ağlatan kötü anne de, bebeğini tüm gece memede tutup hem uykusuz bırakan hem de ileride diş çürümesi, çene yapısı bozukluğu vs gibi sorunlara yol açan anne, iyi anne mi? Bunları iyi düşün lütfen" dedim. Sanırım düşündü :) Bana hak verdi ve destek olacağını söyledi. Hakikaten oldu da...
Lafı çok uzattım, kızımı memede uyumamaya ve kendi kendine uyumaya nasıl ikna ettiğim artık başka bir yazımının konusu olsun :) Sonuç olarak söyleyeceğim şudur ki: Her bebeğin ihtiyaçları farklıdır. Fakat ben kendimi tanıyorum. En önemli ihtiyacımın iyi bir GECE uykusu olduğunu biliyorum. Bu nedenle, ikinci çocuğumu da kendi odasına, kendi yatağında ve kendi kendine uyumaya alıştıracağım. Bunun için yaptığım tüm fedakarlıklar ileride bana uyumlu, sakin ve fiziken iyi gelişmiş bir bebek olarak geri dönecek, eminim...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats