7 Kasım 2011 Pazartesi

İstanbul'da Çocukla Nerelere Gidilebilir? Gülhane Parkı ve Sultanahmet Köftecisi


Gülhane Parkı'na en son ne zaman gittiniz bilmiyorum, ama eğer 2003 yılından beri gitmediyseniz gördükleriniz sizi şaşırtabilir: Sanal Tur

İşte çocuğunuzla Gülhane Parkı'na gitmek için sebepler:

  1. Gülhane Parkı'ndaki yüzlerce yıldır kim bilir kimleri görmüş, nelere şahit olmuş yaşlı  ağaçlara dokunabilirsiniz.
  2. Parkın içindeki çocuk parkında oynayan bebeğinizin yakınından araba geçmediğini ve egzoz yerine oksijen soluduğunu bilmenin rahatlığını yaşayabilirsiniz.
  3. Duvar boyu yapılan çardaklarda oturan, ellerinde güller tutan sevgilileri görür, eski günlerinizi yad edebilirsiniz.
  4. Sarayburnu'na kadar yürüyebilirseniz, çay bahçesinde oturup, çaydanlıkla çay içmenin ve Boğaz'dan geçen gemileri seyretmenin keyfini sürebilirsiniz.
  5. Dünyanın ilk İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz.
  6. Hemen girişindeki Alay Köşkü'nde yer alan Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat Müze Kütüphanesi'ne uğrayabilirsiniz. 
"Çocuğum pusette durmuyor." diye bıdı bıdı eden yeni annelere cevabımdır: Kızım 25 aylık :)

Buradan Sultanahmet'e doğru çıkacaksanız trafiğe kapalı olan ve Topkapı Sarayı ile Ayasofya arasında yer alan Soğuk Çeşme Sokağı'nı kullanabilir ve sokak üzerindeki restore edilip rengarenk boyanmış tarihi evleri seyredebilirsiniz.


Sultanahmet çevresindeki tarihi yerlerden bahsetmeyeceğim. Tarihi yarım adada UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan pek çok tarihi eser var. Gülhane Parkı'nın girişindeki bir yoldan muhteşem bahçesi ile müze binası olarak tasarlanmış dünyadaki ilk on binadan biri olan Arkeoloji Müzesi'ne ve oradan da Topkapı Sarayı avlusuna çıkabilirsiniz. Tramvay yolunu takip ederseniz sağınızda Yerebatan Sarnıcı, solunuzda ise Ayasofya kalacaktır. Soğuk günler için Yerebatan Sarnıcı iyi bir alternatif olabilir.

Kızım henüz küçük olduğundan sergilere ve müzelere ancak onu sıkmayacak kadar kısa sürelerle giriyorum. İleride kızımla müzelerde sergilenen eserleri kovalayacağımız hazine avı oyunları oynamanın hayallerini kuruyorum. Ama Sultanahmet Meydanı ve çevresi hem bir açık hava müzesi gibi, hem de çocukların koşturması için mükemmel. Hatta biz oradayken bir de yürüyerek hedef bulma (orienteering) yarışması vardı ve çevremizde genci yaşlısı ile 72 milletten insan koşup duruyordu. Sultanahmet Meydanı her zaman yeni heyecanlara gebedir zaten:


Eğer karnınız acıktıysa Sultanahmet Köftesi yemeden dönmeyin. Meşhur sultanahmet köftesinin aslı Selim Usta'dır. Onun köftesinin lezzeti bir başkadır ve yıllardır aynıdır. 


Ancak bitişiğindeki dükkan bile sultanahmet köftesini kendisine mal etmeye çalışmaktadır. Bir de hukuki dedikodu vereyim: Selim Usta, sultanahmet köftesinin isim hakkını almaya gerek görmemiş. Damatlarından biri elini çabuk tutmuş ve sultanahmet köftesi isim hakkını satın almış, daha sonra da françayzing (franchising) yöntemiyle isim hakkını kiralayarak yüklü bir mal varlığı elde etmiş. İşte sağda solda, alışveriş merkezlerinde gördüğünüz Sultanahmet Köftecisi isimli dükkanlar bunlar. Onların köftesi ile Selim Usta'nınki ise mukayese bile kabul etmez. Selim Usta'nın meşhur Sultanahmet Köftesi'nin lezzeti bir başkadır. Ayrıca dükkan her daim tertemizdir, köfteler kapının hemen girişinde herkesin görebileceği bir alanda pişer.


Meşhur Sultanahmet Köftecisi Selim Usta 1920 yılından bu yana aynı düzeyi korumayı ve pek çok kişinin anılarında özel yer etmeyi başarmış ender Türk müesseselerindendir:



Yukarıda gördüğünüz çerçeveleniş yazılardan soldaki 1990 yılında Öztürk Serengil tarafından yazılmış: "39 yıldır tadına doyamadığım şu köfteyi dünyanın her yerinde aradım." diyor. Sağdaki ise 1991 yılında Selim Naşit Özcan tarafından yazılmış: "1941-1991 Elli yıl... Yazarken kolay da yaşarken uzun yıllar... Sultan Ahmed'e gelinir de burada köfte yenmez mi.. Eski güze günlerimi yaşamak istediğim zaman mutlaka Selim Usta'ya gelirim.. Ve de galiba en güzel anlarımı burada yaşarım.." demiş. İşte böyle bir tarih yatıyor Selim Usta'nın mermer masalarında...

Eğer Selim Usta'nın nefis çam fıstıklı tahin helvasını yememişseniz, hemen bitişiğinde Edebiyat Kıraathanesi vardır:


İsmi sizi yanıltmasın, vitrinine bakmadan gitmeyin. Belli olmaz, belki evinize götürmek isteyebilirsiniz bu güzellerden:


Selim Usta'dan yukarı doğru yürürseniz Çiğdem Pastanesi vardır. Çok aç değilseniz ama bir parça börek, bir parça kurabiyeye de hayır demem diyorsanız, Çiğdem Pastanesi de yılları devirmiş ve adı efsaneleşmiş bir Sultan Ahmed müesseselerindendir. Vitrini dardır ama içeride minik masaları vardır. İçerideki havayı solumanızı öneririm.

Buraların hepsinde yedim, değişik bir yere gitmek istiyorum derseniz, tramvayla Sirkeci durağına inip Namlı Rumeli Köftecisi'ne uğrayabilirsiniz. Ben Selim Usta'yı daha çok beğeniyorum ama buranın da müdavimleri var. Tramvay durağından Sultanahmet'e doğru yürürken kimse sorsanız gösterir:


Eğer tercihinizi Sirkeci'den yana kullandıysanız, tatlınızı da Hafız Mustafa'dan alacaksınız demektir :)

Eğer hala yorulmadıysanız Sultanahmet'ten çift katlı şehir turu otobüslerine binebilirsiniz. Bu otobüslerin gece turu bile varmış. İşte bir anne iki aylık bebeği ve 3 yaşında oğluyla gece turunda: Pınar'ın Kulübesi.



5 Kasım 2011 Cumartesi

İstanbul'da Çocukla Nerelere Gidilebilir? Panaroma 1453 Tarih Müzesi



Zeytinburnu'ndaki Topkapı Kültür Parkı içerisinde bulunan Panorama 1453 Tarih Müzesi çocuklu aileler için uygun bir tercih olabilir. Nedenlerini şöyle sıralayabilirim:
  • Müzenin hemen hemen kapısına kadar araba ile gitmek mümkün. Oldukça geniş bir otoparkı var.
  • Müzenin içerisinde gezip görülecek fazla yer yok. Görülmesi gereken tek bir salon var. Salonda temel olarak panaromik bir resim seyrediyorsunuz. Fonda da mehter marşları çalıyor. Çocuğun sıkılacağı bir ortam değil.
  • Çocukla birlikteyken izledikleriniz ile ilgili açıklama okumak zor olur. Ama bu müzeyi sesli rehber sistemi (audio guide) ile gezebiliyorsunuz. Özellikle panaromik resim odasında rehber sistemini kullanmak çok kolay. Çünkü siz ilerledikçe sistem resmin hangi yönüne bakmakta olduğunuzu algılayıp, o bölüm ile ilgili bilgiler vermeye başlıyor. Yani kucağınızda çocuk varken ya da çocuğunuzun peşinde koştururken ilgilendiğiniz konu ile ilgili numara tuşlamak zorunda kalmıyorsunuz.
  • Müze Topkapı Kültür Parkı'nın içerisinde yer alıyor (sanal tur). Çocuğunuz hem parkta özgürce koşturabilir hem de park içindeki çeşitli çocuk parkı alanlarında oynayabilir.
  • Müzenin hemen yakınlarındaki Merkez Efendi Camii önünde cumartesi günleri organik pazar kuruluyor. Eğer Müze ziyaretinizi cumartesine denk getirirseniz, çocuğunuz ile birlikte organik pazarın da keyfini sürebilirsiniz.
Müzenin otoparkı ücretsiz ve otoparktan müze girişine mesafe işte sadece bu kadar :)


Müzeye giriş ücreti: 5 TL. Ayrıca sesli rehber sistemi de istiyorsanız, o da 5 TL.



"Panorama 1453 Tarih Müzesi’nin kalbi olan panoramik resmin bulunduğu bölüme giderken izlediğiniz yol boyunca fetih koridorlarından geçiyorsunuz. İki kat olan bu koridorları geçerken “İstanbul Panoları” size eşlik ediyor..."



Koridorları bitirip iki kat aşağı indikten (inerken asansör de kullanabilirsiniz) sonra tekrar 10-15 basamak merdiven çıkarak panaromik resmin sergilendiği kubbeli salona giriyorsunuz. Salona girişte pusetli ebeveynler ve tekerlekli sandalyedeki engelliler düşünülmemiş. Şaşırmıyoruz elbette... İşte sözünü ettiğim merdivenler:



Ama resimler oldukça tatmin ediciydi. Dünyadaki ilk 360 derece panoramik resimmiş. Yani resim son bulmuyor, yerde ve tavanda da devam ediyor. Tavan da oldukça yüksek olduğundan sanırım, hakikaten insanda açık havaya çıkmış izlenimi oluşturuyor. İşte merdivenlerden çıkar çıkmaz tavanda ilk görülen manzara:

,

İçeride fotoğraf çekmek serbest. Ama ilk gördüğünüzdeki o şaşırma duygusu kaybolmasın diye çok az bir kısmı gösteren bir fotoğraf çektim:


Salonun ve panoramik resmin 1/10 boyutunda bir modelini de yapmışlar. Ona bakınca ne izlediğinizi daha rahat anlıyorsunuz:


Elbette yurt dışında gördüğümüz yüzlerce yıllık müzelerle karşılaştırdığımızda, müze yerine sergi demek daha uygun olabilir bu minik müze için. Ama ben yine de Türkiye'deki her müzecilik girişimini hararetle alkışlayanlardanım :)

Müzenin aslında en güzel yanı içinde bulunduğu Topkapı Kültür Parkı. Asıl eğlence müzeden çıkınca başlıyor. Müzede gördüğünüz tarihi mekan aslında tam da üzerinde bulunduğunuz yer:
"Burası 14 yıl önce Topkapı'daki Trakya Otogarı'nın olduğu, bugün ise “Topkapı Kültür Parkı”nın bulunduğu yer. Solunuza bakınca Edirnekapı'daki surları, karşıya bakınca Topkapı Surları'nı yani Kostantinopolis'e ilk Türk askerinin girdiği kapıyı ve sağınıza dönünce de Silivrikapı'daki surları görürsünüz. İşte Sultan II. Mehmed'in “Fatih” unvanını alışına şahit olacağınız ve İstanbul'un fethini yaşayacağınız yer tam da burası."
İster istemez toprağa basarken, sizden önce o toprağa kimlerin kimlerin bastığını düşünmeden edemiyorsunuz:


Çevrede 3-4 farklı çocuk parkı var. Eşim organik pazardan alış veriş yaparken, biz de kızımla parkta vakit geçirdik:


Sonra parkın içinde biraz dolaştık. Bazı bölümlerin bitki ve çevre düzenlemesi oldukça iyiydi:



Sonuç olarak: Panaroma 1453 Tarih Müzesi ve Topkapı Kültür Parkı havanın güzel olduğu bir günü, pazar alışverişi de yapacaksanız özellikle cumartesi gününün bir kısmını geçirmek için uygun bir tercih olabilir.

4 Kasım 2011 Cuma

İstanbul'da çocukla nerelere gidilebilir? Fenerbahçe Parkı

Evdeki kedimizden dolayı kızım hayvanlara temkinli yaklaşıyor :)

Gitmeyi sevdiğimiz mekanlardan biri de Fenerbahçe Parkı...

Resmin solundaki ördekler görünüyor mu?



Park, Fenerbahçe gibi restoran ve kafelerin yoğun olduğu bir bölgede minik bir vaha gibi. Yemyeşil, araba seslerinden uzak, deniz kenarında ve çocuklarla dolu....


Kediler, ördekler... Bir küçük kız daha ne ister?

Cıvıl cıvıl her taraf... Havanın güzel olduğu günlerde büyük ihtimal açık havada poz veren gelin ve damatlar görebilirsiniz. Haşlanmış mısır yiyebilirsiniz... Yalnız pusetle gezecekseniz, parkın bazı yerleri arnavut kaldırımlı, uyarmış olayım.




"Çimenlere basma" demem asla kızıma. O zaten nerede, nasıl davranacağını bilen küçük bir hanımefendidir, Kontes'tir :)


Resimde, orta arka tarafta duran minik at arabası görünüyor mu?

Kızım çitlerin üzerinden atlama antrenmanı yapıyorİ büyük kasların motor gelişimi için uygun bir aktivite :)




Araba korkusu olmadan çimenlerin üzerinde özgür bırakıyorum, dilediği gibi koşturuyor.


Yorulup acıkınca deniz kenarındaki kafeye gidiyoruz. Üniversite sınavına girmeden bir gün önce bu kafeye getirmişlerdi beni annemle babam, bende anıları vardır yani kafenin. Tostu da mükemmeldir.



Deniz kanarında, yeşillikler içerisinde, anne baba ve arkadaşlarla geçirilen bir günden daha güzel ne olabilir ki bir çocuk için!?



Not: Bu fotoğrafların çekildiği gün kızımın peşinde koştururken bir amca durdu yanımızda. Gayet dinç,sağlıklı ve yakışıklı görünüyordu. "Bunlardan 5 tane büyüttük biz." dedi. "Gözümüzü kapadık açtık, büyümüşlerdi.". Sonra da ekledi "Ama onlar büyürken yaşadığın yorgunluk hiç unutulmuyor.". Eh be amca, oldu mu şimdi :))

3 Kasım 2011 Perşembe

Kasım'ın ilk haftası pazarda neler var? Bu hafta hangi yemekler pişirilebilir?


Bu hafta pazardan neler aldık bir göz atalım:

Ispanak
Pazı

Kereviz
Brokoli

Balkabağı
Elma
Nar (kızım bayılıyor)
Mandalina
Avakado (bebeğimin kahvaltısını yoğunlaştırmak için ekliyorum)
Muz



Demek ki bu hafta evde neler pişecek:

Kıymalı ıspanak (geçen hafta doyamadık ıspanağa)
Zeytinyağlı kereviz (bol patatesli olunca çocuklar da severek yiyor)
Etli pazı dolması veya zeytinyağlı pazı yaprağı kavurma (zamanımıza göre)
Etli nohut yemeği

Bulgur pilavı
Sebzeli kuskus (havuç, soğan, brokoli)
Tavuk suyuna çorba ve tavuklu pilav (tavuğu sadece kışın yiyoruz)
Mahluta Çorbası (Kimyonlu Mercimek Çorbası)
Kabak tatlısı / sütlaç

Et ve balık hakkımızı haftasonu arkadaşlarla ya da akrabalarımızla yiyeceğimiz akşam yemeklerine saklıyoruz :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats