4 Aralık 2011 Pazar

Eve Organik Sipariş Nasıl ve Nereden Verilir?


Son 5-6 senedir organik beslenmeye dikkat ediyorum. Mümkünse organik satış yapan pazarları tercih ediyorum. 

Organik beslenmenin pahalı olduğu düşünülüyor. Ancak ben bu kanaatte değilim. Organik olmayan sebze-meyveyi marketten almakla, organik sebzeyi pazardan almak arasında fiyat farkı hemen hemen hiç yok. Organik pazar ile normal pazar arasında elbette fiyat farkı oluyor. Ama bunu da daha az hastalanıp, daha az doktor ve ilaç masrafı yaparak karşıladığımı düşünüyorum. Çocukluğumdan beri sürekli yorgan döşek hasta düşen ben, son üç senedir hiç hastalanmadım. Eşim çok az hastalanır ve hepsini ayakta geçirir. Kızıma ise henüz hiç ilaç vermedim. 1 yaşından sonra ise sadece 2 defa, kontrol için doktora götürdüm. Organik beslenmenin bu işte parmağı olduğunu sanıyorum.

İstanbul'da haftanın çeşitli günleri, çok sayıda organik pazar kuruluyor:

Salı: Beylikdüzü (Pazar Yeri'nde)
Çarşamba : Kadıköy (Özgürlük Parkı, Selamiçeşme, Göztepe, Bağdat Caddesi yanı)
Cuma: Bakırköy (Airport Alışveriş Merkezi’nin otoparkında saat 11.00-21.00 arası açık), Silivri (Organik Tarım Pazarı, New Center Alışveriş Merkezi yanında, PTT karşısında)
Cumartesi : Şişli-Feriköy (Bomonti Caddesi, Lala Şahin Sokak, eski Tekel bira fabrikasının alt sokağı), Zeytinburnu (Topkapı Merkezefendi Camii yanı), Beylikdüzü
Pazar: Kartal (Tren istasyonu yanındaki eski Eczacıbaşı İlköğretim Okulunun bulunduğu alanda), Maltepe (Altayçeşme Belediye Hizmet Alanı’nda, Altayçeşme Mah. Kışlalı Cad. No: 18), Kasımpaşa (Dolapdere - Perpa Kavşağı arkası,İngiliz Konsolosluğu'nun önünden geçen alt geçitten direkt olarak gidilebiliyor.), Fatih (Fatih İtfaiye ve Bozdoğan Kemeri arkası)

Bu pazarlarla ilgili ayrıntılı bilgileri http://www.ekolojikureticiler.org/ ve http://bugday.org/ adreslerinden alabilirsiniz.

Kızımla birlikte pazara gitmeyi ve meyve sebzeleri ellemeyi çok seviyoruz. Hem adlarını ve renklerini öğreniyor, hem dokularını hissediyor, hem de tatlarına bakıyor. Pazarların harika birer eğitim alanı olduğuna inanıyorum. 

Ama kışın havalar soğuyunca farklı eğlenceleri tercih eder oluyoruz. Bu durumda da organik beslenebilmek için tek tercihimiz eve sipariş vermek oluyor. Eve verilen siparişler elbette daha pahalı oluyor. Bir ortalama vermem gerekirse: Et, bakliyat ve temizlik malzemeleri dahil olmak üzere organik alışverişimiz aylık 800 TL civarında oluyor. Evde 3 yetişkin ve 1 çocuk var. Ayrıca haftanın 1 günü de misafir kabul ediyoruz.

Organik sipariş etmek tamamen güvene dayalı bir ilişki gerektiriyor. Çünkü pazarda alışveriş yaptığınız standın üzerindeki sertifikaları inceleyebiliyorsunuz. Eve sipariş ettiğinizde ise kapınıza gelen kişiye güvenmeniz gerekiyor. Şimdiye kadar sadece 2 farklı yerden sipariş verdim:

1. http://www.organikye.net/ : Eğer hangi meyve sebzenin mevsimi olduğunu takip etmek ve o hafta ne pişireceğinize kafa yormak istemiyorsanız, size uygun olan sistem budur. Sitenin e-posta listesine üye olduğunuzda her hafta çarşamba günü size bir hasat listesi gönderiyorlar. O hafta gelecek olan kolinin içerisinde standart olarak bulunacak 4 tane ürünü yazıyorlar. Siz yemeklikler ve meyveler grubundan 4 çeşit, salatalık grubundan 3 çeşit seçim yapıyorsunuz. Bu şekilde oluşturduğunuz kolinin fiyatı 50 TL oluyor. Ayrıca koli dışında sebze, meyve, hayvansal ürün (et hariç) ve bakliyat istiyorsanız onları de belirliyorsunuz ve ücreti ekstra olarak koli ücretine ekleniyor. Ümit Bey'in adresine Cuma akşamına kadar cevap veriyorsunuz ("reply" yapıyorsunuz). Ücreti banka hesabına EFT ile gönderiyorsunuz. Koliler cumartesi günleri teslim ediliyor ve kargo ücreti alınmıyor. Ümit Bey kolimizi bizzat kapımıza kadar getiriyordu. En ufak bir şikayetimizi dikkate alıyordu. Ayrıca Feriköy'e gittiğimiz günlerde de Ümit Bey'in standını ziyaret ediyorduk. Bu sistemin benim açımdan dezavantajı et siparişi verememek, e-postama bakmaya zaman ayıramadığım dönemlerin olması ve bilgisayar bankacılığı ile uğraşmak istememem.

2. http://www.manavim.com/: Aklınıza gelebilecek her çeşit organik ürün mevcut. Eti ve tavuğu da buradan sipariş ediyorum. Gökçe Ada'dan geliyor organik etler. Süt ve süt ürünleri de Ada marka. Sitede telefon numaraları var. Herkese aynı kişi mi cevap veriyor bilemiyorum ama ben Yasemin Hanım ile görüşüyorum. Kendisi inanılmaz kibar ve ilgili biri. Hangi ürünleri sıklıkla sipariş ettiğimi biliyor ve ürünler geldiğinde beni uyarıyor. Beni telefonda sipariş verirken gören hemen herkes "Nereden sipariş veriyorsun?" diye soruyor. Hele çalışan insanlar için inanılmaz büyük bir rahatlık. Bazen sipariş vermeyi unuttuğumda kendileri arıyorlar. Cuma akşam saatine kadar sipariş verebiliyorsunuz. Ürünler cumartesi günü kapınıza geliyor, kargo ücreti talep edilmiyor. Ödemeyi kredi kartı ile yapabiliyorsunuz. Eğer sizi evde bulamazlarsa kapıcınıza ya da komşunuza bırakmalarını isteyebiliyorsunuz. Bu durumda ödemeyi ya EFT yapıyorsunuz ya da bir dahaki hafta ödüyorsunuz. Haziran ayında ödemeyi unuttuğum geçen sezonun son alışveriş tutarını Aralık ayında aldılar mesela. O kadar nazik insanlar ki hatırlatmadılar bile. Bu sistemin dezavantajı ise nispeten pahalı olması ve telefonda sipariş verirken fiyatları göremediğimden zaman zaman ipin ucunu kaçırmam :)

3. http://www.toprakana.com.tr/: Üreticiden halka doğrudan satış yapıyorlar, kargo ücreti olmadığı gibi istediğiniz üreticiyi de seçebiliyorsunuz.

 
Eğer organik gıdalarım tükendiyse semtimdeki halk pazarına gitmeye çalışıyorum. Pazara da gidemezsem tadını ve kokusunu beğendiğim mevsimlik meyve ve sebzelerden alıyorum. Organik yoğurt, yumurta ve peynir artık Migros'ta da bulunuyor. Migros'a bazen organik havuç ve soğan da geliyor. Organik etimiz bittiyse kuzu eti alıyorum. İneklere,  şişmanlayıp yağlanmaları ve bol süt verebilmeleri için antibiyotik de dahil olmak üzere çeşitli ilaçlar ve hormonlar veriyorlarmış. Kuzulara ise bu zulmü yapamıyorlarmış. Bu nedenle kuzu etini tercih ediyoruz. Peynir olarak da aynı nedenlerle keçi peyniri alıyorum. Yoğurt olarak da semtimizdeki yoğurtçudan manda yoğurdu tercih ediyorum.

Bu yaz annem marketten domates almış. Resmen balık kokuyordu. Ağız tadınız organik ürünlere alıştığında, bir daha normal meyve sebze yiyemeyeceğinizi garanti ediyorum :)

Güncelleme: Yeni edindiğim bir grup bilgisini giriyorum:
Ankara'dan Doğal Bilinçli Beslenme isimli bir grup. ODTÜ'den ve çeşitli üniversitelerden öğretim görevlileri de varmış aralarında. Kendileri için üretim yaptırıyorlarmış. Gruba üye olunca onların üretip dağıttıkları süt, et, ev yapımı sucuk gibi ürünleri satın alabiliyormuşsunuz. Sütü Tahtacıörencik Köyü'nden haftalık olarak getirtiyorlarmış. Doğal tarım yaptırdıkları çiftlikler de varmış. Grup takipçilerinin söylediklerine göre yedikleri ve aldıkları konusunda gayet bilgililermiş. Çiftçiye teknik destek de veriyorlarmış. Kardeş bitkiler grubu da onların bir uzantısıymış: kardesbitkiler.blogspot.com

85 yorum:

  1. Bir de İpek Hanım Çiftliği var,Nazilli'de. Ben yapmıyorum ama alış veriş yapanlar oradan da menunlar.Yine e-mail ile bir liste gönderiliyor, kargo ile ürünler geliyor.

    YanıtlaSil
  2. http://www.eveorganik.com.tr 'den alıyorum ben , hem kapıma kadar istanbul ,Ankara , İzmir'de ücretsiz getiriyorlar hem fiyat limiti yok , hem de en eski Organik Markası benim bildigim City Farm....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. https://www.facebook.com/yumurta.siparisi?fref=ts

      Sil
  3. izmirde de bu firma http://www.cityfarm.com.tr/ eve servis bile yapıyor. mudavimi oldk. baklagilleri çok leziz

    YanıtlaSil
  4. http://www.eveorganik.com.tr/ tam link bu

    YanıtlaSil
  5. @ İpek: İpek Hanım'ın Çiftliği'ni ve sahibi Pınar'ı medyadan biliyorum ama oradan hiç alış veriş yapmadım. Çünkü özellikle toprak altında yetişen bitkileri organik yeme takıntım var. Pınar ise organik ürün satmıyor. Ayrıca Pınar hakkında Ayşe Arman bile yazdı. Sabancılar bile ondan alıyorlarmış (medyada yazılanlara göre). Bloglarda da kime baksan oradan alıyor... Bu kadar çok meyve sebzeyi kendisi bizzat yetiştiremeyeceğine göre, etraftaki diğer köylülerden tedarik ediyor olmalı. Bu durumda da sattığı ürünün yetiştirilik sürecinde zirai ilaç, hormon vs yetiştiriliyor olup olmadığını bilemez, en azından emin olamaz. Dolayısıyla ondan almayı tercih etmiyorum.

    @ Derya Ucbilen ve Hülyanın Tunası: İkiniz de aynı siteden bahsetmişsiniz. Organik ürün temini konuzunda artık farklı alternatiflerimizin olması çok hoşuma gidiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      İpek Hanımın Çiftliği organik denilince annelerin aklına ilk gelen yerlerden biri. Sertifikası olmamasını da kendi isteğine bağlı bir durum olarak açıklamış."Benim, ürünlerimi ispat etme gibi bir derdim yok. Yüzlerce yıldır dağ köylerinin dedeleri, nineleri nasıl ‘‘organiğin de organiği’’ üretim yaptıysa, aynı yolu izledim.
      " diyor sitesinde.
      O zaman bu kadar insan yine bir pazarlama başarısıyla karşı karşıya..Organik olmak bir moda mı sizce o zaman?tam araştırılmadan kullanılıyor gibi..

      Sil
    2. Pınar Hanım zaten organik satış yapmadığını saklamıyor. Ama satışını yaptığı ürünler o kadar taze ve o kadar doğal lezzetindeymiş ki alan bir daha alıyor, çevresine öneriyor. PAzarlama başarısı olduğu kesin. Ama bu başarının altında aynı zamanda ürün kalitesi olduğuna da eminim ben. Yoksa bu kadar uzun süreli bir başarı olmazdı.
      Organik almak modadan ziyade korkuya dayanıyor bence. O kadar çok kanser vakası ile karşı karşıyayız ki insanlar en azından kanser yapıcı maddelerden birini elimine edelim, en azından yiyeceklerimizde kanserojen olmasın diye uğraşıyorlar ki bence çok anlaşılır bir tepki.

      Sil
    3. Merhaba ÇokBilmiş, sitenizi tesadüfen keşfettim, konu altına yapılan yorumlar dikkatimi çekti, yazılanlar eski tarihli olsa da cevap yazmadan duramadım…

      Ben senelerdir İpek Hanım Çiftliği’ni mail grubundan takip ediyorum, özellikle hamileliğimden sonra sipariş vermeye de başladım. Hakkında sizin sitenizdeki gibi pek çok çelişkili yorum okuduyunca gidip kendi gözlerimle görmek istedim. Zira küçük bebeğime yedireceğim gıdadan emin olmalıydım. İyi ki de gitmişim.

      Pınar Hanım’ın “organik” ürün satmadığı doğrudur, organik sertifikası almanın ne denli kolay olduğunu, kurallarında ne gibi açıklar olduğunu defalarca anlatmıştı. Bu nedenle “Organik” içi boşalmış bir kavramdır ülkemizde. İpek Hanım Çiftliği organic değil “doğal” tarım yapmaktadır, geleneksel yöntemlerle, işlenmemiş, oynanmamış tohumlar kullanarak ve evet kesinlikle zirai ilaç kullanmayarak. Bu nedenle mahsüller çok fire verir, bizlere gönderilmeden once hasarlı kısımları temizlenir.

      “Bu kadar meyve-sebzeyi kendisi bizzat yetiştiremeyecğine göre” demişsiniz, siz İpek Hanım Çiftliğinin 200 m2’lik bir bahçe mi olduğunu düşünüyorsunuz? 400 hektarlık koca bir ekim alanından bahsediyoruz. Bu tip önyargılarınızdan arınmanız için size de gidip kendi gözlerinizle görmenizi, merak ettiğiniz her soruyu bizzat sorup eğrisiyle doğrusuyla öğrenmenizi tavsiye ederim.

      Ayrıca ben, buna rağmen çok kez sipariş ettiğim ürünün talebe yetmediği için gönderilemediğini de biliyorum.

      Sil
  6. İnternetten hiç organik siparişi vermeyi denemedim ama sayende deneyeceğim sanırım:)

    YanıtlaSil
  7. merhaba izmirde bostanlıda organics life adında muhteşm bir mağaza ver yaklaşık bir yıldır muavini olduk. yüzlerce çeşit organik ürün var tavsiye ederim , ablamlarda ankaradan bu mağazanın internet siteleri üzerinden sipariş veriyorlar . sitenin adı organikciyizbiz.com

    birde yeni bir organik tavuk çıkmış adı damii müthiş birşey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. otobüs şirketi mi o? muavin açığı var mı? :) bilmediğiniz kelimeleri kullanmayın, birşey kaybetmezsiniz.

      Sil
  8. @ Ben Kızımın Delisiyim: Hem çalşıyorsun, hem bir bıdıkla uğraşıyorsun, hem de hamilesin. Şu kış günlerinde azıcık konforu hak ediyorsun bence :)

    @ ferhan: Evetttt, gelsin taze bilgiler! Harikasın!

    YanıtlaSil
  9. ne kadar guzel linkler ve yararlı bilgiler var..
    ben de kendimi organik sanayım :))

    YanıtlaSil
  10. @ Esra Coskun: Aaaa, olur mu Esra? Sen olmasan deterjansız temizliğe geçmeye cesaret edemezdim ben. Sana çok teşekkür borçluyum...

    YanıtlaSil
  11. merhabalar:)
    ne hoş bir sayfa bu böyle..
    bi dolu değerli bilgi,
    emeklerinize sağlık..
    samimiyetiniz ile süslediğiniz sayfanıza bayıldım:)
    seve seve izliyorum hemen.
    bende sizi beklerim sayfama,arzu ederseniz tabiki..
    gönül dolusu muhabbetle...
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz ve hoşgeldiniz :)

      Sil
  12. selamlar arkadaşlar,aklınızda olsun migros sanal market'in de organik reyonu var,mesela city farm'ın ürünlerini de oradan alabiliyorsunuz.internetten sipariş verebiliyorsunuz. migros sanal her ile dağıtım yapmıyor ama siteye girdiğinizde pek çok şehire dağıtımı oldugunu göreceksiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, bir ara organik tavuk bile satıyorlardır. Ama nedense organik ürün yelpazesini daralttı Migros. Umarım talep olur da onlar da arttırır yeniden...

      Sil
  13. Merhaba
    Temizlik maddesi olarak ne kullaniyorsunuz
    Tesekkurler
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sabun cevizi kullanıyorum. Şu siteden sipariş veriyorum: http://www.sabunagaci.com/

      Sil
    2. Esra bilgin ipek hanimin kendisidir.ipek hanım cok kabadayı agresiftir.ürünlerini inceletmiyor.popüler olmak için her seyi yapar.:))) sevgiler

      Sil
  14. Tam olarak organik - katkısız ayırdını pek fazla bilmiyorum. Sadece hangisi sağlıklı ise onunla beslenmek istiyoruz.. Bugüne kadar sadece ipekhanımdan alışveriş yaptık. Aslında memnunuz ancak her hafta kargo ücreti ödemek astarını yüzünden pahalıya getiriyor. Bizi biraz zorluyor.

    Arıkanlı organiki duydum. Uzaklarda oturduğum için kargo ücretinden muaf olmak istiyorum.. Bu sebeple orayı tercih etmek istiyorum. arıkanlı ile ilgili bir fikriniz var mı acaba?

    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İpek Hanım'ın Çiftliği organik üretim yapmıyor. Eğer beslenme konusunda hassassanız organik ürün tüketmenizi tavsiye ederim. Arıkanlı'dan alış veriş yapmadım, bilgim yok. Ama organik sertifikaların göstermelerini isteyin ve telefon açıp görüşün. Özellikle satış yapan kişi kapınıza kadar getirecekse güvenmek daha kolay oluyor. Ben insan insana birebir ilişkinin, insanın gözleirne bakmanın sertifikadan bile daha önemli ve güven verici olduğunu düşünüyorum.

      Sil
    2. Söylediğiniz gibi “organik” olayı sizin için bir takıntı haline gelmiş. “Sertifika” ismindeki kağıdı gördüğünüzde içinizin rahat etmesi, işin ne kadar kolayına kaçtığınızı gösteriyor. O tarlayı kimin denetlediğinin, sertifikayı kimin verdiğinin, aldığınız ürünün sertifikayı almak için örnek gösterilen tarlada yetişip yetişmediğinin bir önemi yok anlaşılan.

      Sil
  15. Kadıköy organik pazara çok yakın bir yerde AOÇ İstanbul var.AOÇ severlere müjde.Aoç ürünleriyle büyümüş biri olarak,ben görünce çok mutlu oldum açıkçası.Özellikle balına,yoğurduna,domates suyuna bayılıyorum.AOÇ İstanbul iletişim:0216 567 3836 www.aocistanbul.com

    YanıtlaSil
  16. ipek hanim ciftligi urun listesini inceleyin ve bu urunleri ortalama 3000 kisiye gonderdigini aklinizda tutun sonra nasil bir satis agi ile karsi karsiya oldugunuzu idrak etmeye baslayacaksiniz.

    300 kalem urunu city farm uretemiyor ama ipek hanim ciftligi nasilsa uretiyor (!). Koylerden urun toplamak mi? Keske oyle olsa, anadolunun dort bir yanindan kontrolsuz sekilde tedarik edilen urunleri ben urettim diyerek pazarliyor. Uretim izni var mi ipek hanim ciftliginin mesela? Fatura neden yazmiyor acaba?

    Bu satis teknigi acisindan basarili ama hic etik degil. Yazili ve sosyal Medya kanali ile PR calismasi yapan pinar kaftancioglu hergun ay yeni uye bularak saadet zincirini korumaya calisiyor.

    Bir de farkli isimler/rumuzlarla bloglarda olumlayici/savunmaci yorumlar yaziyor. Kolay gelsin;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Söyledikleriniz hemen hemen hepsi, aynı şekilde benim de aklımdan geçti. Bir kere sormaya kalktım, Pınar Hanım tepki gösterdi. Ben de susmayı uygun buldum. Çünkü kimseden akıllı değilim. Benim düşündüğümü, elbet başkası da düşünüyordur. Bakın misal sizin de aklınıza gelmiş... Olumsuz konuşmaktan hoşlanmam zaten, soru sormayı severim ama... Sorularım cevaplanmıyorsa da konuşmanın gereği yok. Bakan göz görüyor zaten... Göremeyen de, gözüne de soksanız göremez...

      Sil
    2. MavisKedi, yazdıklarınızı okuduğumda sesli olarak güldüğümü itiraf etmeliyim. Her hafta listedeki 300-400 kalem ürünün binlerce kişiye gittiğini düşünmeniz gerçekten gülünç. Üşenmedim bu haftanın mailinde gelen excel dökümanını açıp baktım, bu listedeki ürünlerin sadece 38 tanesi taze meyve ve sebze kalemiydi. Öyle bir yazmışsınız ki bunu okuyanlar 300 çeşit sebze hayal etmeye çalışacaklar… Üşenmedim saydım, listedeki sadece 130 ürün, kurabiye, el açması börek gibi pastane ürünü ve domates salçası veya menemenlik iç gibi işlenmiş mutfak ürünlerine ait. Siz bir pazara veya markete gittiğinizde marketteki tüm ürünlerden mi alıyorsunuz? :)))

      Kendisinin üretmeiği her üründen zaten maillerinde bahsediyor. Mesela yabani otları köylünün dağlardan toplayıp getirdiğini, peynirleri İlhan Koçulu’nun yaptığını zaten biliyoruz… Siz, şimşir kaşıkları da kendisi mi oyuyor sanmıştınız?

      Ortada ciddi bir başarı olduğu konusunda haklısınız ancak bu başarıyı reklama, PR’a falan bağlamaya çalışmayın. Eğer evime gelip yemeğimi yiyen misafirim bana az once yediği o leziz patatesi nereden aldığımı soruyorsa bu başarının nedeni bellidir.

      Ve… Saadet zincirini genişletmek istediği için mi bir süredir referansla dahi yeni üye alamayacağını duyurdu yani? Şimdi korkarım bu yazdıklarım yüzünden ben de Pınar Kaftancıoğlu’nun sahte hesaplarından biri olmakla falan suçlanacağım, siz mesela bu uydurmasyon karalamalar nedeniyle “İşte İpek Hanım Çiftliği’nin rakiplerinden biri” veya “Bu kesin taleplerine karşılık bulamamış bir müşteri” diye suçlanmazken, ben doğruları yazdığım için, eşi dostu, akrabası falan olmdığıma ikna etmek zorunda kalacağım sizleri sanırım :)

      Bir de Fatura kesmiyor demişsiniz, bir işletmeye “fatura kesmiyor” demek, vergi kaçırıyor suçlaması yöneltmektir. İftira atmak demektir. Sizin gibi insanların iftiralarıyla sık sık çiftliğin denetimlere tabi tuldğunu da her denetimden mis gibi çıktığını da biliyoruz. Bu yaptığınız ahlaksızca. Eğer rakibi olduğunuz için karalamaya çalışıyorsanız da sizin adınıza vahim bir durum.

      Sil
    3. ÇokBilmiş,ben de meraklı ve her detayı bilmek isteyen biri olarak defalarca maille çeşitli sorular sordum, geç cevapladığı oldu, cevaplamayı unuttuğu da oldu ama ne kadar yoğun olduğunu, bazen mailleri cevaplamayı unuttuğunu sık sık anlattığı için bunu kişisel algılamadım ve hatırlatmada bulundum, sorularımın yanıtlarını er geç mutlaka aldım. Bazen karşımızdaki insanla empati kuramıyoruz sanırım.

      Sil
    4. Bu esra bilgin,ipek hanım in ta kendisi :))))

      Sil
  17. Rakiplerinden çıktığı belli gerçekdışı yorumlara göre değerlendirmenin yanlış olacağı çiftlik. :p Pınar Hanımı biraz tanıyan herkes Mavişkedi nickli yorumun kimler tarafından ne için yazıldığını biliyor. :p Bu kadın bize bugüne kadar zehirli ürünler yediren herkesin kuyruğuna basıyor, herkese silkelenin kendinize gelin diyor, bunu yaparken yaşadığı yerde birsürü kadına iş imkanı sağlıyor, neredeyse her ay bir dergide gazetede sayfa sayfa haber oluyor, tüsiaddan bile ödül alıyor haliyle kimse bu kadını çekemiyor. :p avrupalı ip cambazını ha geçti ha geçecek diye seyredermiş. biz türkler ha düştü ha düşecek diye. bu kadın senelerdir o ipin üzerinde :p

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun süredir takip ettiğim bir anne blogger brikaç sene evvel İpek Hanım'ın çiftliğine ziyarete gitmişti ve ardarda dizdiği övgüler ve birbirinden güzel fotoğraflarla sitesine koymuştu. O dönemde ben de yeni yeni duyuyordum bu çiftliğin ismini. Aklımdaki soruları sormuştum o annenin yazısına yorum yaparak. Benden sonra eleştirel bir iki yorum daha geldi ki bunun yanısıra onlarca övgü yorumu da vardı. Pınar Kaftancıoğlu, blogger'a özel mesaj atıp yazıyı kaldırmasını istemiş. Yazı sahibi "Yazıyı mı yoksa eleştirel yorumları mı kaldırayım?" diye soran bir yazı daha yazdı ve en sonunda yazıyı kaldırdı. O dakika ben notumu vermiştim zate sanırım...

      Ben Pınar Hanım'ın rakibi değilim, kaçak göçek bir insan da değilim, senelerdir burada yazıyorum. Ve yukarıdaki yoruma aynen ben de katılıyorım. Pınar Hanım'a yapılan her eleştirinin, hemen bir müşterisi tarafından aşağılanarak baskılanmaya çalışılmasını anlayamıyorum. Sorulara asla cevap verilmiyor, sürekli bir atışma ortamı yaratılıyor.

      Eleştiride bulunan kişi "3000 kişiye satış yapıyor ve bu kalemleri nasıl üretiyor?" diye sormuş, sizin verdiğiniz yanıta bakalım: "Rakipleri, gerçek dışı yorumlarda bulunuyorlar. Bu eleştiriyi yapan kişinin kim olduğunu Pınar Hanım'ı tanıyan herkes biliyor (????), kimse bu kadını çekemiyor (?)))". Sürekli bir karalama, aşağılama ama sorulan sorulara cevap yok...

      Şimdi ben PInar Hanım'ın rakibi değilim, sebze meyve yetiştirmekle uzaktan yakından alakam yok, zaten ticaretle de uğraşmıyorum ve yukarıdaki eleştiride gelen soruların aynılarını soruyorum:

      1. PInar Hanım toplamda kaç kişiye ürün tedarik ediyor?
      2. Bu ürünleri bizzat kendiis veya kendi gözetiminde çalışanlar, bizzat kendi topraklarında mı yetiştiriyor?
      3. Bu kadar ürünü doğal yollarla nasıl üretebiliyor? (Uğur böcekleri ile sebzeleri telef eden zararlılara karşı savaşan organik üreticilerin elde edebildiği ürün miktarını, yaşadığım bölge itibariyle takip edebiliyorum)
      4. Bize zehirli ürün yedirmeye çalışan herkesin kuyruğuna bir tek "bu kadın" (sizin tabiriniz) mi basıyor? Neden başkasıyla değil de bu kadınla uğraşıyor insanlar sizce?

      Sil

    2. Ayrıca kişisel eleştirilerime de gelecek olursak: Ben pınar Hanım'ın her hafta üyelerine gönderdiği yazıları okuyorum. Çok çelişkili ifadeleri var. Misal balsamik sirke yaptık, satışta diyor. Balsamik sirkenin üretim sürecini bilen biri olarak ancak gülüyorum okurken.
      Efendim, gönderdiği kolilerden normal, damgalı yumurtalar çıkmış. Yani bildiğin market yumurtasını, köy yumurtası diye satmış. Pınar Hanım da sinirlenip tek tek köylüleri gezip yumurtaları toplatmış. Kolilerin üzerine aldıkları üreticinin adını yazıp, yumurta testi yapmışlar. Buraya kadar her şey normal. Test ne? 10000 tane yumurtayı tek tek kırıp, hangisi gerçek köy yumurtası hangisi değil ayıklamışlar??? Bir kere nasıl anladılar yumurtaları kırıp, öyle gözleri ile bakarak köy yumurtası olup olmadığını? Sonra da Pınar Hanım, bir önceki iletisinde köy yumurtasının 1 TL olduğunu yazmıştı. Ki doğrudur burada da 70-80 kuruş köy yumurtaları. Şimdi bu hesaba göre Pınar Hanım bir çırpıda 10 milyar lirayı yumurta kırma testine yatırdı??? Zaten kendisi her fırsatta Miami'de bir ev alacak ve hem çocuklarına, hem de torunlarına yetecek kadar zengin olduğunu, bu işten de aslında zarar ettiğini ama sırf zevk için çalıştığını yazıp duruyor. Takdir edilesi bir tavır tabii ama belki benim gibi bunun söylenip durulmasından rahatsız olanlar da vardır diye, hatırlatmak isterim kendisine. Eminim bu yazıyı da bulup okur, çünkü çok iyi çalışıyor, hakkını yiyemem.

      Her ay bir dergide sayfa sayfa haberinin çıkmasında da babasının emekli bir gazeteci olmasının bir faydası olmuştur sanırım

      Ayrıca her fırsatta organik tarım üreticilerini töhmet altında bırakmasının da nedenini anlayamıyorum. Son derece antipatik. Merak eden kimse Buğday Derneği'nden organik üretimin nasıl yapıldığını ve nasıl kontrol edildiğini öğrenebilir: http://www.bugday.org/portal/index.php
      Ki bu dernek bağımsız bir dernek olup, Pınar Hanım'dan farklı olarak, bu işten ticari gelir elde etmemektedir. Gerçi Pınar Hanım da ticari gelir elde etmiyor, hatta zararı var, değil mi?


      Ha, bir de TÜSİAD'dan ödül aldığı iddianız var... Bu konu ile ilgili bir link verebilir misiniz mümkünse? Çünkü yorumunuz üzerine ben araştırma yaptım, bulamadım böyle bir haber...

      Ama bunun yanısıra bir kadın olarak kendisini yabancısı olduğu bir bölgede benimsetmiş olmasını, bölgedeki üreticileri ögütlemiş olmasını, yerel üreticinin malını pazarlama teknikleri ile değerli kılmasını, kadınlara çalışma sektörü oluşturmasını, kendi beyanı ile çalışanlarının hepsinin sigortalı olmasını, Amerikanvari "kapalı bir grup kur ve gruptakilere, sanki herbirinin şahsına özel yazıyormul gibi hissettirecek mesajlar at" tarzı pazarlama tekniğini ve yıllardır azimle ve hırsla yılmadan çalışmasını vs vs takdir ediyorum.

      Ama insanların eleştiri yapma hakkını da kimse ellerinden almasın lütfen! Eleştiri yapılır, cevabı verilir. Aşağılama, kötüleme yolu ile yorum yazmak ve kişinin kendisini yücelten ifadeler kullanmakla eleştirilere cevap verilmiş olunmuyor...

      Ah, bir de ":p" ifadesinin sanal ortamda "dil çıkarmak" olduğunu hatırlatmak isterim. Sanal bir ortam bile olsa, ben şahsen kendi yorumlarımda, muhattabı ile aramda belli bir mesafeyi korumaya gayret ediyorum...

      Sil
    3. Sayın Çokbilmiş,

      Yazdıklarınızı okuyunca benzer duyguları paylaştığımızı gördüm. Pınar Kaftancıoğlu'nu eleştirenlere tüm bloglarda linç tekmelerine benzer saldırılar düzenleniyor sosyal medayada.

      Pınar Kaftancıoğlunun Köy Yumurtası konusunda üzerini örtemeyeceği bir yalanı ortaya çıkmıştı, o nedenle 10.000 yumurta kırma mailini attı. Yalan dedim diye sinirlenmesin Pınar Hanım'ın cemaati (özellikle sanal olanları). İzninizle açıklayayım; Pınar K. yumurtaları çiftlikteki kümeslerinde beslediğini söylüyordu (eleştiriler gelince söylem değişti), köylerden yumurta topladığına (yumurtaları semt pazarları ve toptancılardan aldığı daha sonra ortaya çıktı gerçi) dair bir bilgi yoktu ortada. Yumurtalar çiftlikten geliyor sanan müşteriler üzerinde seri numarası olan SIRADAN YUMURTALAR olduğunu görünce bu ticaret işine şaşırdı doğrusu.

      Pınar K.'nın yani ipek hanım çiftliğine sanal alemde trafik çekmek için kurulmuş (internetten müşteri çekmek diyelim avamca) 12 farklı kendisine ait blog'u var. 67 ayrı blog üzerinden de dolaylı trafik oluştuyor. İşin içinde SEO çalışması ve profesyonel bir sanal dünya satış/pazarlama çalışması ipekhanim çiftliği. Size (ve bu yazı üzerine bana) gelecek eleştirilerin bir çoğu gerçekte var olmayan (Pınar Kaftancıoğlunun bizzat kendisi de diyebiliriz) kişilerce yapılacağı için üzülmeyin.

      Farklı bir satış tekniği uyguluyor Pınar Kaftancıoğlu. Eski maillerini ve yeni gönderdiklerini alt alta koyunca aslında ÜRETTİM ve SATIYORUM dediği ürünlerin bir çoğu hakkında tam olarak bilgisi bile olmadığı (özellikle üretim teknikleri, detayları ile ilgili) açıkça görülüyor. Pınar Hanım birgün itiraf edecek ama ben o günü beklemeden söyleyeyim PInar Kaftancığlu listesindeki ürünlerin birçoğunu ÜRETMİYOR, Hatta Paketlemesini bile kendi yapmıyor. Mış gibi yapıyor. (Kızma Pınar bunu ikimizde biliyoruz).

      SORU 1: Pınar Kaftancıoğlu yıllardır üyelerine ÜRETTİĞİNİ SÖYLEDİĞİ ÜRÜNLERİNİ gönderiyor. Açıkça soruyorum bu ürünlerin ÜRETİM İZNİ VAR MIDIR?

      SORU 2: Pınar Kaftancıoğlu BUGÜNE KADAR HANGİ ÜRÜNLERİ ÇİFTLİK DIŞINDAN TEMİN ETMİŞTİR? Başka üreticilerin ürünlerini satmış ise bu bilgiyi ÜYELERİ ile PAYLAŞMIŞ mıdır / Paylaşacak mıdır?

      Sorular çok ama bu kadar yeter... Pınar Kaftancıoğlu sıradan ürünleri hikayeler ile destekleyerek ve sosyal/görsel/basılı medyayı kullanarak bu alanda ki boşluğu görmüş ve 5000+'den fazla üyesi ile gayet farklı bir satış portföyü oluşturmuş bir girişimcidir.

      Son olarak Pınar K'nın kullandığı özel bir dil ve sözlük var. Pınar K'nın ne demek istediğini anlamak için bu özel dili/sözlüğü bilmek gerekir. Örnek vereyim:

      Pınar Kaftancıoğlu ipek hanım çiftliği excel listesinde "Şu ürünü Yeniden Ürettik / Tarifini Değiştirdik bal gibi de oldu" gibi bir ifade kullanıyorsa bunun anlamı şudur: BU ÜRÜNÜ ARTIK BAŞKA BİR ÜRETİCİDEN ALIYORUZ. (Bunun doğru olduğunu ikimizde biliyoruz P.K.) :)

      Sözlüğe devam edelim mi?

      Reklamın iyisi kötüsü olmaz Pınar Hanım. Ne kadar çok konuşulursan o kadar gündem de olursun. (Meraklısı için www.ipekhanim.com web sitesinden bahsediyoruz.)


      Sil
    4. Lütfen "sözlük"e devam etmeyin. Bu konuda yazmak istiyorsanız kendinize bir blog açıp yazabilirsiniz mesela. Ama burası benim bloğum, yani kişisel günlüğüm... Kendime ait bir alanda bir başka kişi hakkında konuşulmasını istemiyorum...

      Sil
    5. Batty Blue, ip cambazı hikayesi bana da cehennemde geçen bir karikatürü anımsattı, şeytana soruyorlar Türk’lerin kuyusunda neden kapak yok diye, şeytan da “onların kapağa ihtiyacı yok, çıkmak isteyen olunca aşağıdan çekiyorlar zaten” diyor… :))

      Sil
    6. ÇokBilmiş, takip ettiğiniz blogger övgü dolu bir yazı yazıyor, Pınar Hanım altındaki eleştirilerin değil, övgü dolu yazının kaldırılmasını istiyor… Ne kadar garip, başkası olsa eleştirileri kaldırın derdi. Ve garip olan, bu davranış karşısında ben de ona notumu verdim diyorsunuz. Sizin için önemli olan sağlıklı ürün tüketmek mi? Yoksa sofranıza gelen ıspanağın üreticisinin karakteristik özellikleri mi? Mesela mahalle bakkalınızı da buna göre mi seçiyorsunuz? Ben cevap vereyim, hayır, ahlaksız, sahtekar, dolandırıcı olmadığı sürece bakkalımızı manavımızı buna göre seçmiyoruz. Peki neden Pınar Kaftancıoğlu bu kadar ince elenip sık dokunuyor? Nedir yani alt tarafı elma armut alacaksınız veya hiçirşey almayın, neden bir ismin karalanmak için uğraşılması normal karşılanıyor da eleştirilere cevap veren müşterileri size garip geliyor? Sorduğunuz sorular anlamlı ve önemli sorular, bence bloggerlara veya müşterilerine sormak yerine direkt kendisine sorarsanız çok tatmin edici yanıtlar alacağınızdan eminim.

      Sil
    7. Yumurta olayını çok net hatırlıyorum, sadece kendi kümesindeki tavukların yumurtaları, talebin çok çok azını karşılayabiliyordu misal ben aylarca hiç yumurta alamamıştım, (hamileydim ve çok sinirlendiğimi, üzüldüğümü hatırlıyorum) bunun üzerine mailinde, civar köylerdeki kümesi olan köylülerden yumurta alıp bizlere göndereceğini söylemişti. Kısa bir süre sonra da yine mailinde; köylülerden damgalı yumurtalar gittiğini, bunu da müşteriler bildirince farkettiğini söylemiş, köylüden böyle bir kazık beklemediği için kendisi de çok şaşırmış ve üzülmüştü, madurlardan özür diledi ve bir daha dışardan yumurta almayacağını açıkladı… Yani bunu doğru okursak: istemeden gerçekleşen bir olay karşısında gayet dürüstçe hareket etmiş. Hatalar olabilir hepimiz insanız ve bunu asla unutmamalıyız. Ama tabi görüyorum ki bu yumurta olayı milletin gökte arayıp yerde bulduğu bir karalama malzemesi olmuş.

      Sevgili ÇokBilmiş, “

Her ay bir dergide sayfa sayfa haberinin çıkmasında da babasının emekli bir gazeteci olmasının bir faydası olmuştur sanırım” cümlesinde ne gördüğümü söyleyeyim mi naçizane? Ne kadar taraflı, gerçeklerden uzak ve bilgisiz olduğunuzu görüyorum. Siz, çiftliğin müşterilerini “onu korkuyorlar, eleştirenleri linç ediyorlar” diye eleştiriyorsunuz ya, nasıl bir haksızlık yapılıyorsa artık insanlar cevap veriyorlar demek ki. bence burda paylaştıklarınızı derin bir incelemenin sonucu gibi satmaya çalışmayın. Pınar Kaftancıoğlu’nun babası ne yazık ki düşünceleri sebebiyle emekli olamadan sokak ortasında katledilmiş bir gazetecidir. Eee şimdi ne oldu? Gazetelerde haber yapılmasını şahsi başarısına değil babasına bağlamıştınız? Tıpkı ürünleri kendisinin yetiştiremeyeceğini düşündüğünüz gibi…

      Sil
    8. Suskun,
      yumurta konusu sizin gibi insanlar için bulunmaz firsat sanırım… Herhalde daha çok yumurta satarak servetini katlamak istedi ha? :))

      Yok üretmiyor, yok paketlemeyi kendisi yapmıyor çok komik gerçekten… Çiftliğin her yerinde kameralar var, isteyen bağlanıp canlı canlı seyrediyor, pastanede kurabiyeler yapılırken, tarlada ekinler toplanırken, inekler sağılırken ve evet, kolileme yapılırken… Ha ona da montaj, dublaj falan dersiniz şimdi di mi? O zaman bi zahmet kalkın gidin, siz de benim gibi kendi gözlerinizle görün. Ama bence siz benden daha iyi biliyorsunuz zaten bu tesisi değil mi?… Nasıl hasetle, kıskançlıkla yazmışsınız cümleleri… :)

      Sil
  18. Ben sık sık organik alışveriş kararını verip, sık sık da içime düşen şüpheler yüzünden tekrar vazgeçiyorum. Eşimin bir komplo teorisi var, çoğu organik ürünün tarladaki çürük çarık ürünlerden ibaret olduğunu iddia ediyor :( Hiç bir zaman emin olamıyorum. Sonra bu şüpheleri unutup tekrar başa dönüyorum. En son semt pazarından mevsimi olan ürünleri almak da buldum çözümü. Ama tekrar tekrar organik ürün alış verişini tekrar gündeme getirmek istiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buğday Derneği de denetim yapan bir sivil toplum kuruluşu. Karşılığında hiçbir ticari kaygısı da yok. Bir yazısına link vereyim, siz sitenin içinde dolaşırken diğer yazılara da ulaşırsınız:
      http://www.bugday.org/portal/haber_detay.php?hid=5258

      Sil
  19. Nurtide de sordum ama burada da sorayım. Peki bir üretici organik sertifikası aldıktan sonraki denetimler nasıl oluyor? Mesela birden çok fazla sipariş alırsa başka üreticilerden alıp satmadığını nereden anlayabiliriz? Nasıl güvenebiliriz, yazının başında güven usulü yapılır bu alışveriş demişsiniz. Nasıl güveneceğimi bilemiyorum ben de :( Ayrıca tarlasını bir kısmı için organik sertifikası alan fakat bütün ürünleri organik olarak satanlar da olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu kitapçığı bulabilirseniz hem sizin sorulanızın cevabını bulabilirsiniz, hem belki eşinizi de okumaya ikna edebilirsiniz : http://ekolojikpazar.org/?p=736

      Sil
  20. Kişisel eleştrinizi okurken bir noktaya kadar düşüncelerinize saygı duyuyordum ki o bir noktada iyi niyetinize inancımı yitirdim Çokbilmiş.

    Kaftancıoğlu hakkında bu denli araştırma yapmışsınız. Varsayıyorum araştırdığını algılayabilen normal bir insansınız. Her ay bir dergide sayfa sayfa haberinin çıkmasında da babasının EMEKLİ BİR GAZETECİ olmasının bir faydası olmuştur sanırım demişsiniz. Lütfen ya biraz daha araştırın ya da niyetinizi düzeltip yeniden bakın. Sizin EMEKLİ BİR GAZETECİ dediğiniz değerli büyüğüm ÜMİT KAFTANCIOĞLU, yaşı altmışa gelince yazlığına çekilen, altsoyuna jestler yapan, kalemi satılık günümüz yazarlarından değildir. 1980 SENESİNDE, YERDEN YERE VURDUĞUNUZ PINAR KAFTANCIOĞLU'NUn GÖZÜ ÖNÜNDE, SUİKASTE UĞRAMIŞTIR! Biz, o yılların basın yayın talebeleri bu elim olayı hiç unutmadık. Yaşamını mesleğine adamış rahmetli meslektaşımız hakkında aklına estiği gibi yazanlara hatırlatmayı da görev biliriz.

    Sair yorumlarınız sizi bağlar. Lakin medya dünyasını biraz olsun tanıyan herkes tıpkı sizin gülüp geçtiğiniz gibi 1980 yılında suikaste kurban gitmiş sol ideolojiyi benimsemiş bir yazarın, günümüz medya dünyasında artniyetinizin aksine herhangi bir hatrı olmadığını bilir ve satırınıza gülüp geçer. Böyle bir yazar eskilerin hatırasında saygı ile anılır en fazla. Pınar Kaftancıoğlu medyada sıkça kendisine yer buluyorsa bunun yegane sebebi yarattığı üretim modelinin başarısıdır. Sizin için bunu kabullenmek rahatsız edici gördüğüm kadarıyla ama, aynı zamanda kendi başarısıdır.

    Sizin adınıza üzüldüğümü belirterek burada sonlandırıyorum. Sizi objektif yorum, objektif içerik yaratmaya davet ediyor, araştırma kabiliyetinizi keşfetmenizi diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız,

      Kişisel eleştirimi okuyan herkes elbette kendi değerlendirmesini yapacaktır.

      Sizin bana verdiğiniz cevap da benim daha önceki eleştirimi birebir doğruluyor. Bir önceki Adsız yorumuna yazdığım cevabı aynen kopyalıyorum: "Aşağılama, kötüleme yolu ile yorum yazmak ve kişinin kendisini yücelten ifadeler kullanmakla eleştirilere cevap verilmiş olunmuyor..."

      Bir önceki Adsız, eleştiri yapan başka birini aşağılamış, kötülemiş ve Pınar Hanım'ı yüceltici ifadeler kullanmıştı. Aynı kişi misiniz, tarzınız mı aynı bilemiyorum ama aynı yöntemi siz de benim eleştirime karşı uyguluyorsunuz. İfadelerinize bakalım:
      "niyetinizi düzeltip yeniden bakın", "aklına estiği gibi yazanlara hatırlatmayı da görev biliriz.", "Pınar Kaftancıoğlu medyada sıkça kendisine yer buluyorsa bunun yegane sebebi yarattığı üretim modelinin başarısıdır.", "Sizin adınıza üzüldüğümü belirterek burada sonlandırıyorum. Sizi objektif yorum, objektif içerik yaratmaya davet ediyor, araştırma kabiliyetinizi keşfetmenizi diliyorum."...

      Beni aşağılayarak, küçümseyerek ne elde etmeyi umuyorsunuz? Bu aşağılamaları okuyan insanlar "Zaten ÇokBilmiş de saçmalamış" mı der yoksa "ÇokBilmiş'e çok yüklenmişler, yazık yahu" mu der? Ben de sizi biraz insan psikolojisi öğrenmeye davet ediyorum. İnsanlar her zaman ezilenin yanında yer alırlar, doğuştan gelen adalet dürtüsü bunu gerektirir. Siz eğer birini aşağılar ve kötülerseniz, haklı bile olsanız, o aşağılamaları okuyanlar sizi değil, aşağıladığınız kişiyi haklı bulurlar.

      Pınar Hanım'a yönelik en büyük eleştirim de budur zaten. Gerçi eleştirim de ona mı yönelik, kime yönelik bilemiyorum. Bu tür insanları aşağılayıcı, kötüleyici yorumlar yazan sizin gibi insanlar Pınar Hanım'ın çalışanı mıdır, iş arkadaşı mıdır, eşi dostu mudur, müşterisi midir, nedir bilemiyorum... Ama eğer kendisi sizin gibilerin farkındaysa ki interneti bu kadar iyi kullanan biri eminim sizlerin farkındadır, bence sizi
      kibarca uyarsa kendisi hakkında en doğrusu olur. Çünkü olumsuz eleştiri yapanlardan ziyade, siz kendisine zarar veriyorsunuz!

      Sil
    2. Hanımefendi, sayın Çokbilmiş, bana ne allahın aşkına sizden? Bir sebep yokken neden gelip yükleneyim size? Pınar Hanım'ın ne çalışanıyım ne eşi dostuyum. Kendisinden sıklıkla olmasa da sipariş veren ve sizin yersiz eleştirilerinizden rahatsızlık hissetmiş bir müşterisiyim. Eleştirim dediğiniz subjektif yoruma bakıyorum, objektif bir sorgulama göremiyorum. Kendi kendinize sorular soruyorsunuz, bu soruları soruş biçiminizden ve subjektifliğinizden rahatsız olan herkesi Pınar Hanım'ın çalışanı, eşi, dostu ilan ediyorsunuz. Eş mantık ile ben de sizin dernek çalışanı, önerdiğiniz kuruluşların eşi dostu olduğunuzdan şüphelendiğimi yazsam ne olacak. Savımı geliştirip sizin bu kuruluşlardan para aldığınızı yazsam ne olacak ya da. Bunlar kanıtlanabilir mi? Madem sorularınız var, bunları neden bir posta yazarak Pınar Hanım'a doğrudan sorup alacağınız yanıtı paylaşmıyorsunuz? Sizi saygı ile hakkaniyete davet ediyorum. Merak etmeyiniz. Mağdur edebiyatı yaparsanız bunları okuyanların hepsi değil %48'i sizi destekler.

      Sil
    3. Gene aşağılıyorsunuz. Beni saygısız olmakla ve mağdur edebiyatı yapmakla itham ediyorsunuz. Herhalde sizin tarzınız bu. Bu tarzda bir tartışma benim uslubum değil. Siz haklısınız, hatta en haklısınız... Böyle devam edin...

      Sil
    4. İnsanların hatalarını kabul etmesi bir erdemdir ÇokBilmiş, siz eksik bilginizle ve taraflı bakış açınızla mesnetsiz eleştirielrde bulunmuşsunuz, “oysa ki gerçekler öyle değil, böyle” diyen birisine verdiğiniz cevapların “beni aşağlıyorsunuz” “insanlar size mi hak verir yoksa mağdur olan bana mı?” minvalindeki söylemlerle hiçbir şey ifade etmeyen, içi boş, bir dolu cümle kurmuşsunuz. Demek ki siz “gerçekler”den ziyade sizi okuyan insanların ne düşüneceğine kanalize olarak mağduru oynamaya çalışıorsunuz. Peki ya verdiğiniz bilgilerin hatalı olması konusunda bir şey demeyecek misiniz?


      Görüyorum ki sadede bir türlü gelememişsiniz.

      ÇokBilmiş hanım, siz bir insanı haksız yere karalıyorsunuz. “Babası emekli gazeteci olduğu için ona basında bu kadar yer veriyorlar.” Demeye getirdiğiniz konuda bir yorum yapmayacak mısınız? Bilgi eksikliğiniz ve alenen taraflı olduğu belli olan yorumunuz hakkında bir açıklama okuma umudu içindeyim. Söz ettiğiniz gibi bir “baba desteği” olmadığına göre demek ki bütün bunlar sizin bir türlü görmek istemediğiniz, başarının sonucu diyebilir miyiz? Neyse ki iyi işler yapan insanların sizin gibilere rağmen kıymeti biliniyor hanımefendi…

      Sil
  21. sevgili cokbilmis genelde yorumlara bakmam vaktim yok cunku. Fakat bu yazida hem sonuna kadar okudum hemde dayanamadim ben de yaziyorum simdi.
    Uzun zamandir yedigimiz, icigimiz, soludugumuz havamiz, kullandigimiz esyalarimiz vs. akliniza olmasi gereken ne geliyorsa elimizden geldigince saglimiz icin dogru olani aliyor tuketiyoruz. Bunun yaninda gorustugumuz, hayatimiza aldigimiz insanlar bize huzur veren guzel insanlar.Bu da cok onemli bana gore. Stresle bas etmeyi biliyorum epeydir. Son mesajlardan sonra tutamadim kendimi. Sizi tanimayi cok isterdim.Dilerim sizde gunlerinizi benim gibi keyifle gecirin ve sizi mutlu etmeseler de en azindan yormayanlar ciksin karsiniza. Yazilarinizla sizi cok sevdim. Hoscakalin .

    YanıtlaSil
  22. Adimi yazmamisim:) Ben Aysel Tuncel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aysel Hanım, yüreğinizden geçen tüm güzellikler dönsün dolaşsın sizi bulsun inşallah! Gece gece nasıl hafifledim yazdıklarınızı okuyunca inanamazsınız... Ne diyeceğimi bilemiyorum...

      Sil
  23. Pınar'ı seviyorum. Tarzını ürettiklerini ulaştırdıklarını yani. Cihangir'e beş aylık hamileyken hamile yogası grubundan Seval'in tavsiyesi ile tanışmıştık. O günden beri acil durumların dışında çiftliğini tercih etmeyi seçiyorum. Fiyatları bazen marketlerden pahalı oluyor bazense hakkaten çok ucuz olabiliyor. Dolabımda olmasından mutluyum. Ben şahsen öneririm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Pınar Hanım'ı şahsen tanımıyorum, eminim sevilmeye layık biridir. Çiftliğinde eko turizm gibi bir kurs düzenliyormuş, vakit bulursam gidip şahsen de tanışacağım kısmetse.

      Benim iki tereddütüm var:
      Birincisi, gıdayı mümkün olan en kısa zamanda yenek gereklidir. Yani Güney Afrika'dan gelen meyveyi yeseniz de olur, yemeseniz de... Zaten yolda vitamininin çoğunu kaybetmiştir. O nedenle eğer gıdanın bsleyici olmasını istiyorsak yaşadığımız yere en yakın yerlerden alışveriş etmeliyiz. Yaşadığımız yerlere yakın pekçok çiftlik var aslında. Ama pazarlama tekniklerine önem vermediklerinden ancak biz ararsak bulabiliyoruz. Ben Halkalı'da otururken, aşağı mahalledeki tarlalardan alışveriş yapıyordum ki birisi beni oraya götürene kada orada arla olduğunu bile bilmiyordum.

      Diğeri de sürdürülebilirlik ve karbon ayak izi: Türkiye'nin güney ucundan, kuzey ucuna gelen yiyecekler uçakla ya d aotobüsle taşınıyor. Bu esnada etrafa karbondioksit ve diğer zehirli gazla yayılıyor. Ben iyi koşullarda yetişmiş yiyecek yiyecepim diye hava kirlenior. O kirli havayı benim yediğim yiyecekler de soluyor neticede... Bana akla yatkın gelmiyor. Bir de sürdürülebiliriği yok. 1 çiftlikte yetişen sebze ve meyve ile kaç aile doyabilir? Türkiye'nin tümünü bu şekilde doyurmak mümkün mü? Beslenme ihtiyaçlarımı sürdürülebilir bir şekilde karşılamamız lazım diye düşünüyorum ben.

      Zaten dikkat de ettiyseniz Pınar Hanım'ın müşterileri hep büyükşehirlerde. Ben Kaş'ta yaşıyorum, burada kimse oradan buradan yiyecek ısmarlamaz, en tazesi yan bahçemde yetişiyor zaten. Büyükşehirlerde de benzer bir üretim ağının gelişmesi şart. Yoksa taşıma suyla değirmen dönmediği gibi, o sular yaşınırken havamız ve dolayısıyla suyumuz gıdamız kirlenmeye devam eder. Kısır döngü böyle sürüp gider...

      Bir de marketlerin pazarlama stratejisi vardır: Her market ürünlerinin %30'unu zararına satar. Eğer zaraına satmaz da her ürüne makul bir kar eklerse kesin zarar eder. Anlamsız fib görünüyor ama İstanbul'daki herhangi bir markete girip sorarsanız doğru olduğunu görürsünüz. Çünkü insan psikolojisi bu: zeytşnyağı, çay, şeker, un gibi çok kullanılan ürünlerin fiyatlarını aklında tutar. O ürünler nerede ucuzsa o marketten alışveriş yapar. Çoğunlukla sadece 1 paket çay alıp çıkmayacağı için, diyelim ki çayın yanında bir de nescafe alsa, nescafenşn paketinin normalden çok daha pahalı olduğunu fark etmez. Market de böylece zararına sattığı ürünler vasıtasıyla kar eder. Pazarlama ilginç bir dal aslında düşününce...

      Sil

    2. 1 çiftlikte yetişen sebze ve meyve ile bütün Türkiye!yi doyuramazsınız, İpek Hanım Çiftliği’nden gelen mailleri takip ediyorum diyorsanız şunu da bilmeniz gerekirdi ki Pınar Hanım, kendi yapmakta olduğu doğal, geleneksel tarımı başka çiftçilerin de yapmasını sağlamak, onları buna ikna etmek için okul bile açmış biridir. Daha fazla aile doğal gıda tüketsin, çocuklar gerçek domates, elma armut yesin diye…

      Olan biteni sadece pazarlama stratejisi olarak gördüğünüz sürece, Pınar Hanım’ın tarımsal ideolojisini de anlayamıyorsunuz ne yazık ki.

      Sil
    3. Sizin Esra diye biri olduğunuza inanmıyorum.

      Bu Pınar Hanım hakkında ne zaman bir eleştiri yazısı yazılsa böyle 10 tane arka arkaya atılan bombardıman gibi yorumlarla yazar bıktırılmaya çalışılıyor. Bu nedenle yazısını kaldıran insanlar da gördüm ama bana sökmez bu numaranız kusura bakmayın!

      Google+'da hiçbir yayınınız, özelliğiniz, çevreniz, geçmişiniz yok. Kimi kandırmaya çalışıyorsunuz???

      10 günlük lohusayım ve kendi günlüğüm olarak tuttuğum bloguma girdiğimde sizin arka arkaya atılmış, anlamsız 10 adet yorumunuzu görüyorum. İbret-i alem için de silmeyeceğim bu yorumları!

      Bir daha değişik isimlerle bu yazıma gelip, saçma sapan yorumlar yapıp beni sinirlendirmeye çalışmayın boşuna. Lohusayım, bebek emziriyorum. Eğer içinizde en ufak bir Allah inancı varsa, sizin yüzünüzden sütüm filan kaçarsa, çok kötü beddua ederim, bunu da böyle bilin!

      En ufak eleştiriyi bile gerçek ismi ile yanıtlayamayıp, üşenmeyip değişik isimlerle hesaplar açıp, kendisine eleştiride bulunanları taciz eden insanlar hakkında neler düşündüğümü söyleyeyim mi size? Tahmininiz vardır belki...

      Sil
    4. Merhaba ÇokBilmiş,
      Küçük bebeğinizi tebrik ederim. Çocuklarınızı sağlıkla ve mutlulukla büyütmenizi dilerim. Allah analı babalı büyütsün.

      Yazdıklarımı silmek yerine bana cevap yazdığınız için de teşekkür ederim ama ben bombardıman şeklinde yorum yazmadım, tıpkı sizin yaptığınız gibi yorumları okuyarak yazılanlara cevap verdim. "Ne zaman bu kadın hakkında eleştiri yazsam…" demişsiniz… Hanımefendi, eleştiri dediğiniz şey ipe sapa gelmez, bilir bilmez yazmaksa elbette size cevap verecek insanlar çıkacaktır. Pınar Kaftancıoğlu neredeyse bir gazeteci, bir müzisen gibi kendi alanında oldukça meşhur birisi, öyle hakkında rahat rahat sallayabileceğiniz birisi değil. Yok bahçesi herkese yetmezmiş de, yok babası emekli gazeteciymiş de torpil yaptığı için sağda solda yazıyormuş da, yok paketlemeyi kendisi yapmıyormuş da, bu saçmalıkları siz gelip rahat rahat yazacaksınız ama size kimse cevap vermeyecek öyle mi? Tabii ki bombardımana tutarlar… Sizin gibi Allah'tan, bedduadan korkan birisi nasıl insanlara böyle çirkin iftiraları atabiliyor anlamıyorum?

      Ve hep yanlış yere bakıyorsunuz, yok Google+ kullanmıyormuşum, geçmişim yokmuş da bilmem neymiş, sadece nick kullanarak yazan biri olarak adımı beğenmeyişinize ne demeli? Hayır benim adım Ahmet, Fatma, Sinem olsa ne olacak mesela? Yazdıklarımla ilgilenin siz, içerik hakkında söyleycek bir şeyiniz var mı ondan haber verin? İnternet ortamlarında, orda burda yorum yazarken iş mailimi kullanacak değilim herhalde, anamın babamın fotosunu görünce ne olacak? O zaman mı inanacaksınız yazdıklarımın samimiyetine ben onu merak ediyorum. Sizin onca yazınız var bir tane aile fotonuz var mı? Meslek bile belli değil… İnstagram demişsiniz fotolar hep gizemli, gizli, saklı. Gelmiş bana sahte hesap diyorsunuz… Saçmalık.

      Daha önce de yazdım, ben Pınar Kaftancıoğlu'nun müşterisiyim sadece, tıpkı yukardaki başkaları gibi ben de bu iftiralardan rahatsızlık duyduğum için gelip size cevap yazıyorum. Oturduğunuz yerden sallamak yerine gidin siz de gezin görün diyorum.

      Ayrıca kendim için tuttuğum günlük diyorsunuz ama yazılarınızı bir kitleye hitaben yazıyor, olumlu eleştirilerden şikayetçi olmuyor, "Adsız" yorumları isimsizlikle suçlamıyorsunuz? Hep bir çelişki, hep bir tutarsızlık.

      En azından hatanızı kabul edip bir düzeltme yazısı yazın, yorum yazanların kimlikleri yerine yanlış verdiğiniz bilgiler hakkında yorum yapmaya davet ediyorum sizi.

      Aslında diğer yazılarınızı da okuyorum, bebek sonrası yazdığınız yazılara da yorum yapmak istiyorum ama beddua ederim diyerek beni ürkütüyorsunuz, mazallah lohusa bedduasından korkarım ben.

      Sevgiler…
      Esra

      Sil
    5. Hep demagoji, sırf demagoji! Ben sizin tarzınızı anladım müşteri Esra (!) Hanım. Diğer müşterilerin (!) yorumlarını okuyan herkes tarzınızdaki benzerliği hemen görecektir. Bazıları bir kendini akıllı, başkalarını aptal zannediyor. Büyük yanılgı!

      Pınar Hanım'a ne mutlu ki sıradan bir blogda kendisi hakkında yazılmamış bir yazıya yapılan yorumlar arasında kendisine yöneltilen eleştiriyi görüp de hızır gibi yetişip gelen müşterileri (!) var. Bravo vallahi!

      Pınar Hanım hakkında düzeltme yazısı yazacağım öyle mi? Onun hakkında yazı yazmadım ki ben düzeltmesini yazayım? Benim onun hakkında sorduğum soru belli: Saksıda çiçek yetiştirmekten öte tarım bilmez bir iş kadını nasıl oluyor da kendisine miras kalan verimsiz torparklarda (kendisinin tabiri) tarım yapmaya başlıyor ve haftada 100 aileye 200 kalem sunum yapabilecek kadar üretim yapabiliyor? Kolay mı o kadar çiftçilik? Her hafta sadece 1 kg domates yollasa, 100 kg domates yetiştimesi lazım, üstelik de kendi ifadesiyle ilaçsız yetiştiriyor bu domatesleri. Bir fide domates yetiştirmiş biri bilir ne kadar zordur, hem de açık alanda ilaçsız domates yetiştirmek. Tek sorduğum buydu. Bunun cevabından başka her türlü yazıya muhattap edildim burada, kendisi ile ilgili olmayan bir yazının yorum kısımlarında.

      Bir de "Ben lohusa bedduasından mı korkacağım?" deyip de bıyık altı gülen insanlar var. Bu kimseler mesela diyelim AK Parti'den belediye meclis üyesi adayı oluyorlar. Sonra solcu müşterileri el etek çekince, mesela nurturia üyelerinden bazılarına "Aday oldum ama sorun neden oldum. Bu bir "trik". Seçildikten sonra istifa edeceğim, bağımsız olarak kendi isteklerim için çabalayacağım" diye yazabiliyorlar. Trik de ne demek yahu diye arada açıp açıp, o iletiyi okuyup gülüp eğleniyor hala bazı insanlar.

      Bir insanın çok açığı varsa, fazla konuşmamalı aslında...

      Sil
  24. Çok bilmiş bu yazını yeni gördüm, malum arz talep meselesi kızım büyümeye başlayınca organik birşeyler aramaya başladım:)) ipek hanımın çiftliğinden bahsetmeyin demişsin ama yukarıda fikirlerine karşı çok şey söylenmiş, ben şahsen sorularımı iki kez sordum ama cevap alamadım. Organik tarım nasıl yapılır çok detaylı araştırmadım ama ailem seracı az çok bu işten anlıyorum bir sebze yada meyve pürüzsüzse ilaçlanıyordur, mevsimi dışında yetişiyorsa ilaçlamaması mümkün değil, ve köylerden topladığınız tohumlarınız varsa bizlerle paylaşın. (Pınar hanım hakkında yazılanlardan hiç haberim yokken aklıma gelen herşeyi sormuştum henüz cevap yok beşlide benim ard niyetli biri olduğumu düşünmüştür:) bu güzel yazı için teşekkürler çok bilmiş. Yasemin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Vakit ayırıp yorum bıraktığın için ben teşekkür ederim.

      Sil
  25. Merhabalar arkadaşlar ben yalovada tamamen doğal köy yumurtası uretiyorum. Doğal olmayan hiçbir şeyi hayvanlarma yedirmiyorum isterseniz kendi gözlerinizle görebilirsiniz. Buyrun misafirimiz olun sağlıklı beslenin. Sağlıklı günler

    YanıtlaSil
  26. Geçenlerde bir tavuk aldık markası kralların tavuğu, ben böyle bir şey yemedim tavsiye ederim çocukluğuma götürdü beni o kadar lezzetli ve farklı ki. Sitelerinde ufak bir üretici oldukları yazıyor, %100 doğal diyor. Yani ilk temkinli yaklaştım ama arayıp konuşunca bir de tavuğu alıp yiyince başka tavuk yemem artık.. (Dilek Demir)

    YanıtlaSil
  27. Çok ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Esra Bilgin rumuzlu kişi kendini paralamış adeta. İnsan neden birini böyle ölümüne savunur ki? En fazla bir yazı yazarsınız, düşüncenizi söylersiniz. Bu tahammülsüzlük nedir Allah aşkına?

    YanıtlaSil
  28. Benimde kafam karıştı ama en son ehamal.com diye bir siteden aldım organik ve doğal ürünleri var malum ülkemizde organik sertifikası almakta üreticiye ciddi maliyet ezine peyniri salçası ve organik zeytinyağı harikaydı istanbulda hele birde çalışıyorsanız pazara çıkmak hayal kapıya teslim uygulamalarıda iyiydi

    YanıtlaSil
  29. Tavuk için Kralların Tavuğu tavsiyemdir. Internet sitelerinden (www.krallarintavugu.com) ya da telefonla sipariş veriyorsunuz taze taze evinize getiriyorlar. Markete geleli kaç gün olmuş bu ürün rafta ne kadar beklemiş gibi dertler de yok, süper hizmet var...

    YanıtlaSil
  30. Uzun yaşam merkezi Nazilli'nin doğal,katkısız ürünleri için sizleri instagram sayfamıza bekleriz ;) instagram/ nazillimasumgida

    YanıtlaSil
  31. Balkonda organik sebze yetiştiriciliği sosyal platformu

    http://www.balkondatarim.com

    YanıtlaSil
  32. Sağlığınızı seviyorsanız sertifikalı organik gıda tüketin
    sitemin adı :www.organiktuketiyorum.com

    YanıtlaSil
  33. İyiki bakmışım çünkü birçok konuda sana güvendiğim için hiç ama hiç pişman olmadım sabun cevizi doğal vücut bakım ürünleri bana tavsiye ettiğin bloglar bunlara sadece çok küçük örnekler .. İyiki okumuştum bloğunu iyiki tanımışım seni sanal dünyada da olsa.

    YanıtlaSil
  34. (Yorumu uzun yazmak istiyorum ama olmuyo anlayamadım parça parça yazacağım. Mecbur :( )

    YanıtlaSil
  35. İpek hanımın çiftliği ile ilgili güzel yorumlar okuyunca hemen sipariş vermek istedim ama sonra aklıma sen geldin elbet biliyodur bununla ilgili de bişeyler çok bilmiş dedim :) ki hiç yanılmadım söylediklerin soruların o kadar mantıklı ki hemen aklıma yattı organik degil ayrıca ilâçsız yetişmedi imkansız . Okuduklarından sonra vazgeçtim tabiki almaktan çünkü daha fazla araştırmama bile gerek kalmadı . Normalde bi konuyu özellikle sağlıkla doğal ürünlerle beslenme ile ilgili şeyleri çok araştırırım fakat söz konusu sen olunca o kadar güveniyorum ki hiç gerek kalmıyo daha fazla araştırmaya çünkü sen zaten sonuna kadar araştırmış oluyosun :) senden öğrendiğim güzel bilgiler yöntemler o kadar kolaylaştırdı ki hayatını doğal doğumlar ilgili yazdıkların yönlendirmen beni iyice araştırmaya teşvik etti ve öykü hanımın bloğunu inceledim onu da sen tavsiye etmiştin. Oradan da öğrendiklerimle

    YanıtlaSil
  36. Oradan da öğrendiklerimle 9 ay boyunca oku araştır doktoru ikna et ailemi eşimi ikna et ( kalp rahatsızlığımdan dolayı kimse doğal doğum yapmamı istemiyordu çünkü , herkesi ikna etmem gerekti ikna degil de gönüllerini yapmak diyelim ) en sonunda çok şükür ki doğal doğum yapabildim hemde sıfır ilaç ağrı kesici ile. Sadece serum bağladılar doğumdan önce zorla! Onun dışında bi sorun sıkıntı olmadı. Ve bunda o kadar büyük payın var ki. Bunu özelden de yazmak istiyodum sana ama şu yorumları okuyunca buradan yazmak istedim bu kadar acımasız yorumlara karşı biraz insaf demek için.. Hemde sen lohusayken.. Bunu belirtmiş olmana rağmen o çirkin yorumların devam etmesi beni ayrı bir üzdü. Ben bir öğretmenim ve her zaman öğrencileri yetiştirirken

    YanıtlaSil
  37. önce merhamet duygusunu kalplerine yerleştirmek istedim bunun için uğraştım . Burada sen o haldeyken ve bunu üstüne basarak söylemişken hala nasıl üstüne gelindiğini görünce hala öğretmenler olarak katedecek çok yolumuz var diye düşündüm sonuçta o insanı da bir öğretmen yetiştirdi. Üzücü.. Seversin veya sevmezsin beğenirsin veya beğenmezsin bunu bu kadar abartıp çirkin ifadeler kullanmak neden.. Her neyse iyiki pınar k. İle ilgili bu yorumları yapmışsın ve bilinçlendirmiş sin insanları almayacağım hiç bişey bebeğime de onlardan yedirmeyecegim çok mutluyum yanlıştan döndüğüme teşekkürler çok bilmiş.. Şunu da belirtmek isterim ki çok bilmiş le hiç bir tanışıklığım yok sadece buradaki herkes gibi bloğunu takip ediyorum ama lohusalıkta çok sıkıntı çeken biri olarak sütün gelmemesinin ne kadar kötü bişey olduğunu yaşayan biri olarak

    YanıtlaSil
  38. bana hayatımın birçok alanında kolaylıklar sağlayan çok bilmiş e haksızlık yapıldığını görerek gidip uyumam gerekirken oturup bunları (insaniyet namına!) yazmak istedim. Umarım biraz olsun gülümsetmişimdir seni. Diğerlerine gelince söyleyecek çok şey var ama ....... Boşver Allah görüyor o yeter diye düşünüyorum .. Bebeğini sağlıkla büyütmeni diliyorum herşey için çok teşekkürler .. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne kadar sinirlenmişsiniz ki oturup bu kadar yazı yazmışsınız. Çok teşekkür ederim hassasiyetinize.

      Sil
  39. Rica ederim iyiki varsınız.. :)

    YanıtlaSil
  40. www.hurtavukculuk.com sitemize ve facebook sayfamıza bekleriz

    YanıtlaSil
  41. www.tazedirekt.com iyidir tavsiye ederim.. 2 kez sipariş verdim.. bir sorun yaşamadım.. www.haldengelsin.com dan aldım bu hafta,. halden satış yapıyorlar.. fiyatlar çok ucuz.. sebzeler çok taze..

    YanıtlaSil
  42. Herkes bir site önermiş benim de sürekli alışveriş yaptığım ve gerçekten kargo bakımından hızlı olan bir siteyi önerebilirim; www.dogadanevime.com

    YanıtlaSil
  43. Türkiyenin yerli setifikalı organik gıda alışveriş sitesi.
    www.organikalsak.net

    YanıtlaSil
  44. Fxorganik.com

    Köy yumurtası catalca ve edirne çiftliklerimizden

    05536007600

    YanıtlaSil
  45. Bu Aso tasarruf ve kredi kredi sirketidir. kisisel is için bir kredi gerekiyor, ya da tüm temizlemek için kredi ihtiyaciniz varsa

    Daha fazla bilgi için evisloanfirm@gmail.com: fatura lütfen bizim bizim burada e-posta ile temasa geçin. Bilginiz için, firmamiz

    Eger ilgileniyorsaniz lütfen bize geri almak hemen kredi ile halletmek için,% 2 faiz oraniyla kredi vermek
    2z
    Onay belgesine aktarmak.

    Dolgu ve dönüs

    (1) Tam adi: ………………..
    (2) Kredi Tutari: ……………
    (3) Kredi Süre: …………..
    (4) Cinsiyet: …………………….
    (5) Cinsiyet: ……………
    (6) Ülke:
    (7) Ev adresi: ………
    (8) E-posta adresi:
    (9) Telefon numarasi: ………..

    Bay Evis Philip

    YanıtlaSil
  46. Merhabalar,

    Türkiye’de dondurulmuş hazır gıda adına İnternet sitelerinden alışveriş yapamıyordum. Fakat yeni bir web sitesi keşfettim.
    http://www.frigoda.com Dondurulmuş ürünleri evlere kadar ücretsiz teslim ediyorlar. Her türlü alışverişini siteden yapabiliyorsun.
    çok avantajlı…
    En çok hoşuma giden ise -18 donuk zinciri kırılmadan dolabına kadar sevkiyat ekibi taşıyor. Teslim eden kişiler temiz ve çok bakımlı. Son olarak normalde yurt dışında bulduğum fakat Türkiyeye’ye dönünce ulaşamadığım markları buldum.
    Çok özel ürünler var. Hele kii kruvasanlar harika, ayrıca II COCO dondurmaları var ki, Kesinlikle denemeniz lazım. :)

    YanıtlaSil
  47. Biz ihtiyacı olan insanlara yardım etmek için kurulmuş bir organizasyon
    Böyle mali yardım olarak yardım. Yani, finansal geçiyor eğer
    Sorun bir finansal karmaşa var ve para gerekiyorsa
    kendi iş kurma ya da bir kredi ihtiyacınız borcunu ödemek veya ödemek için
    faturaları, güzel bir iş başlatmak, ya da bunu zor
    , Yerel bankalardan sermaye kredi almak, e yoluyla bize bugün - posta
    joycerolandloancompany@gmail.com
     "Yani, bu fırsatı senden geçmesine izin vermeyin
    Tamamlamak ve aşağıda ayrıntıları dönmek için tavsiye edilir ..

    Adınız: ______________________
    Senin adresin: ____________________
    Senin ülken: ____________________
    Senin görevin: __________________
    ihtiyaç duyulan kredinin miktarı: ______________
    Kredinin Süresi: ____________________
    Aylık gelir: __________________
    Cep numarası: ________________
    Daha önce bir kredi için başvuruda mı: ________________
    Eğer dürüstçe kabul edilir bir önceki kredi, dava varsa? ...

    hızlı hareket ve mali stres, karmaşa ve zorluklar çıkmak
    joycerolandloancompany@gmail.com: Posta - E yoluyla bugün temasa

    YanıtlaSil
  48. Merhaba,

    Borçlarınızı temizlemek için acilen bir borca ihtiyacınız mı yoksa işinizi geliştirmek için bir sermaye kredisine mi ihtiyacınız var? Bankalar ve diğer finansal kuruluşlar tarafından reddedildi mi? Konsolidasyon kredisine veya ipoteğe ihtiyacınız var mı? Aramak artık, tüm maddi sıkıntılarınızı geçmişe bırakmak için buradayız.

    Bu kolay kredi şirketidir. Biz1.5% lük uygun bir faiz oranı ile ilgilenen olanlar için kredi sunuyoruz. Hesap miktarı 5.000.00 Dolar'dan maksimum $ 100.000.000.00 Dolar'a kadar.

    Maksimum güvenlik önceliğimiz olduğundan kredilerimiz iyi sigortalıdır.

    Bize e-posta yoluyla ulaşın: easyloanfirm2020@gmail.com


    Saygılarımla
    Derek Douglas
    easyloanfirm2020@gmail.com


    1.5% Orijinal ve garanti kredisi

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Bu gadget'ta bir hata oluştu

Instagram

Instagram

Twitt'le

Bu gadget'ta bir hata oluştu

Translate

E-posta Yoluyla Takip Etmek İçin:

İstatistiklerim


View My Stats