0-3 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
0-3 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2013 Salı

Okulsuz Eğitim Kapsamında Yapılabilecek Etkinlikler Nelerdir? 0-6 ay (5) - Oyuncak

Kontes 3 aylık
 
Doğumdan sonraki ilk üç ay, bebeğin algıları açılmamış oluyor. 30 santimden uzağı göremiyor ve eli ile bir nesneyi yakalayıp kendisine çekemiyor. Ama 4. aya girdiğinde bir gelişim atağı gösteriyor. İşte o dönemde oyuncaklarla oynamaya başlıyor.
 
Yukarıdaki fotoğrafta kızım 3 aylık, 4. aya yeni girmiş. Elindeki oyuncağı çok rahat tutuyor. Ayrıca oyuncağın içinde hışırtılı bölümler var ve üzerindeki kumaş da dikkat çekici renklerde. Bebekler en çok belirgin koyuluktaki yeşil, kırmızı gibi renklere bakıyorlar, pastel renkler pek ilgilerini çekmiyor. Sesli ve ışıklı oyuncaklardan da hoşlanıyorlar ama ben uzun bir süre kendi kendine ses ve ışık çıkaran oyuncak vermek istemedim eline. Çünkü o tür oyuncaklar bebeği yoruyor, uykusunu engelliyor. Ayrıca etki tepki mekanizmasını da öğrensin istedim. Yani bu oyuncağı sallarsam içindeki çan öter ya da mıncıklarsam içindeki kağıt hışırdar... Yani kendisinin yaptığı bir hareket sonucu dünya üzerinde bir tepki yaratabildiğini öğrensin istedim. Bir de bebekler farklı materyalleri ellemeyi seviyorlar. Farklı dokunuşta kumaşlar ilgilerini çekiyor, mesela keten ile kadifenin farkı hoşlarına gidiyor. Aynı şekilde oyuncakların etiketleri ile de çok ilgileniyorlar. Sırf etiketlerden oluşan bir oyuncak almıştım kızıma. Ama ilginçtir ki o oyuncağın da gerçek etiketini bulup, sadece onunla oynadı :)
 
Diyeceğim o ki, ilk 3 ay bebeğin hiçbir oyuncağa ihtiyacı yok. 4. ayda ise eline alabileceği, kendi kendine tutabileceği çıngıraklı, hışırtılı minik bir oyuncak yeterli oluyor. Bir de oyun halısının üstüne asılabilecek değişik gündelik materyaller de ilgisini çekiyor.
 
Kontes 3 aylık

Yukarıdaki fotoğrafta Kontes'in anakucağına oyuncaklar asmışız. Oyuncakların rengi pastel olmasa daha iyiymiş. Ama minik karıncanın içinde minik bir çan ve yaprağın içinde de hışırtı çıkaran bir kağıt var. O dönem elinden düşürmediği iki oyuncağı bunlardı ve hatta karıncası ile birlikte de uyudu bir dönem :)
 
Kontes'in bir diğer severek oynadığı oyuncağı da kitaplardı. Elbette henüz kitabın ne olduğunu bilemiyordu. Ama kumaş kitapları ağzına sokuyor, içlerindeki farklı kumaşlardan hazırlanmış resimleri elliyor, parlak ve hışırtılı kağıtlara dokunmaya çalışıyordu. İlk dönem minik ellerini tutup, parmaklarını kitabın üzerinde gezdirerek nasıl yapacağını göstermiştik. Sonraları kitabın içindeki resimleri göstererek hikayeler anlatmaya, hayvanların seslerini çıkarmaya başladık. Çok ilgisini çekiyordu. Aynı zamanda kucağımıza otumuş ya da yanımıza uzanmış şekilde bizimle vakit geçirmek de hoşuna gidiyordu sanırım.
 
Kontes 3 aylık, ana kucağında. Fisher Price Mini Çiftlik Kitabı'nı okuyor :)

Kontes 4 aylık. Marsik Yayıncılık'tan çıkan TİM- Oyna ve Öğren
kitabını inceliyor ki bu kitabı 3,5 yaşında hala ilgisini çekiyor.
http://www.atlascocuk.com/U1032,104,tim-oyna-ve-ogren-0-4-yas-icin-kitaplar-marsik.htm

Kontes 4 aylık. Fisher Price Eğitici Aktivite Kitabı. İlk müzikli oyuncağı.

Kontes 5 aylık. Oyun halısına oyuncaklarını asmışız. Yanında da kitapları duruyor.
Orta altta görünen ıslanmaz banyo kitabı.
Banyoda da oyuncak ördek yerine kitapla oynamasını tercih etmiştim.
Plastik ördeklerin içine su doluyor ve sonra küflenerek kararıyor.
 
Evimizde televizyon ancak akşam saatlerinde açılır. Kızım da erken uyuyan bir bebek olduğundan hiç televizyonla karşılaşmadı, ne işe yaradığını bilmiyordu. Ama anne babanın oyuncağını yani bilgisayarı merak ediyordu :)  Merakını dindirmek için 6 aylıkken bilgisayarı açıp izlettik. Ama elbette o saatten sonra bilgisayar konusunda çok daha dikkatli davrandık.
 
6 aylık Kontes bilgisayar ile tanışıyor.
 
Kontes'in oynamayı sevdiği bir diğer oyuncak da orguydu. Çeşitli müzik aletleri almıştık. Ama minik davulu ya da marakasları onun ilgisini org kadar çekemedi. 30 liraya bir marketten aldığım org ise çok uzun bir süre oyaladı kızımı. Sonra bozuldu elbette ama hala sorar o orgunu:
 
Kontes 4 aylık, babasıyla org çalıyor.
Kontes 4 aylık, kendisini geliştirmiş, iki elle çalmaya başlamış :)
Kontes 4 aylık. Artık tek başına çalabiliyor :)
Kontes 5 aylık. artık bir piyanist şantör edasında :)
 

13 Nisan 2013 Cumartesi

Okulsuz Eğitim Kapsamında Yapılabilecek Etkinlikler Nelerdir? 0-6 ay (4) - Vücut Koordinasyonu

Kontes 4 aylık

1992 yılından bu yana Amerikan Pediatri Derneği, Ani Bebek Ölümü Sendromu'na karşı bebeklerin sırt üstü yatırılmalarını tavsiye ediyor. Biz de bu tavsiyeye uyduk ve kızımı hep sırt üstü yatırdık. Ama sonraları okuduklarımdan öğrendim ki bebeğin yüzüstü zaman geçirmesi, hem sırt kaslarını güçlendiriyor hem de emeklemelerini kolaylaştırıyormuş. Bebeğin emeklemesi ise vücut koordinasyonu, kasların gelişimi ve denge merkezi açısından önemliymiş. Örneğin yağmur ormanlarındaki bir bölgede, toprağın sürekli nemli olması nedeniyle anne kucağından asla indirilmeden büyütülen bebekler, hiç emeklemeden yürümeye başlıyorlarmış. Oysa emeklemenin hem fiziki hem de psikolojik gelişim açısından önemi büyükmüş. Ve saire, ve saire... Ayrıca doğada sırt üstü yatan tek canlı yavrusu, insan yavrusuymuş. Hem ayrıca yüzüstü yatan çocuklar daha derin uyuyorlarmış, çünkü Moro Refleksi denen sıçrama hareketini yapamadıklarından, kendi kendilerini uykudan uyandırmıyorlarmış. Sırt üstü yatan çocuklarda ise Moro Refleksi'ni ortadan kaldırmanın tek yolu çocuğun kollarını kundaklamakmış. Üstüne üstlük 1992 yılından bu yana sırtüstü yatan çocuk sayısına paralel olarak Düz Kafa Sendromu gelişmeye başlayınca Göbek Zamanı denen, bebeğin yüzüstü zaman geçirmesi gerekliliği ifade edilmeye başlanmış. Hatta bebeğin uyku, beslenme ve yüz yüze iletişim gereksinimi dışında sürekli yüzüstü tutulması gerektiği ifade ediliyor.
  
Tüm bunları okuyunca kızımı yüzüstü çevirmeye heves ettim. Ancak sırt üstü uyutulan ve doğal olarak günün büyük bir bölümünü uyuyarak geçiren bebeklerin yüzüstü durmaya pek de hevesli olmamaları sık rastlanan bir durummuş. Kızım asla tek başına yüzüstü zaman geçirmeyi kabul etmedi, en fazla birkaç dakika içinde mıkırdanmaya başlıyordu. Yüzüstü zaman geçirmesi için yanında durup onunla oynamam, onu cesaretlendirmem gerekiyordu.
 
Kontes 3 aylık. Göğsünün altında bir yastık var.

Kontes 4 aylık. Göğsünün altında yine bir yastık var.
En sevdiği kitabı önüne koyup ilgisini çekmeye çalışıyorum.
Kontes 4 aylık. Dantel örneği çıkarmaya çalışıyor :)

Kontes 5 aylık. Yüzüstü biraz daha rahat görünüyor.
 
Kızım daha çok sırt üstü zaman geçirmeyi seviyordu. O dönem henüz sadece vücudu ile ilgiliydim, eğitim konusuna girmemiştim. Kızımın sırt üstü zaman geçirmek istemesi hususunda en azından bir şeyi doğru yapmışım: Kızımı ana kucağında vs oturtmak yerine hep yerde tuttum. Salonun ortasında duran oyun halısında kendi kendine zaman geçirdi, orada uyudu uyandı ve bizim hayatımıza dahil oldu. Bu da Montessori eğitiminin bir parçasıymış meğerse...
 
Kontes 2 aylık. Kasım ayı. "Yerler soğuk olur." diyenleri dinlemiyorum elbette.
 
Kontes 3 aylık. Şişme bir yer yatağını orta sehpanın
üstüne koymuştum. Bizim yüz hizamıza daha yakın
duruyor ve olanı biteni ilgiyle izliyor.
 
 
Kontes 4 aylık. En sevdiği oyuncakları ile oynarken uyuyakalmış.
Bir elinde kitabını, diğerinde hışırtılı küpünü sıkı sıkı tutuyor.
 
Kontes 4 aylık. Ben misafirlerimi yolcularken uyuyakalmış :)
 
Bizim kültürümüzde genellikle bebeğin erken yürümesi ile övünülür. Kontes 9-10 aylıkken ayağa kalktı ama kendi kendine yürümesi 12. ayını buldu. Buna rağmen geç yürüdüğünü söyleyen çok kişi oldu. Oysa ben ayağa kalkmaması ve emeklemesi için çok çaba sarf etmiştim, Kontes çok kısa bir süre emekledi ve hemen yürümeyi tercih etti... Üstelik sürekli sırt üstü yattığı için kafasının arkası düzleşti. Buna da düz kafa sendromu (flat head syndrome) deniliyormuş. Önceleri kafaya takıyordum bu durumu ki kendimi suçladığım da olmuştu (Bkz. şu yazım). Sonra milattan önceden beri bebek kafatasının şekillendirildiğine dair yazılar okudum. Kafatasının yukarı doğru uzun olması sosyal statü göstergesi sayılıyormuş. Bunu öğrenince kendimden utandım. Bu kadar bin yıl geçmiş, hala bir arpa boyu yol kat edememişim, hala estetik kaygılar taşıyorum, hala bebeğimin kafası düz olursa sosyal statü olarak aşağı algılanacağını düşünüyorum... (Eski uygarlıklardaki uygulamalar için "head flattening" yazarak, google görsel araması yapabilirsiniz. Sanki bir sağlık sorunu imiş gibi düzleşen kafatası "tedavisi" için kullanılan kasklar da bence eski uygarlıklarda kullanılan bandajlama metodundan hiçbir farklılık taşımıyor. Bunun resimleri için de "head flattening helmet" yazıp arama yaptırabilirsiniz.)
 
Bir de "bebeklerin kemikleri yumuşaktır, aman sakın ha oturtmayın" baskısı vardır yeni anne üzerinde. Kontes bu zorlamayı da kendisi yıktı. Bir gün meme emerken, emmeyi kesti ve kalkıp oturdu! Hiçbir zaman istemediği bir şeyi kızıma zorla yaptırmadım. Dolayısıyla bebek oturmak isterken zorla yatıramazdım. Bu nedenle Kontes istediği sürece oturdu:

Kontes 3 aylık. Önden ve arkadan destekle oturuyor.

Kontes 4 aylık. Biraz kaykılmak suretiyle destekle oturuyor.
Kontes 4. ayın sonunda kısa bir süre desteksiz oturabiliyor.



Kontes 4. ayında basarak dengede durmaya çalışıyor.

Kontes 6. ayında.
Artık kendi kendine gayet rahat dengesini kurabiliyor.

Çocuk sayısı azaldıkça, annelerin çocuklarına olan özeni artıyor sanırım. Bu durum da iyi mi, değil mi, bilemiyorum. Ama kesin olan şu ki, annelerin bu hassasiyeti ciddi bir pazar yaratmış. Sürekli bebeklerimize zarar geleceği yönünde korkutuluyoruz. Artık kulaklarımı tıkadım. Ne "Yanında yatırırsan bağımlı karakter geliştirir", ne "Uzun süre emzirirsen oral takıntılı olur." ne de "Şöyle şöyle yaparsan mutlaka kötü bir bir biçimde böyle böyle" olur diye kesin yargı ifade eden hiçbir uyarıyı dikkate almıyorum.


12 Nisan 2013 Cuma

Okulsuz Eğitim Kapsamında Yapılabilecek Etkinlikler Nelerdir? 0-6 ay (3) - Hareket ve Benlik Algısı


Kızımda pek fazla gaz sorunu yaşamadık. Bebeğin fiziksel özelliklerine göre fark ediyor gaz sorunu sanırım. Ama hareketin de gaz sorunu konusunda etkili olduğunu düşünüyorum. Bebekler sürekli sırtüstü yatıyorlar. Eğer başka birisi onları hareket ettirmezse, kendi kendilerine hareket edemiyorlar. Barsak hareketi de olmayınca, gaz olması kaçınılmaz. Yetişkinler bile gaz sancısı çektiklerinde hemen hareket etme ihtiyacı duyuyorlar. Bu nedenle bebeklerin barsak hareketlerinin dışarıdan da desteklenmesi gerektiği fikrindeyim.
Bebeğin hareket etmesi ayrıca boyunun uzaması hususunda da önemli sanırım. Çünkü basitçe bebeğin boyunun uzaması için kemiklerinin uzaması lazım. Kemiklerin etrafı ise kaslarla örülü. Eğer kasları uzunlamasına esnetirsek, kaslar da kemikleri uzamaya zorlayacaklardır. Basketbolcuların boyunun uzun olması gibi... Elbette genetik etkenler de burada söz konusu ama kas hareketlerinin de bir miktar etkisi olduğunu düşünüyorum.
Yeni nesil anneler, bebeklere porselen muamelesi yapıyorlar. Oysa eski nesil anneler bebekleri bol bol atıp tutarlar, ellerini ve ayaklarını birleştirip gererek jimnastik hareketleri yaptırırlar, sırtlarına bağlayarak kendileri ile birlikte hareket etmesini ve en basitinden beşikte veya hamakta uyutarak çocuğun barsaklarının rahatlamasını sağlarlardı. Tüm günü yatağında, ana kucağında, pusetinde, araba koltuğunda vs sırtüstü yatarak geçiren modern çağ bebeklerinin bol gazlı olması ve kas güçlerinin azalmış olması bence çok olası...
Ayrıca bebekte benlik algısı oluşturmak açısından da vücuduna dokunmak ve vücudunu hissetmesini sağlamak çok faydalı.
Yapılan hareketler hiçbir işe yaramasa bile en azından hareketleri yaptıran kişi ile bebek özel bir zaman geçirirler, ki bu tür özel zamanlar bile bebeğin gelişiminde önemlidir.
  • En eğlendiğimiz oyunlardan bir tanesi için temiz bir allık fırçası gerekiyor. Bebeği çıplak olarak yatırıp, allık fırçasını yavaş yavaş vücudunda dolaştırarak, tüm vücudunu fark etmesini sağlanabilir. Saçlarını taramak da kafası için aynı etkiyi yaratacaktır:


Kontes 2 aylık


  • Aynı şekilde vücudunun değişik yerleri öpülerek, vücudunu fark etmesi sağlanabilir. Mesela elleri, ayakları, alnı, burnu, boynu vs.
  • Eskilerin yaptığı gibi bebeği sırt üstü yatırıp, sağ el ile sol elini göğsünün üzerinde birleştirip geri açabilir ve bu sırada öpücük sesi ile de ses efekti verilebilir :) Aynı şekilde sağ el ile sol ayak, sol el ile de sağ ayak vücudunun ortasında birleştirilebilir ki bu hareket, barsak hareketleri açısından da önemlidir.
  • Bebeğin bacakları ile bisiklet çevirme hareketi yapılabilir. Bebeğin bacakları tek tek dizlerinden kıvrılmak suretiyle karnına doğru bastırılabilir ki bu hareket de barsağı hareketlendirecektir.
  • Bebek yogası yapılabilir. Yoga denince insanların aklına dini bir ritüel geliyor ama esasında kasları uzatmaya ve gevşetmeye yarayan hareketlerdir bunlar, dini nedenlerle de yapılmaktadır ama sırf jimnastik olsun diye de yapılabilir. Akıllı Bebekler Akademisi isimli kitabın içinde yer alan bir dizi hareketi yaptırıyordum ben kızıma:
  • Yine aynı kitabın 147 ila 150'nci sayfaları arasında anlatıldığı şekilde kızımı ağırlık olarak kullanarak jimnastik yapıyordum. Hem kendi kaslarımı kuvvetlendiriyor hem de kitapta söylendiğine göre kızımın kinestetik zeka alanında denge becerisi geliştirmesine yardımcı oluyordum. Mesela koltuk altlarından tutup yukarı aşağı kaldırıyor veya dirseklerimi kırarak göğsüme yaklaştırıp tekrar dirseklerimi düzleştirerek ileri doğru uzatıyordum. Ya da kızımı koltuk altlarından tutarken sırtüstü yere yatıp, kızımla birlikte sağa ve sola doğru yuvarlanıyordum. Kızımı bir yastığın üzerine yatırıp, önce baş sonra ayak kısmına eğim veriyordum. En sonunda da kızıma sıkı sıkı sarılıp müzik eşliğinde dans ederek sonlandırıyordum.



  • Eskilerin sık sık yaptığı ve Akıllı Bebekler Akademisi kitabında da önerilen bir başka hareket ise havaya atıp tutma hareketi. Ama bu hareketi yaparken bebek muhakkak heyecanlanacaktır. O nedenle mümkünse uykudan önce yapılmaması daha iyi olur.

  • Yukarıdaki resmin diğer sayfasında görülen çekme oyununu da kızım çok severdi. Rahmetli babaannem de benimle oynardı hep: Fış Fış Kayıkçı. Ki bu oyun bebek büyüdükçe, karşılıklı yere oturup, ayak tabanlarını birbirine bastırmak suretiyle de oynanabilir ki, yoga hareketleri gibi kas uzatıcı bir harekettir.

  • Kızımı hemen her yıkayışımda tamamen suya sokup yüzdürmek suretiyle yıkadım. Hala suya deli oluyorsa, bunun da bir etkisi vardır muhakkak. Bu tekniği Hemşire Ayşe Öner'den öğrenmiştim, kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır, müthiş bir teknik gerçekten. Kızımı çoğunlukla ellerimle yıkadım ama bazen lif, sünger, yumuşak bir bez, tülbent gibi farklı materyallerle yıkamak da bebeğin ilgisini çekiyor.


  • Ve son olarak her banyodan sonra muhakkak masaj yaptık, hala da yapmaya devam ediyoruz. Masaj da hem barsak hareketlerini hızlandırmak, hem bebeği gevşetmek ve hem de bebek ile masajı yapan kişi ile özel bir an yaşayabilmesi için harika bir yöntem:

Son fotoğraf bebeği asla zorlamamak gerektiğini gösteriyor. Tüm bu hareketleri bebeği mutlu etmek için yapıyoruz. Bebek huzursuzsa, istemediğini belli ediyorsa muhakkak hareketi sonlandırmak gerekiyor.

Zaten çocuklarımız sürekli dört duvar arasında yaşamak zorunda kalıyorlar, en azından evin içinde hareket etmeleri hem ruhsal hem de fiziksel olarak sağlıklı ve huzurlu birer bebek olmalarını sağlayacaktır. Ayrıca eğer bebekte olumsuz giden bir durum varsa, mesela orta kulak iltihabı varsa, bu hareketleri yaptırırken vereceği tepkilerden, bir şeylerin yolunda gitmediğini anlamak da mümkün...


10 Nisan 2013 Çarşamba

Okulsuz Eğitim Kapsamında Yapılabilecek Etkinlikler Nelerdir? 0-6 ay (2) - Sosyalleşme

Dedem ve kızım (5 aylık)

İNSANOĞLU SOSYAL BİR VARLIKTIR.
Kızım doğmadan önce özellikle amcasına yakın taşınmıştık. Kızım doğduktan sonra da haftanın 3-4 günü amcası, yengesi ve kuzeni ile birlikte geçirdik. Anneannesi her hafta gelip bir geceyi bizimle geçiriyordu. Diğer akraba ziyaretlerini de hiç ihmal etmedik, hala da etmeyiz. Çekirdek ailesi en içte kalmak üzere giderek genişleyen akraba halkalarını fark etmesini ve kendisini güvende hissetmesini istedim. Yukarıki resimde kızım annemin babası ile birlikte. 5 aylık olduğu için algıları oldukça açılmış. Dedenin sakallarını hissediyor sanırım. Sevildiğini de hissediyor olmalı ki çok sakin ve konsantre olmuş görünüyor.
Aile dostlarımız. Kontes 2 aylık ama kendisine bakan gözleri fark etmiş,
onlara uzanmaya, onlarla iletişim kurmaya çalışıyor.
Aynı aile dostlarımızın evinde, başka bebekli dostlarımız ile kahvaltıdayız.

Aynı aile dostlarımızın oğlunun doğum günündeyiz. Kontes iki aylık.

Başka arkadaşlarımızın kızımdan 1 ay büyük kızları.
Kontes iki, arkadaşı üç aylık olduğundan henüz iletişime geçemiyorlar :)
Ama ileride birlikte azabileceklerini düşünüyorum :)

Bu sefer başka bir arkadaş grubu ve çocukları ile başka bir doğum günündeyiz.
Kontes 3 aylık ve hala her İstanbul ziyaretinde bu çocukların ve
 ailelerin tümü ile görüşüyoruz.
Ki bu gruba iki küçük kız daha katıldı, Kontes onların hastası.
Oğlum kadar sevdiğim, çocukluk arkadaşımın oğlu.
Onun teyzesi, benim de kardeşim olmadığından, bana Teyze diyor.
Kontes 2 aylık, arkadaşı 5 aylık.
Aynı arkadaşı 8, Kontes 5 aylık. Birlikte restorandayız.
Kontes benim kucağımda başka çocukları görmeye çok alışık.
Üstelik arkadaşı, Kontes'in oyuncağı ile de oynuyor.
Paylaşım ile ilgili hiçbir zaman sorun yaşamadık.

Komşumuz. Çerkezistan'dan gelmiş bir aile. Çocukları ile Çerkezce konuşuyorlar. Bize de öğrettiler birkaç kelime. Hayatımda gördüğüm en iyi annelerdendir. Pek çok konuda örnek aldım kendime. Bizimle de Türkçe ve Rusça anlaşıyorlardı. Kızım onlar sayesinde ilk defa farklı bir dil kavramı ile tanıştı. Resimde kızım 4 aylık, arkadaşı ise 3. Kızımın algıları daha açık olduğundan, arkadaşı ile iletişime geçmeye çalışıyor. Şu anda onlar Edirne'ye taşındı. Görüşemesek de irtibatı koparmamaya çalışıyoruz.
Oturduğumuz bölgede yaşayan aile dostlarımız da vardı. Şu anda başka bir şehire taşınmış olsak bile düzenli olarak İstanbul'a gidip eşimizi dostumuzu ziyaret ediyoruz. Eğer bir insanın bebekliğini biliyorsam, onun büyüyüşüne şahit olmuşsam, o insana karşı hoşgörümün daha fazla olduğunu fark ettim. Bebekliğini bildiği, üzerinde emeğini olan bir çocuğa insanın zarar vermesi zordur. O nedenle tüm eşimin dostumun, kızımın büyüyüşüne şahitlik etmesi ve kızımın da onların çocukları ile birlikte büyüdüğünü fark etmesi için elimden geleni yapıyorum.
Üyesi olduğum bir dernekten bebek ziyaretine geldiler.
Kızım 4 aylık ve algıları açılmış.
Teyze ve ablalara şaşkın bakışı görülebiliyor sanırım :)
Akraba ve eş dost ziyaretinin yanı sıra, nispeten daha az görüştüklerimizle de iletişimde kalmak için partiler iyi birer fırsat oluyordu. Kırk uçurma, Mevlüt okutma, diş buğdayı gibi özel toplantılar ile başkaları ile de iletişime geçiyor ve kızımı yeni yeni sevilesi insanlarla tanıştırıyordum. Kimsenin kucağına vermemezlik etmedim. Başkalarına verirken en ufak bir tereddüt de yaşamadım. Kızım çok da sosyal ve dışa dönük bir çocuk olmamasına rağmen, benim rahatlığımı hissettiğinden herhalde, hiçbir zaman başkasının kucağına gittiği için ağlamadı.
Kızım BabaSling içinde, 2 aylık.
Sosyal hayata katmak için kızımı yanımda taşımam yeterli değildi. Olabildiğince bizimle göz hizasında olmasını ve Dünya'yı bizim gibi görmesini istiyordum. Çok çeşitli sling'ler denedim.  Sokakta da puset yerine, sling tercih ettim çoğunlukla. Kızım doğduğu günden itibaren asla sıkışık ortam ve ten teması sevmedi ama sling'le çok rahat etti. İlk denemelerimde ağlamıştı, ben de tedirgin olmuştum. Sonra fark ettim ki evin içinde ağlıyor ama dışarı çıkar çıkmaz susuyor ve hatta uyuyakalıyor. Sonraları evin içinde de sling ile bağlanmaya alıştı. Ev işlerini bile kızım kucağımda veya sırtımdayken yaptığım çok olmuştur.
Kontes 4 aylık "wrap sling" ile bağlanmış ve bağlanır bağlanmaz uyuyakalmış,
henüz asansörden bile inmemişiz ki
fotoğrafımızı asansör aynasından çekiyorum :)
Kontes 6 aylık ve artık dik durabiliyor. Bu nedenle "Slingo Hug" içinde artık.
http://www.babyslingo.com/urunler/slingo-hug/


Yüz yüze bakışıyor, kalp kalbe duruyoruz.
Dünya korkulacak değil, bilakis heyecan verici bir yer...
Bunu hissediyor sanırım.

Rüzgarlı bir günde, Mart başında, Boğaz'dayız.
Okulsuz eğitim kapsamında tekrar etmek isterim ki "sosyalleşmek" her gün aynı yaş grubundan, aynı çocuklarla, bir odanın içerisinde kapalı kalmak demek değildir. Çeşitli yaş guruplarından, çeşitli insan ile birlikte olmak bana "sosyalleşmek" kapsamına daha çok giriyormuş gibi geliyor. Yine de kızım büyürken hep aynı insanlarla, tekrar tekrar görüşmeye dikkat ettim, görüşmeye de devam ediyoruz. Çünkü bunun güven duygusunun gelişiminde önemli olduğunu, güven duygusunun da kişisel gelişime temel hazırladığını düşünüyorum. Kızımın ilk defa gireceği ortamlarda ise hep yanında oldum. Böylece hem kendisini güvende hissetti, hem de benim tepkilerimi gözlemleyerek nasıl davranması gerektiğini öğrendi.
Bu arada kızım 6 aylık olana kadar hastalanmadı. Hani bu kadar çok insanla iç içe olunca hastalanırmış gibi düşünülebilir. Ama anne sütü koruyor sanırım. Bir de birlikte olduğumuz insanlar çok hassas kişilerdi. Hiçbiri hasta hasta kızımı ellemedi, sokaktan gelenler ellerini yıkamadan kızıma dokunmadılar. Sonuç olarak insan ilişkisi kızıma hastalık olarak geri dönüş yapmadı. İnsan ilişkilerinin katkısı çok oldu, zararı hiç olmadı.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats