4 Kasım 2011 Cuma

İstanbul'da çocukla nerelere gidilebilir? Fenerbahçe Parkı

Evdeki kedimizden dolayı kızım hayvanlara temkinli yaklaşıyor :)

Gitmeyi sevdiğimiz mekanlardan biri de Fenerbahçe Parkı...

Resmin solundaki ördekler görünüyor mu?



Park, Fenerbahçe gibi restoran ve kafelerin yoğun olduğu bir bölgede minik bir vaha gibi. Yemyeşil, araba seslerinden uzak, deniz kenarında ve çocuklarla dolu....


Kediler, ördekler... Bir küçük kız daha ne ister?

Cıvıl cıvıl her taraf... Havanın güzel olduğu günlerde büyük ihtimal açık havada poz veren gelin ve damatlar görebilirsiniz. Haşlanmış mısır yiyebilirsiniz... Yalnız pusetle gezecekseniz, parkın bazı yerleri arnavut kaldırımlı, uyarmış olayım.




"Çimenlere basma" demem asla kızıma. O zaten nerede, nasıl davranacağını bilen küçük bir hanımefendidir, Kontes'tir :)


Resimde, orta arka tarafta duran minik at arabası görünüyor mu?

Kızım çitlerin üzerinden atlama antrenmanı yapıyorİ büyük kasların motor gelişimi için uygun bir aktivite :)




Araba korkusu olmadan çimenlerin üzerinde özgür bırakıyorum, dilediği gibi koşturuyor.


Yorulup acıkınca deniz kenarındaki kafeye gidiyoruz. Üniversite sınavına girmeden bir gün önce bu kafeye getirmişlerdi beni annemle babam, bende anıları vardır yani kafenin. Tostu da mükemmeldir.



Deniz kanarında, yeşillikler içerisinde, anne baba ve arkadaşlarla geçirilen bir günden daha güzel ne olabilir ki bir çocuk için!?



Not: Bu fotoğrafların çekildiği gün kızımın peşinde koştururken bir amca durdu yanımızda. Gayet dinç,sağlıklı ve yakışıklı görünüyordu. "Bunlardan 5 tane büyüttük biz." dedi. "Gözümüzü kapadık açtık, büyümüşlerdi.". Sonra da ekledi "Ama onlar büyürken yaşadığın yorgunluk hiç unutulmuyor.". Eh be amca, oldu mu şimdi :))

3 Kasım 2011 Perşembe

Kasım'ın ilk haftası pazarda neler var? Bu hafta hangi yemekler pişirilebilir?


Bu hafta pazardan neler aldık bir göz atalım:

Ispanak
Pazı

Kereviz
Brokoli

Balkabağı
Elma
Nar (kızım bayılıyor)
Mandalina
Avakado (bebeğimin kahvaltısını yoğunlaştırmak için ekliyorum)
Muz



Demek ki bu hafta evde neler pişecek:

Kıymalı ıspanak (geçen hafta doyamadık ıspanağa)
Zeytinyağlı kereviz (bol patatesli olunca çocuklar da severek yiyor)
Etli pazı dolması veya zeytinyağlı pazı yaprağı kavurma (zamanımıza göre)
Etli nohut yemeği

Bulgur pilavı
Sebzeli kuskus (havuç, soğan, brokoli)
Tavuk suyuna çorba ve tavuklu pilav (tavuğu sadece kışın yiyoruz)
Mahluta Çorbası (Kimyonlu Mercimek Çorbası)
Kabak tatlısı / sütlaç

Et ve balık hakkımızı haftasonu arkadaşlarla ya da akrabalarımızla yiyeceğimiz akşam yemeklerine saklıyoruz :)


2 Kasım 2011 Çarşamba

2 yaşında bebeği nasıl oyalayabilirim? Verimli Zaman Geçirme- Sanat Etkinliği

Tarçınlı Kurabiye Almina'nın annesi yazıyor da yazıyor, bir de ballandırarak anlatıyor ki... :) Ben de gaza geldim, "Yapalım artık bir sanatsal aktivite, zamanıdır" dedim. Almina'nın annesi haklıymış: İnsan kendisini kaptırıveriyor :) Kontes mi, yoksa annesi mi daha çok eğlendi bilemedim...

İşte ilk sanatsal aktivitemiz: El İzinden Ağaç Yapma

Önce ağaçlık bir alanda yürüyüş yapıp yaprak topluyoruz. Daha sonra renkli el işi kağıtlarımızı, bir adet yapıştırıcımızı, bir adet kalemimizi, bir adet ucu keskin olmayan makasımızı ve 2 yaşında çocuğumuzu alarak çocuk boyu masanın başına geçiyor ya da yere oturuyoruz.





Kahverengi elişi kağıdının arkasını çeviriyor ve çocuğumuzun elinin, dirsekten başlayarak izini çıkartıyoruz.



Kahverengi tarafı üste gelecek şekilde, başka bir elişi kağıdının üzerine yapıştırıyoruz. Bu el izi bizim ağacımızın gövdesini ve dallarını oluşturuyor.



Ben kahverengi ağaç gövdesini beyaz A4 kağıt üzerine yapıştırdım. Ve sonra da ağaçların dallarına elimde kalan 3 adet yaprağı iliştirdim. Yaprakları yumuşak yapıştırıcı ile yapıştırmak zor oldu, ben de uhu kullandım. Çok çabuk yapılmış ve uyduruk bir çalışma oldu ama kızımın bakışlarındaki hayranlığı görebiliyor musunuz?





Sonra olaya biraz daha heyecan katmak istedim ve kızıma "Babaya sürpriz yapalım, bakalım görünce şaşıracak mı!?" diyerek ağacımızı televizyonumuzun üstüne koydum. Baba eve gelince de heyecanla "Sürpriz, sürpriz" diye bağırarak televizyonun üstünü işaret ettik. Hem baba, hem de Kontes eğlenmiş oldular akşam akşam :)



Ağacın farklı versiyonları:

Firarperest ve oğlu Can'ın ağacı

Becky ve 2 çocuğunun ağacı


Dubien ailesinin ağaçları 1 ve 2


30 Ekim 2011 Pazar

Bebeğinizi ne zaman tiyatroya götürebilirsiniz? (Memo'nun Önlenemez Yükselişi)


Sanırım 2 yaşından sonra, artık uygun zamandır. Yani en azından benim kızım için uygun zamanmış :) "İki yaşında çocuğu tiyatroya götürmeye gerek var mı?" sorusuna cevaben: Tiyatro izlediğimiz akşam kızım uyku öncesi masalı zamanında, "Kontes kiatroya gitmiş, anlat anne." buyurdu. Masal bitince de "Yine kiatroya gidelim mi anne?" diye sordu :)

Bugün, kızım 25 aylıkken ilk kez ailecek tiyatroya, Semaver Kumpanya'nın "Memo'nun Önlenemez Yükselişi" isimli oyununa gittik.

Eşim de ben de sürprizlerden ve zorlamalardan hoşlanmayız. Bu nedenle kızıma hiçbir konuda emrivaki yapmamaya ve onu bilmediği bir durum içinde bırakmamaya çok özen gösteriyorum. Daha önceleri 2-3 defa kukla tiyatrosu izledik kızımla. Her seferinde oyuna yoğunlaşma süresi daha da uzuyordu. Sadece kuklalar birbirlerine vurdukları zaman (ki kukla oyunlarında bu vurma temalarını çok kullanırlar çocukları güldürmek için) bizimki korkuyor ve rahatsız oluyordu.



Çocuk tiyatrosunun çok daha deneyimli insanlar tarafından yönlendirileceğini ve içinde şaka yollu bile olsa şiddet barındırmayacağını düşünerek tiyatroya gitmeyi kafama koymuştum (gerçi oyunun birkaç yerinde yine böyle itiş kakış sahneleri oldu ama bu sefer kızımı rahatsız edecek kadar şiddetli değildi). Birkaç gün öncesinden kızıma tiyatroya gideceğimizi ve orada oyun oynayan ağabey ve ablaları izleyeceğimizi heyecanlı heyecanlı anlattım. Sabah erkenden babamız "Tiyatro bileti almaya çıkıyorum." diyerek bilet almaya gitti. Biz evde çok heyecanlandık. Tiyatronun kapısına kadar her şey yolunda gitti. Ta ki bizim kız insanların karanlık bir kapıdan girdiğini görüp ürkene kadar :)

Kızımı kucağıma aldım. Giriş kapısının önünde durdum. İçeri heyecanla giren çocukları izledik beraber. İçeride oturan çocukların da bir kısmını görebiliyorduk. Şansımıza içeride Barış Manço'nun "Ayı" şarkısı çalıyordu. Ki bu şarkı kızımın ilk öğrendiği şarkılardan biridir. Kızım da içerideki çocuklarla birlikte şarkıyı söylemeye başladı. Ve BİNGO! İlk göz yaşlarım akmaya başladı :) Çok insana nasip olmaz, ölüp gittikten sonra bile çocuklar onun şarkılarıyla eğleniyorlar. Böyle çok sevdiğimiz Barış Manço sayesinde içeri rahat girdik. Bilahare "Küçük Kardeş" şarkısına da eşlik ederek yerlerimize yerleştik :) Yerimiz de harika: Tam orta sütunun baştan 3. sırası. Sahneyi tam ortadan görüyoruz, önümüzde görüntüyü kesecek bir kalabalık yok ama kızımın diğer çocukların da izlediklerini görmesine fırsat sağlayan iki sıra var. Bilinçsiz ama harika bir tercih olmuş.

Daha sonra oyuncular sahneye geldiler. Ve BİNGO! Oyun hemen hemen bir kukla oyunu şeklinde. Çoğu bölümlerinde bir aktör ve 3 kukla oynatıcısı var. Kızım zaten alışık kukla tiyatrolarına... Derken başroldeki oyuncu ilk repliğini söyledi "Şimdi size bir masal anlatacağım." Ve BİNGO! :) Kızım için sihirli sözcük "masal"!... Ağlamasını kesen, yemeğini bitirttiren, uyumasını sağlayan, oturmasını sağlayan vs vs sihirli sözcük "masal"... Kızım tabii hemen kulaklarını dört açtı :)

Oyunun ilk 40 dakikası tamamen kıpırdamadan oyunu seyretti. Sonra "Eve gidelim" dedi. Tam "İlk sefer için bu kadar yeter." diyerek kalkmaya hazırlanıyorduk ki, adam boyu bir kukla geldi sahneye. Kızım onun hatırına bir süre daha izledi. Yine huzursuzlanmaya başlamıştı ki oyuncular şarkı söylemeye başladılar. Ve böylece oyunu bitirebildik. 55 dakikalık oyunun sonunda kızımı kucağıma aldım ve hep birlikte oyuncuları alkışladık. Oyuncular da ayakta kendilerini alkışlayan 25 aylık kızıma gülümseyerek karşılık verdiler. Ve BİNGO! Ben yine ağlamaya başladım :) İzlediği ilk tiyatro oyununda ağlıyorsam, kendisi bir tiyatro oyununda rol aldığında ne yapacağım bilemiyorum :)

Biraz da oyundan bahsedeyim: Oyunun bir bölümünde "YamYam Burger" diye bir replik geçiyordu. O noktada oyunun çeviri olabileceğini düşündüm. Zira Türkçe'de biz "Ham ham" diyerek yeriz, ya da beğendiğimiz yemek olunca "Mmmh" yaparız. Ama İngilizce'de lezzetli bulunan bir yemek için "Yummy" ya da "yum yum" (yam yam okunuyor) diyorlar. Eve gelince inceledim, gerçekten de Ernst Wenström'ün "Benim Küçük Üçkağıtçım" öyküsünden serbest uyarlamaymış. Ama o repliğe kadar oyunun çeviri olduğunu kesinlikle anlamamıştım. Ve hatta "Türk senaristler arasında da sermaye, para ve ticaret ilişkilerine dair bu kadar kapsamlı gözlemleri olanlar varmış demek ki" diye düşünüp, şaşırmıştım :) 

Oyuna gitmeden önce YouTube'dan videolarını izlesem gitmeyebilirmişim. Bizim izlediğimiz uyarlama çok çok çok daha iyiydi. Tiplemeler harikaydı. Hepsi her gün sokakta gördüğümüz, bizden biri gibi olan tiplemelerdi. Oyuncular ise gerçekten muhteşemlerdi. Nasıl olup da çocuk tiyatrosu yaptıklarına şaştım, hatta yanlarına gidip tebrik etmek istedim ama kızım iyice sıkılmadan çıkmamız gerekiyordu. Eve gelince araştırdım, haklıymışım. Hepsi de gerçekten başarılı oyuncular: Bülent Çolak, Merve Dağlı, Sezin Bozacı, Serkan Tınmaz. 


Eğer olur da bu yazımı okurlarsa hepsine ayrı ayrı tebriklerimi sunmak istiyorum. Hepsi de çok profesyonel, muhteşem oyunculardı. Kızım, ilk tiyatro deneyiminde onlar kadar usta oyuncularla karşılaştığı için gerçekten de çok şanslıydı. 

Bülent Çolak zaten çok tanıdık gelmişti. Eve dönünce araştırdım, Geniş Aile dizisinden hatırlıyormuşum. Televizyon dizilerinden para kazanan ve usta bir oyuncu olan bir kişinin çocuk tiyatrosunda oynamasını ayrıca çok takdir ettim. Sahne üzerindeki performansına da hayran kaldım. Oynadığı oyunları takip edip, bir de bizim yaş grubumuza hitap eden bir oyunda kendisini izlemeyi çok istiyorum. Tüm oyuncuların performansı harikaydı. Ama ayrıca başrol oyuncusu Serkan Tınmaz'ın apayrı bir aurası vardı. Nasıl tarif edilir bilmiyorum? Bazı insanlar gözleri kendilerine çekerler ya? İleride onu da televizyonda görürsek hiç şaşırmayacağım...


Tüm ekibe ve oyunda emeği geçen herkese, kızım adına teşekkür ediyor ve oyunu, çocuklarını götürecek tiyatro oyunu arayanlara şiddetle öneriyorum.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats