6-9 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6-9 ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2011 Salı

Bebekle uçak yolculuğu yapılır mı?


Kızımla iki defa uçak yolculuğu yaptık. İlki kızım henüz 8,5 aylıkken iki saatlik bir İstanbul - Antalya seferiydi.
Uçak seferini tam kızımın uyku saatine denk getirmiştik. Uçak havalanırken kızımı emzirdim ve kızım kucağımda uyuyakaldı (Bkz. yukarıdaki resim). Ki kendisi asla ve kat'a kucağımda uyumayan bir bebektir. Arkamdaki aile çocukları ile bir kart oyunu oynuyordu. Önümdeki aile de biberonla besliyordu. Hiçbirinde sorun yaşanmadı. Ben yol boyunca kulaklarımı açmaya çalışmadım ki kendi kulağım tıkandıkça kızımın da kulağının tıkandığını anlayıp, ona göre önlem alabiliyordum. Kızım emzik almadığı için, kulakları tıkandığında ya emzirmem ya da su içirmem gerekiyordu.
İlk yolculuğumuz gidişte de dönüşte de bu şekilde,uykuda ve sorunsuz geçmişti.

İkinci uçak yolculuğumuzu ise kızım 19 aylıkken dört saatlik bir İstanbul - Londra seferinde gerçekleştirdik. Üstelik bu sefer iki ülke arasında iki saatlik bir de saat farkı vardı. Uçak sefer saatimizi akşam 19.00'a aldık. Yine kalkışta ve inişte kızımı emzirdim. Yukarıdayken bir iki defa kızım elini kulağına atıp rahatsızlığını belli etti. Her iki seferinde de kızıma "Aaaa, de kızım" diyerek ve ağzını kükrer gibi kocaman açmasını sağlayarak sorunu hallettik.

Bu sefer ne yazık ki yolculuklarımız uykuda geçmedi. Giderken kızım akşam 10.00'a kadar direndi ama sonunda bayıldı kaldı. Dönüşte ise uçağın tıka basa dolu olması, kızıma hareket edecek alan kalmaması, ben koltuğa zor sığarken, kucağımdaki kızımın neredeyse önümüzdeki koltuğa yapışmış olması gibi sebeplerle, aynı saatlerdeki yolculuğumuzu kızım uyumadan tamamlamak zorunda kaldık. Yanımızdaki kadını oturup kalkıp rahatsız ettik. Şansımıza çok anlayışlı bir kadındı; bize karşı ters davranmak yerine, o da kızımı elindeki kalem ve kağıtla oyalamaya çalıştı.

Tavsiyeler:
  • "Chek-in" yaptırırken çocuklu olduğunuzu söylerseniz yardımcı oluyorlar. Giderken bize yardımcı olan görevli oturduğumuz sıradaki cam yanı ve koridor yanı koltukları bize verdiğini, uçak tamamen dolmadan kimsenin orta koltuğa oturmak istemeyeceğini söyledi. Nitekim öyle oldu. En arka sıralardan almak da hem tuvalete ve kabin memurlarına erişim açısından, hem de ağlama sesinden daha az sayıda insanın rahatsız olması açısından faydalı oluyor. Çünkü en son en arka koltuklar kalıyor, dolmamış olabiliyor. Dönüş yolculuğunda ise uçakta boş yer yoktu ve havaalanındaki çalışan da bize yardımcı olmadı. Hatta "Size cam kenarı verdik, çocuk camdan dışarıyı seyreder işte" diye espri de yaptı :) Oysa çocuk o sıkışıklıkta iyice bunaldı cam kenarında ve koridor kenarında oturan yolcuyu sürekli rahatsız etmek zorunda kaldık; çocuğu dolaştırmak, çantamızdan yedek kıyafet almak vs gibi nedenlerle.
  • Havaalanı içinde uçağı beklerken CIP salonlarından yararlanın. Giderken Garanti Bankası'nın CIP salonunu kullandık. Kızım çok mutlu oldu. Çok geniş ve ferah bir alandı, havaalanı kargaşasından ve insan gürültüsünden uzaktı. Kızımın karnını doyurabileceğimiz sağlıklı yiyecekler vardı. Büyükler için televizyonlar, bilgisayarlar ve gazeteler mevcuttu. Hatta bilardo masası bile vardı. Küçükler içinse bir çocuk oyun odası vardı. "Play Station" ve "Nintendo Wii" bile koymuşlardı. Kızım o odadaki oyuncaklarla uçak kalkış saatine kadar oyalandı. Dönüşte de Türkiye'ye ait "Lounge" salonunu sorduk. Görevlilerin yönlendirmesi ile salonu bulduk. Orada da aynı rahat ortamla karşılaştık. Her iki salondaki çorbaları kızım severek içti. Çorbaları yolculuk öncesi özellikle tavsiye diyorum.




    • Çocuklu ve hasta yolculara uçağa girişte öncelik veriyorlar. Bebeğinizle rahat rahat yerleşiyorsunuz ve uzun kuyrukta da beklemek zorunda kalmıyorsunuz. Sizden sonra ise "business" yolcuları alıyorlar. Bu uygulamadan habersiz olan business yolcular, size omuz vurup geçmeye çalışıyorlar, amman diyeyim...
      • Yolcu sayısından daha az sayıda pike ve yastık olduğundan, oturur oturmaz isterseniz iyi olur. Havalandırma sürekli açık olduğundan, zaman zaman içerisi soğuk olabiliyor. Ama bizim dönüş uçağımız gibi tıka basa dolu olan bir uçaktaysanız, bırakın soğuk havayı, bir parça serinliğe muhtaç kalabiliyorsunuz.
        • En arka koltuklar dolmamış olabiliyor demiştim. Bu nedenle uçak dolar dolmaz tuvalete gitmek bahanesiyle en arka koltukları kontrol etmekte fayda var. Eğer koltuklar boşsa, kabin memurlarından o koltuklara oturmayı talep edebilirsiniz. Bizim arkamıza ve yan tarafımıza iki tane adam gelip boylu boyunca yattılar.
          • Bebeğinizin kulağının tıkanmaması için onun yutkunmasını sağlamanız lazım. Bunun için, bebeğin yaşına göre, bebeği emzirebilirsiniz, emziğini ağzına verebilirsiniz, su içmesini ya da sakız çiğnemesini sağlayabilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken nokta uçağın hareket etmesinin kalkması demek olmadığı. Uçak hareket ettikten sonra kalkış yapacağı pistin ucuna kadar ilerliyor, pistte sıra varsa sıraya giriyor. Uçak pistin başına gelinceye kadar bebeğinize yutkunma hareketleri yaptırmayın, sonra sıkılıp tam da kalkış esnasında emmeyi veya su içmeyi reddedebilir. Kalkış kısa süreli olmuyor, havalandıktan sonra da uçak bir süre irtifa kazanmaya devam ediyor. Tüm bu süre boyunca bebeğin memede kalması gerekiyor.
            • Online rezervasyon sırasında yemek seçeneklerini de belirleyebiliyorsunuz. Bu esnada bebek ya da çocuk menüsü seçebilirsiniz. Bebek menüsünde bebek maması, çocuk menüsünde ise çocukların yiyebileceği yemekler var. Mesela bizim menümüzde haşlama balık ve sebze ile meyve salatası vardı. Ayrıca bir kaç kraker, tereyağı ve sürülebilir peynir de konmuştu. Ama uçak personelini bu konuda uyarmanız gerekebilir, bazıları çocuk menüsünden habersiz oluyorlar.
              • Bebeğiniz küçükse gerektiğinde onu oyalamak için bir iki çıngırak vs almanız yeterli olabilir. Ama büyükse muhakkak uçağa binmeden bir ön çalışma yapmanız ve ayrı bir oyuncak çantası hazırlamanız gerekli.  Çocuğun çok sıkıldığı durumlarda da çocuğu koridorda yürütebilir ya da uçağın kuyruk kısmına götürebilirsiniz. Kuyruk kısmında tuvaletler ve kabin görevlilerin servis tepsilerini hazırladıkları nispeten geniş bir bölge var. Hem bu ferah alan, hem kabin görevlilerin kendi aralarında konuşmaları hem de tuvaletlere girip çıkanlar bebeğinizin ilgisini çeker ve en azından bir süreliğine de olsa rahat edebilirsiniz.
                • Bebeğinizin oyuncak çantasının yanı sıra bir de her zamanki çocuk çantanızın, olası ihtiyaçları giderebilmek için, yanınızda bulunması gerekiyor.
                • Gidiş yolculuğumuzda akşam yerel saatle 9'da Londra'daydık. Bizim içinse saat 11 olmuştu. Yanımıza bavul almadığımız için bekleme sırasına girmeden doğruca pasaport kontrol noktasına ilerledik. O saatte inanılmaz uzun bir kuyruk vardı. Çocuklu aile olmanın avantajını burada da yaşadık: "Fast Track" yazan bölümden geçme hakkı veriyorlar. Önümüzdeki 1 (yazıyla "bir") kişiyi bekledikten sonra taksi ile kalacağımız yere geldik ve yatağımıza yatıp bayıldık. Eğer pasaport kuyruğunda beklemeye kalksaydık 3 saatten önce çıkamazdık. Dönüş yolculuğumuzda da yine hızlı geçiş bölümüne yöneldik. Ama bu sefer durdurulduk. Meğer Türkiye'de bu bölümden sadece "business" yolcuları alınıyormuş. Eşim görevliye "Ben bir Türk vatandaşı olarak İngiltere'ye hızlı geçişten girebiliyorum ama kendi ülkeme giremiyor muyum? Eğer giremiyorsam bile siz bir şeyler yapın, bu kadar uzun kuyruğu saatlerdir uykusuz kalmış bir bebekle bekleyebilmemiz mümkün değil!" dedi. Görevli bir sağına bir de soluna bakıp bizi hızlı geçişe yönlendirdi. İnanılır gibi değil gerçekten de!!

                Burası İngiltere girişindeki kuyruk.
                Türkiye girişindeki kuyruğu ise çekmeye fırsat bulamadım.

                Sonuç olarak bebekle yapacağınız uçak yolculuğunun konforu tamamen şansınıza kalmış: Eğer bindiğiniz uçak geniş koridorlu, ferah bir uçaksa ve yanınızda boş koltuklar varsa en ufak bir sorun yaşamadan gidebilirsiniz. Aksi taktirde bebeğiniz sıkılacak ve mızırdanacaktır. Sakin kalmaya çalışın ve eşinizle iş bölümü yapın. Çıktığınız tatilden bebeğinizin yepyeni beceriler elde ederek döneceğini ya da dönmekte olduğunu kendinize sık sık hatırlatıp, mutlu olmaya çalışın :)

                  28 Ocak 2011 Cuma

                  Bumbo Bebek Koltuğu nedir, ne işe yarar?

                  Bumbo Baby Sitter

                  Biz kullandık, hala da zaman zaman kullanıyoruz, çok işimize yaradı, tavsiye ediyorum.

                  Bu koltuk ne yazık ki Türkiye'de henüz yok. Ben ebay'den satın almıştım. Almadan önce çok düşündüm işe yarar mı diye, keşke bu kadar düşünmeseymişim, zaman kaybetmişim boş yere. 

                  Koltuk ödüllü bir tasarım. Hani henüz oturamayan bebeğimizin sağına soluna yastık koyup oturuturuz da doktorlar kemiklerine zarar veririsiniz derler diye de tedirgin oluruz ya? İşte bu koltuk tüm bu sorunları ortadan kaldırıyor. Benim kızım henüz 4 aylıkken oturmak için kendini zorlamaya başlamıştı. Doktor oturtmayın diyordu ama kızım meme emerken kalkıp oturuveriyordu kendi kendine. Ne yapsam, ne etsem derken bu koltuğu buldum.

                  Koltuk öyle bir dizayn edilmiş ki içinde oturan bebeğin hiçbir kemiği zorlanmadığı gibi, bebeğin sağa sola devrilmesi de mümkün değil. Hatta ve hatta şu an 16 aylık olan kızım halen bu koltukta otururken kalkmayı beceremiyor. Zira koltuk bebeğin dizleri yukarıda, poposu aşağıda kalacak şekilde dizayn edilmiş. Bebek içine gömülüyor ve kalkması mümkün olmuyor. Böylece yürümeyi öğrenen canavarların 1-2 dakika için hareketsiz kalması gereken zamanlarda da bu koltuk çok işe yarıyor :)

                  Kızım henüz mama sandalyesi için küçükken ve sürekli bizimle göz hizasında olup ne yaptığımıza bakmak isterken bu sandalye çok işimize yaradı. İşte kızımdan bir kare:


                  Bizimle beraber yemek masasında oturan kızım merakla ne yediğimize bakıp, şapırdanıyor. Bu resimde henüz 5 aylık ve ek gıdalara başlamamışız, ama kızım aile sofrasındaki yerini almış.

                  Kızım büyüdükçe de kullanmaya devam ettik. Özellikle ben tuvalete ya da duşa girdiğimde, kızımı bu sandalyeye oturtup banyonun ortasına bırakıyor ve onunla sohbet ede ede işimi görüyordum. O da beni merakla takip ediyordu. Koltuktan düşme tehlikesi olmadığından, içim rahat oluyordu. Benim sıkıntılı kızım, bu koltuğun içinde hiçbir zaman ağlamadı da... Ama şunu da söylemeliyim hiçbir zaman uzun süre de oturmadı koltukta, en fazla 10-15 dakika ama küçük bebeği olan anneler bilirler ki 15 dakika bazen hayat kurtarır. "Bebeği kucağımdan 5 dakika bırakamıyorum ki elimi yüzümü yıkayabileyim" diyen annelere tavsiye ediyorum.

                  Koltuğun tek kötü tarafı, belki de iyi tarafı da olabilir aslında, hafif olduğundan yüksek ya da dengesiz yerlerde duramıyor. Yani yerde ve düz alanlarda kullanmak gerekiyor. Hatta koltuğun bir de ekstra satın alınabilen sehpa bölümü var, mama sandalyelerine takılabilenler gibi. Ben parama yazık olmasın diye almamıştım ama ikinci bebeğime hamileyken hemen alacağım sehpasından. Verdiğim paraya değdi çünkü...


                  Bu sehpanın üzerinde bebekle oyun oynamak hatta bebeğe mama yedirmek mümkün. Yere eğilmeniz ve onunla birlikte yerde oturmanız gerekecek diye düşünüp istememiştim ama şimdi ısrarla oyun oynamak isteyen kızıma yerde yemek yedirirken, bunun daha rahat bir seçenek olduğunu görüyorum. Çünkü bazen çocuk ayağının yerden kesilmesini ve zorla yükseğe, kendince güvensiz bir yüksekliğe kaldırılmayı reddebiliyor. Yer hizasında, onun oyun alanında yedirmek daha az yorucu olabiliyor. Gerçi mesela bu resimdeki anne koltuğu masanın üzerine çıkartarak yedirmeyi deniyor :)


                  Benim kızım oyuncak orguyla oynamayı çok seviyor. Küçükken orgu kucağında tutmayı beceremeyip sinirleniyordu. Eğer bu koltuğun sehpasını almış olsaydım, sehpanın üzerine orgu koyarak oynamasını sağlayabilirdim.


                  Bir de bu koltuk bizim evde, halen klozetin karşısında duruyor. Uzun bir süre kızım klozette oturup kakasını beklerken ben de karşısına geçip bu koltuğun üzerine oturuyor ve ona hayvan resimleri gösterip seslerini çıkartıyordum. Bu sayade kızım hayvanları ve çıkardıkları sesleri çok erken öğrendi. Ben tuvalete girdiğimde de onu karşımdaki koltuğa oturtuyordum. Böylece yer değiştirmiş olmak onun için çok eğlenceli oluyordu ve nasıl ben onu bekliyorsam, o da benim işim bitene kadar beni öylece bekliyordu. 

                  Banyo oyuncaklarımız koltuğumuzda dinlenirken :)


                  Ayrıca koltuk şu işimize de yaradı: Ben kızımı 9 aylıktan bu yana klozete oturtuyorum. Yürümeyi öğrenene kadar bu koltuk sayesinde sıkıntı yaşamadım. Şöyle ki: Kızım kakasını yapıyor, poposunu yıkıyorum, hadi diyelim ki kuruluyorum... Eee sonra? Ellerim pis, yıkamam lazım. Kızım ayakta tek başına duramıyor, açık poposu ile de yere oturtamam? Ben de Bumbo koltuğumuzun üzerinde bir havlu bekletiyordum her zaman. Kızım kakasını yapıtıktan sonra poposunu yıkıyor ve hemen bu koltuğa oturtuyordum. Böylece hem poposu kurulanıyordu hem de bana ellerimi yıkamak için zaman kalıyordu. Ellerimi yıkadıktan sonra kızımı alıyor ve bezini bağlıyordum. 

                  Kızımın daha çok resmini koymak isterdim bu koltukta ama ne yazık ki hep videoya almışım koltuğumuzda otururken, çünkü hep bir atraksiyon yapıyor. Mesela dişlerini kaşıması için havuç vermişim eline ama bu işlemi yaparken oturması gerekiyor tabii ve elbette Bumbo'da oturarak havucunu kemiriyor vs vs.

                  Sözün özü: Almayı düşünen varsa çok çok tavsiye ediyorum....

                  Güncelleme: Kızım 2 yaşını geçtikten sonra koltuğumuzu kaldırdık. İkinci bebeğime de servis verebilmek ümidiyle bekliyor kendisi :)

                  Güncelleme: Bumbo artık Türkiye'de de satıştaymış. İşte internet adresi: www.bumboturkiye.com

                  Ve işte Bumbo koltuk kullanan bir başka bebek ve annesinin blogu: http://yenitatlaryenifikirler.blogspot.com/2012/01/annelere-ozgurluk-veren-aletler.html 

                  20 Kasım 2010 Cumartesi

                  Ek gıdaya geçişte günlük yemek planı nasıl olmalı?



                  Ben sıkı bir Tracy Hogg uygulayıcısı olarak ek gıdaya geçişte de onun verdiği günlük planı takip ettim. 

                  4-6 ay arasında 4 saatte bir emziriyordum ve sanırım o dönem, beslenme konusunda en rahat olduğum dönemdi. Acıktı mı, acıkmadı mı, acaba ne yedirsem gibi düşünceler olmadan her 4 saatte bir emziriyordum ve ikimizin de kafası rahattı. Derken 6. aya girdik ve ek gıdalara başladık. Bu durumda bizim günlük beslenme planımız şöyle oldu:

                  07.00
                  Kalkış ve beslenme (meme)
                  07.30
                  Etkinlik
                  08.30
                  Beslenme (katı – kahvaltı)
                  09.00 veya 09.30
                  Sabah uykusu
                  11.00 – 11.15
                  Beslenme (sıvı - meme)
                  11.30
                  Etkinlik
                  12.30 – 13.00
                  Beslenme (katı – sebze)
                  14.00 veya 14.30
                  Öğle uykusu
                  15.00 – 16.00
                  Beslenme (sıvı - meme)
                  16.15
                  Etkinlik
                  17.30 veya 18.00
                  Beslenme (katı – yoğurt)
                  19.00
                  Etkinlik (yatırma ritüeli)
                  19.30
                  Beslenme (meme – yatmadan önce)
                  22.00 ila 23.00 arası
                  Uyku öğünü (Katı gıdaya tam olarak geçince -7 veya 8 aylık- kesilecek)

                  Kızım şu an 14 aylık ve hala sabah 07.00'da kalkıyor. Bazen 06.30, bazen de bizimle birlikte yattığı haftasonları 08.00 olabiliyor. Ben ortalama saati baz alarak güne başlıyorum.

                  Sabah kalkar kalkmaz meme emiyor. Bu emme faslı aynı zamanda bir yatak muhabbeti şeklinde neredeyse 1 saati buluyor. Şimdi hangi kitapta okuduğumu hatırlamıyorum ama bir yerlerde sabah bebeğinizle yatakta geçireceğiniz sakin zamanlar ileride size yol, su, elektirik olarak geri dönecektir yazıyordu. Haklı çıktılar. Kızımın hala en sakin geçirdiği zaman dilimi sabahın bu erken saatleri. Gün içinde sadece sabahları uzun sayılacak bir süre kendi kendine oynuyor. Ben de bu arada yüzümü gözümü yıkayıp, ortalığı toplayacak vakit bulabiliyorum.

                  08.30 ortalama bir kahvaltı saati. Oyuna daldığı dönemlerde 09.00'a geriletmişti, şimdi ise çabuk acıkıp 08.00'da kahvaltısını istiyor.

                  Sabah uykusundan uyanır uyanmaz, yemeğin ısınmasını ya da soğumasını beklemeye sabrı yetmeyen obur kızımın tekrar memeyle beslenmesi gerekiyor. Tracy Hogg bebeğin memede uyumaya alışmaması için uyanır uyanmaz meme ile beslenmesini, uykudan önce ise katı gıda ile beslenmesini öneriyor. Bunun tam tersini önerenler de var. Eğer uyutmadan önce meme verirseniz bebek daha uzun süre ve bol miktarda meme emer diyorlar. Ben kızımın oburluğundan dolayı Tracy Hogg'u dinledim. Kızım 14 aylık ve hala deli gibi meme emiyor. Ama belki iştahsız bir çocuğu uzun süre emzirmek isteyen annenin diğer yöntemi denemesi daha faydalı olabilir.

                  Özellikle 13.00'da yenen güzel bir öğle yemeğinden sonra gevşemeyen çocuk görmedim ben hiç. O gevşeyip uykuya dalma hali de öyle güzel oluyor ki... İkinci bebeğimde bu dönemlerin keyfini farkına vara vara çıkaracağım :)

                  Dikaktinizi çekmek isterim ki; yatmadan önce son katı gıda yoğurt ve daha sonra da sadece anne sütü var. Benim bebeğim iri ve iştahlı bir bebek. Buna rağmen sadece anne sütü ile 4. aydan itibaren kesintisiz gece uykularına geçti. Aynı şekilde 6. aydan sonra da bu beslenme temposu ile kesintisiz uyumaya devam etti. Bu nedenle "Bebeğin aç kalıyor" deyip de gece yatmadan önce muhallebi vermenizi tavsiye edenlere itibar etmeyin. Tekrar söylüyorum benim bebeğim iri ve iştahlı, buna rağmen sadece anne sütü ile sabaha kadar uyuyordu (hala uyuyor) ve iri bir bebek olarak gelişiminde hiçbir gerileme olmadı. Bebeğin karnı katı gıdalarla daha iyi doyar iddiası zaten bana saçma gelmişti, şu anda da geriye dönüp bakınca, kendi bebeğimin gelişimini düşününce iyice saçma geliyor. 1 yaşına kadar bebeğin ana gıdası anne sütü olmaya devam ediyor; bunu unutmamak gerekli.

                  Saat 19.00 civarında bebeğim yatıyor (hala yatıyor). Bebeği uyuması için asla zorlamadım, hala da zorlamıyorum. Ama hava kararınca uyku ritüeline başlıyordum. Bu sanırım alışkanlık oldu veya içgüdüsel olarak hava kararınca uyumak istiyor. Yaz saaati, kış saati uygulaması da yapıyor kızım :) Böylece yatma saati için net bir saat vermek yerine "hava kararınca" demek istiyorum. Bebeklerin günün karanlık kısmını uykuda geçirmelerinin büyüme hormonu salgılamaları açısından önemli olduğunu artık herkes biliyor. 

                  Gece uykularının kesintisiz olmasında ise Tracy Hogg'un önerdiği gece öğünü çok önemli. Bilmeyenler için kısaca anlatayım: Bebek saat 19.00 civarında uyuyor ve ideal olarak gece boyunca uyanmayacağı varsayılıyor. Ancak siz bebeği saat 11.00 gibi gece, karanlıkta kucağınıza alıp uykusunun arasında besliyorsunuz. Gözleri kapalıyken öyle iştahlı emiyorlar ki inanamazsınız. Sonra zaten uykuda olduğundan karnı doyar doymaz memeyi bırakıyor ve kendini geriye ittirerek yatağına yatmak istediğini belli ediyor (en azından benim kızım öyle yapıyordu). İşte bu öğünden sonra en azından bir 5 saatlik kesintisiz uyku bekliyoruz. Bebeğin uyku ihtiyacına göre değişir. Benim kızım şu anda (14. ay) çoğunlukla 11-12 saat uyuyabiliyor. 6. ay civarında da 8 saat (yani sabah 7'ye kadar) uyuması bekleniyor.

                  Tam olarak katı gıdaya geçildiğinde ise bu gece öğününün kaldırılması gerekiyor. Her bebeğin katı gıdaya geçiş süresi farklı oluyor. Ama benim kızım gibi obur bir bebek bile olsa en erken 7. ya da 8. ayda tam olarak katı gıda ile öğününü tamamlayabilir hale geliyorlar. Sonrası için Tracy Hogg annelere gece öğününü bıraktırma önerileri getirmiş. Benim kızım ise kendi kendine gece öğününden vazgeçti. Önce az az emmeye, sonrasında ise uykusundan kaldırılmayı protesto etmeye başladı. Bir gece "Bugün uyku öğünü vermeyeyim bakalım ne olacak" dedim ve kızımın uyanmadan tüm gece uyuduğunu görünce gece öğününü kestim.

                  Ek gıdaya geçiş gerçekten zor ve zahmetli bir süreç; herkese sabır diliyorum :) Bebeğin 4. ayında emzirmekten yorulup da ek gıdaya geçmeye heves eden annelere de (ben de dahil hemen hemen tüm anneler) akıl fikir diliyorum. Bebeğin en rahat beslendiği 4-6 ay arasındaki emzirme bölümünü kaçırdıkları için nasıl rahat bir dönemi eziyetli hale getirdiklerini asla bilemeyecekler...

                  Hangi besinlerden ne kadar yedirmek gerektiği ise başka bir yazının konusu olsun...
                  Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

                  Instagram

                  Instagram

                  Twitt'le

                  Translate

                  İstatistiklerim


                  View My Stats