30 Ocak 2011 Pazar

2,5 aylık bebekle araba yolculuğu yapılır mı?


Kızımla ilk uzun yol araba yolculuğumuz İstanbul'dan Abant'a idi. Eşimle seyahat etmeyi severiz; kızımızla araba yolculuğunun nasıl olacağının ilk denemesini yapmıştık.

Eylül ayında doğurmuşum. Aylardan Kasım, hatta Kasım'ın son günleri. Hava buz gibi. Bebeğim henüz 2,5 aylık. Peki, sorunumuz nedir; bizi deli mi kovalamıştı? Benim sorunum; gaza gelmek. Verdiler bana gazı: Efendim artık bebekli yaşama alışmam lazımmış; bebek doğmadan önce nasıl yaşıyorsam, bebekle de öyle yaşamam lazımmış; bebeği de kendi gündelik hayatımızın içine katmamız lazımmış; hayatı bebeğe göre yaşamamalı, bebeği kendi hayatımıza adapte etmeliymişiz. Bu lafları duya duya doldum mu ben? Zaten evde de bunalmamış mıydım? Benden 1 ay ve 3 ay evvel doğuran iki arkadaşım da bu yolculuğa çıkmaya heves ettiler mi? Ben durur muyum peki? Ben de takıldım tabii ki peşlerine; ver elini Bolu, Abant Gölü.

Attık bebeği araba koltuğuna, düştük yollara. İstanbul, Abant arası arabayla 3 saat. 5 çift, 4 bebek yol üzerinde buluştuk, bir kahvaltı ettik. Böylece benim kız da ilk defa bir AVM ile tanışmış oldu :)

Resmin ortasında, babasının omuzundaki nokta Kontesim.


Tabii bu arada yol uzadıkça uzuyor :) Neyse, sonunda vardık Abant Gölü'ne. Hava soğuk, buz gibi demiş miydim? :) Girdik, otellerden birine. Boş bir salon köşesi bulduk yerleştik. Kızıma camdan dışarısını, gölü göstermeye çalışıyoruz ama 2,5 aylık bebek ne kadarlık bir mesafeyi görüyordur?


Yavrum öyle boş boş bakıyor etrafa. Ama ben "Kız babasının kucağında, ben de boş kaldım aylardır bu kadar uzun" diye seviniyorum :))



Derken bebe yoruldu tabii, uyuması lazım. Lakin başında olan bilir, ilk 3 ay hatta 4. ayın içinde bebeklerin ne zaman nasıl uyuyacakları belli olmaz. Etraf gürültülü, farklı bir mekan, farklı insanlar, uygun yatak yok... Şanslıyım ki kızım sakin ve uyumlu bir bebek. Önce bebeğimi bir güzel emzirdim, yavrum gevşedi rahatladı. Uzun boylu eşim, evde de uyguladığı yöntemle, kızımı dizine yatırdı ve sallayarak uyuttu :)



Bu arada ben uzun bir süre rahat rahat sıcak içecek içemeyeceğimin farkında olmadan sıcak çikolata tekliflerini "Emziriyorum, bebek huzursuzlanmasın" diye reddediyor, bir gayret ada çayına yükleniyorum. Hey gidi günler, hey!

Kızımın 1 ay büyük, kolikten muzdarip arkadaşı da "Bu nasıl bebek ki böyle yatmış uyumaya çalışıyor, akıl yok bunda hiç!" edasıyla kızıma bakıyor. Resimde görünmüyor ama annesi de eğilmiş kızımı inceliyor , yüzündeki "Böyle de bebekler var demek ki!" ifadesiyle :)


Yorulan bebeklerimiz uyuyakalınca, uyumayanlar da değişik mekan isteklerini belli edince, biz de bebekleri pusetlerin içine koyup, üzerlerini sıkıca örtüp, puset yağmurluklarını da üzerlerine geçirip göl kıyısına indik. Yavrum pusetin üzerine takılı anakucağında, zaten de uyuyor! Bir şey göremedi tabii bebeğim ama en azından temiz hava aldı diye ümit ediyordum.

Döndük dolaştık, biraz oturduk, biraz alış veriş yaptık. Sonunda acıktık. Yakındaki restoranlardan birine gittik. Küçük bebeği olanlar bilir; artık, ne yedik ne yemedik hatırlayamıyorum bile. Önümde bir güveç vardı galiba, balık mıydı acaba? Her neyse! Bebeğin uyku molası vermesi gerekti. Restorandayız. Şakır şakır yağmur yağıyor. Koştur koştur arabaya gittim emzirdim. Geri döndüm ve babasına teslim ettim. Babası yine uyutmaya çalışırken yavrum şaşkın bakınıyor hala, gün boyu olduğu gibi :)

Evden yastık da getirmişim yanımda:)
Ama sonunda galip gelen babası oldu ve uyutmayı başardı! Belki de günün yorgunluğundan uyuyakalıyordu bebeğim, bilemiyorum. O uyuyunca biraz eşimle başbaşa kaldık. Günün tek yanyana fotoğrafını ancak o zaman çektirebildik. Restoranın içindeki şöminenin başında oturduk. Ama bu arada diğer iki bebeği olan arkadaş, kucaklarında bebekleriyle bize bakıp kıskançlık yapıyorlardı. Zira onların canavarlar hala kucaklarındaydılar. Ehehehe...


Dönüş yolunda yağmurdan mıdır, tatil günü olmasından mıdır nedir bilemiyorum çok fazla trafik vardı. Kızımın rahat uyuması için her türlü konforu sağlamış olmama rağmen; hatta arabada Tomy'mizi çaldırdığım halde kızım çok rahatsız oldu. Arabayı sağa çekip, dışarı çıkmak ve kızımı rahatlatmak istedim ama sıkışık trafikte ve otobandaydık. Hadi şehir içine girene kadar sabredelim dedik, bu sefer de kızım sıkıntıdan ve ağlamaktan terledi. Hava soğuk ve yağmurlu, inmeye korktuk. Sıkışık trafikten cesaret alıp kızımı kucağıma aldım, oyalamaya çalıştım ama ne mümkün? Eve gelene kadar ağladı kızım, bebeğim. 3 saatlik yolu, kaç saatte geldik hatırlamıyorum. Eve kendimi dar attım ve bu geziden neler öğrendiğimi aklıma yazdım:

  1. Çocuklu hayatını nasıl geçireceğini kimsenin sana söylemesine izin verme. Boş yere gaza gelme. Nasıl mutluysan öyle davranmaya devam et.
  2. 3 aylık bebekle gezmek ile 13 aylık bebekle (toddler) gezmek arasında fark vardır. Sana bebekle gezmeni tavsiye edenler %1500, o dönemi çoktan unutmuş insanlardır. 3 aylık bebek bakımını ,bebeğin 9. aya geldiğinde bile çoktan unutmuş oluyorsun. Bebeğinin ilk 1 senesinde kimsenin gezip tozma hakkındaki tavsiyelerine kulak asma!
  3. Her şeyden önemli olan bebeğinin rahatıdır. İlk 1 seneyi rahat, huzurlu ve güvenilir bir ortamda geçiren bebek, 1 yaşından sonra sana inanılmaz keyifli bir gezi arkadaşı olur. Bebeğinin konforunu düşün, kendini gezip tozacağım diye zorlama. Daha bol bol zamanın olacak gezmek için, bebeğinin ilk 6 ayında evinde oturursan ölmezsin.
  4. Bir daha küçük bebekle uzun yola çıkar mıyım? Hava güzelse, ortam neşeliyse, yol çok uzun değilse neden olmasın? Hele ben de sıkılmışsam, biraz hava değişikliği istiyorsam? Ama yine de bu kadar uzak mesafeye gitmemeyi tercih ederim sanırım.
İkinci doğumumda, evde sıkıldığım günlerde, bu yazı aklımı başıma getirir umarım...




28 Ocak 2011 Cuma

Bumbo Bebek Koltuğu nedir, ne işe yarar?

Bumbo Baby Sitter

Biz kullandık, hala da zaman zaman kullanıyoruz, çok işimize yaradı, tavsiye ediyorum.

Bu koltuk ne yazık ki Türkiye'de henüz yok. Ben ebay'den satın almıştım. Almadan önce çok düşündüm işe yarar mı diye, keşke bu kadar düşünmeseymişim, zaman kaybetmişim boş yere. 

Koltuk ödüllü bir tasarım. Hani henüz oturamayan bebeğimizin sağına soluna yastık koyup oturuturuz da doktorlar kemiklerine zarar veririsiniz derler diye de tedirgin oluruz ya? İşte bu koltuk tüm bu sorunları ortadan kaldırıyor. Benim kızım henüz 4 aylıkken oturmak için kendini zorlamaya başlamıştı. Doktor oturtmayın diyordu ama kızım meme emerken kalkıp oturuveriyordu kendi kendine. Ne yapsam, ne etsem derken bu koltuğu buldum.

Koltuk öyle bir dizayn edilmiş ki içinde oturan bebeğin hiçbir kemiği zorlanmadığı gibi, bebeğin sağa sola devrilmesi de mümkün değil. Hatta ve hatta şu an 16 aylık olan kızım halen bu koltukta otururken kalkmayı beceremiyor. Zira koltuk bebeğin dizleri yukarıda, poposu aşağıda kalacak şekilde dizayn edilmiş. Bebek içine gömülüyor ve kalkması mümkün olmuyor. Böylece yürümeyi öğrenen canavarların 1-2 dakika için hareketsiz kalması gereken zamanlarda da bu koltuk çok işe yarıyor :)

Kızım henüz mama sandalyesi için küçükken ve sürekli bizimle göz hizasında olup ne yaptığımıza bakmak isterken bu sandalye çok işimize yaradı. İşte kızımdan bir kare:


Bizimle beraber yemek masasında oturan kızım merakla ne yediğimize bakıp, şapırdanıyor. Bu resimde henüz 5 aylık ve ek gıdalara başlamamışız, ama kızım aile sofrasındaki yerini almış.

Kızım büyüdükçe de kullanmaya devam ettik. Özellikle ben tuvalete ya da duşa girdiğimde, kızımı bu sandalyeye oturtup banyonun ortasına bırakıyor ve onunla sohbet ede ede işimi görüyordum. O da beni merakla takip ediyordu. Koltuktan düşme tehlikesi olmadığından, içim rahat oluyordu. Benim sıkıntılı kızım, bu koltuğun içinde hiçbir zaman ağlamadı da... Ama şunu da söylemeliyim hiçbir zaman uzun süre de oturmadı koltukta, en fazla 10-15 dakika ama küçük bebeği olan anneler bilirler ki 15 dakika bazen hayat kurtarır. "Bebeği kucağımdan 5 dakika bırakamıyorum ki elimi yüzümü yıkayabileyim" diyen annelere tavsiye ediyorum.

Koltuğun tek kötü tarafı, belki de iyi tarafı da olabilir aslında, hafif olduğundan yüksek ya da dengesiz yerlerde duramıyor. Yani yerde ve düz alanlarda kullanmak gerekiyor. Hatta koltuğun bir de ekstra satın alınabilen sehpa bölümü var, mama sandalyelerine takılabilenler gibi. Ben parama yazık olmasın diye almamıştım ama ikinci bebeğime hamileyken hemen alacağım sehpasından. Verdiğim paraya değdi çünkü...


Bu sehpanın üzerinde bebekle oyun oynamak hatta bebeğe mama yedirmek mümkün. Yere eğilmeniz ve onunla birlikte yerde oturmanız gerekecek diye düşünüp istememiştim ama şimdi ısrarla oyun oynamak isteyen kızıma yerde yemek yedirirken, bunun daha rahat bir seçenek olduğunu görüyorum. Çünkü bazen çocuk ayağının yerden kesilmesini ve zorla yükseğe, kendince güvensiz bir yüksekliğe kaldırılmayı reddebiliyor. Yer hizasında, onun oyun alanında yedirmek daha az yorucu olabiliyor. Gerçi mesela bu resimdeki anne koltuğu masanın üzerine çıkartarak yedirmeyi deniyor :)


Benim kızım oyuncak orguyla oynamayı çok seviyor. Küçükken orgu kucağında tutmayı beceremeyip sinirleniyordu. Eğer bu koltuğun sehpasını almış olsaydım, sehpanın üzerine orgu koyarak oynamasını sağlayabilirdim.


Bir de bu koltuk bizim evde, halen klozetin karşısında duruyor. Uzun bir süre kızım klozette oturup kakasını beklerken ben de karşısına geçip bu koltuğun üzerine oturuyor ve ona hayvan resimleri gösterip seslerini çıkartıyordum. Bu sayade kızım hayvanları ve çıkardıkları sesleri çok erken öğrendi. Ben tuvalete girdiğimde de onu karşımdaki koltuğa oturtuyordum. Böylece yer değiştirmiş olmak onun için çok eğlenceli oluyordu ve nasıl ben onu bekliyorsam, o da benim işim bitene kadar beni öylece bekliyordu. 

Banyo oyuncaklarımız koltuğumuzda dinlenirken :)


Ayrıca koltuk şu işimize de yaradı: Ben kızımı 9 aylıktan bu yana klozete oturtuyorum. Yürümeyi öğrenene kadar bu koltuk sayesinde sıkıntı yaşamadım. Şöyle ki: Kızım kakasını yapıyor, poposunu yıkıyorum, hadi diyelim ki kuruluyorum... Eee sonra? Ellerim pis, yıkamam lazım. Kızım ayakta tek başına duramıyor, açık poposu ile de yere oturtamam? Ben de Bumbo koltuğumuzun üzerinde bir havlu bekletiyordum her zaman. Kızım kakasını yapıtıktan sonra poposunu yıkıyor ve hemen bu koltuğa oturtuyordum. Böylece hem poposu kurulanıyordu hem de bana ellerimi yıkamak için zaman kalıyordu. Ellerimi yıkadıktan sonra kızımı alıyor ve bezini bağlıyordum. 

Kızımın daha çok resmini koymak isterdim bu koltukta ama ne yazık ki hep videoya almışım koltuğumuzda otururken, çünkü hep bir atraksiyon yapıyor. Mesela dişlerini kaşıması için havuç vermişim eline ama bu işlemi yaparken oturması gerekiyor tabii ve elbette Bumbo'da oturarak havucunu kemiriyor vs vs.

Sözün özü: Almayı düşünen varsa çok çok tavsiye ediyorum....

Güncelleme: Kızım 2 yaşını geçtikten sonra koltuğumuzu kaldırdık. İkinci bebeğime de servis verebilmek ümidiyle bekliyor kendisi :)

Güncelleme: Bumbo artık Türkiye'de de satıştaymış. İşte internet adresi: www.bumboturkiye.com

Ve işte Bumbo koltuk kullanan bir başka bebek ve annesinin blogu: http://yenitatlaryenifikirler.blogspot.com/2012/01/annelere-ozgurluk-veren-aletler.html 

27 Ocak 2011 Perşembe

16 aylık bebeğin kafası nasıl çalışır?

İçinden geçenleri merak ettiğim o güzel kafa işte bu :)

Aklıma geldi, yazmak istedim. Kızımı gözlemlemek ve aklından neler geçirdiğini anlamaya çalışmak çok hoşuma gidiyor.

Kızım karşıt kavramlarla konuşuyor. Yani mesela "aç" demeyi biliyor. "Açık" ve "kapalı" kavramlarını da biliyor. "Ka" ve "pa" hecelerini de ayrı ayrı kelimelerde kullanıyor aslında ama "kapa" demiyor. "Kapa" demek istediğinde yine "Anne aç" diyor. Mesela meme istediğinde giysimi çekiştirip "Anne, aç" diyor. Doyduğunda doğruluyor, giysimi aşağı doğru çekip "Anne aç" diyor ama aslında bu "Anne kapa" anlamına geliyor.
Bir başka örnek "aşağı" ve "yukarı" kavramları. Aşağı demesini biliyor ama yukarı diyemiyor. Camdan bakarken "Anne, ba, aşağı, ba, hovhov" diyor. Yani "Anne, bak, aşağıda köpek var" anlamına geliyor :) Ağaçtaki kediye de aynı şekilde "Mam aşağı" diyor. Yani meali "Yukarıda kedi (miyav) var".
Çok ilginç geliyor bana bu şekilde zıt kavramlarla konuşması.

Bir de geçen gün kedimizin arka ayaklarını gösterip "Anne, ba, aya" dedi. Sonra ön ayaklarını gösterip yine "aya" dedi. Ben de bakalım ne diyecek diye merakımdan "A-a, kızım, kedinin elleri yok mu? Nerede bu kedinin elleri?" diye sordum. Çok şaşırdı, çok! Bir süre kedinin ayaklarına baktı, suratı düştü, sonra da dönüp gitti. Verecek cevap bulamadı resmen :) Normalde "yok" ya da "bitti" yerine avuç işlerini dışarı doğru açarak "baaaa" diyor. Ben yine öyle demesini bekledim, elleri yok der zannettim ama demedi. Acaba minik kafasının içinden neler geçiyordu? :)

25 Ocak 2011 Salı

İstanbul'da Çocukla Nerelere Gidilebilir? Turkuazoo - Forum İstanbul AVM - Bayrampaşa

Bayrampaşa'daki Forum İstanbul Alışveriş Merkezi
içindeki akvaryumun adı Turkuazoo...

Haftasonu Pazar günü de Turkuazoo'daydık ilk defa kızımızla.
Bizim Kontes girer girmez büyülendi resmen. Her zamanki gibi bağımsız, kafasına göre koşturdu durdu içeride. Sadece o mu? Biz de büyülendik gördüğümüz manzara karşısında. Yurtdışında da benzer akvaryumlarda bulundum. Ayrıca ülkemizde de Gaziantep Hayvanat Bahçesi akvaryumu da güzel bir örnektir. Ama Turkuazoo mekanı çok çekici hale getirmiş. Çok farklı çeşitte türler olmasa da gerçekten ilginç türlere yer vermişler. Köpekbalıkları, vatozlar, dev orfozlar, amazon balıkları, deniz yılanları, deniz atları, ıstakozlar, yengeçler var.

Balığın burnunun suyun dışında olduğunu
ve kızımın elini, bir an için,
akvaryuma soktuğunu da eklemek istiyorum
:)

Ayrıca çocuklar için oyun alanları, büyükler için dalgıçların köpekbalığı besleme şovları koymuşlar. Hafta içi saatte bir, hafta sonları yarım saatte bir düzenlenen dalış seanslarına katılabilir, balıkları ellerinizle besleyebilirsiniz. Ayrıca, gün içinde belli aralıklarla dalgıç gösterileri yapılıyor.

İçine girip resim çektirmek için önceki yüzyıla ait dalgıç kıyafeti, köpekbalığı çene kemiği gibi modeller koymuşlar. Ayrıca zaman zaman ortalıkta ahtapot kıyafetli animatörler dolaşıp sizinle resim çektiriyorlar :)

Köpek balıklarının dalgıçlar tarafından beslenmesini,
üstü ve sağı solu akvaryum olan
bir tünelin içerisinde seyredebiliyorsunuz.
Bu resim de photoshop'la filan yapılmadı,
tamamen gerçektir.

Ayrıca mekanın ışıklandırılması, akvaryum içindeki yapay mercan adacıkları, akvaryumların insanın beline kadar gelen yükseklikte ve üstü açık olması gibi bir takım ayrıntılar da bu deneyimi daha eğlenceli hale getiriyordu.



Son olarak tuvalet kapılarına da bayıldığımı belirtmek istiyorum :)


Bilgi:
Hafta içi 10.00-18.00, haftasonu 10.00-19.00 arası açık.

0-3 yaş ücretsiz. 4-6 yaş, öğrenci ve 65 yaş üzeri 18 TL, yetişkinler 25 TL, 2 çocuklu aile paketi 75 TL.

Tel: (212) 640 27 40

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats