yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2014 Cumartesi

Çocukla Birlikte Yapılabilecek Kurabiye Tarifi - Tarçınlı Kurabiye


Kurabiyenin içinde şeker olduğundan 1 yaşından sonra ve hatta olabildiğince geç bir yaşta şeker yemeye başladıktan sonra hem el göz koordinasyonu, hem matematik dersi için ölçü becerileri, hem çocukla birlikte eğlenceli zaman geçirmek, hem de çocuğun "Ben yaptım" diye sunabileceği bir şey ortaya çıkarıp özgüvenini geliştirmesi ve sevdiklerine hediye götürerek paylaşmayı öğrenmesi açısından bu pratik ve un kurabiyesi tatındaki lezzetli kurabiyeyi öneriyorum.

İçindekiler: (Her zamanki gibi göz kararı yapıtım ben ama havalı olsun diye ölçülü yazıyorum)
  • Tereyağı ................... 100 gr (50 gr tereyağı, 50 gr zeytinyağı da olabilir)
  • Şeker ........................ 1/2 su bardağı
  • Yumurta .................... 1 adet
  • Tarçın ........................ 1 tatlı kaşığı
  • Vanilya ...................... 1/2 tatlı kaşığı (Ben evde yaptığımız sıvı vanilyadan kullandım ama 1/2 paket toz vanilya özütü de olabilir)
  • Karbonat ................... 1 çay kaşığı (Paket kullanıyorsanız 1/2 paket kabartma tozu adı altında karbonat da olabilir)
  • Un ........................... 2 su bardağı (Ben sarı un kullanıyorum. Hamur oyun hamuru kıvamına gelip, elinize yapışmayacak hal alıncaya kadar un ekleyebilirsiniz)

Üstüne serpmek için:
  • Pudra şekeri ............... 1 tatlı kaşığı
  • Tarçın ......................... 1 çay kaşığı

Tarif:
  • Şeker ve yumurtayı iyice karıştırın. Tereyağını ekleyip eriyinceye kadar karıştırın.
  • Tarçını ve vanilyayı ekleyin.
  • Unu eleyip içine kabartma tozu ekleyerek karıştırın.
  • Sıvı karışımın içine unu yavaş yavaş, yedire yedire ekleyin.
  • Hamuru açıp istediğiniz şekilde kurabiyeler yapın. Biz, kızımın hamur kalıplarını kullandık.
Kontes'in eli değince daha "leziz" oluyormuş kurabiyeler :)

  • Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 20-25 dk pişirin.
Kurabiyelerimiz çiğken

  • Kurabiyeler sıcakken tarçın ve pudra şekeri karışımına bulayın.
Piştikten sonra, dumanı üstünde


Afiyet olsun!

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Ev Yapımı Müsli (Granola) (Kahvaltılık-Atıştırmalık)




Kızım bir ara müsli sevdalısı olmuştu. Ben de evde yulaf ve kurumeyve/kuruyemiş karışımı hazırlıyordum. Çiğ yemeyi sevdiğinden pişirmem de gerekmiyordu, halimizden memnunduk. Hanımefendi ondan da sıkıldı tabii, büyüdükçe damak tadı değişti. Mısır gevreğini fark etti kreşte, evde de tatlı talep etmeye başladı. E, onu da yaparım o zaman dedim, kolları sıvadım. İşte değişime uygun tarifi ve yapılışı:



Malzemeler (her Türkiyeli gibi "göz kararı" kullandım ama yazarken havalı olsun diye bardak, kaşık ölçü vereceğim):


  • 2 su bardağı yulaf
  • 1/2 su bardağı kuru üzüm
  • 1/2 su bardağı kuru dut
  • 1 su bardağı havanda dövülmüş fındık
  • 1/2 su bardağı susam
  • 2 çorba kaşığı bal
  • 2 çorba kaşığı tereyağı
  • 1 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 tutam tuz
Malzemeleri keyfinize göre şekillendirebilirsiniz. İçine şunları katabilirsiniz:
  1. Kurumeyve: Küçük parçalara bölünmüş kuru kayısı, kuru incir vs
  2. Kuruyemiş: Badem, ceviz, pekan fıstığı, ayçekirdeği, antep fıstığı, keten tohumu  vs. Hepsini birden soğan doğradığınız rondoya atıp küçük parçalar elde edebilirsiniz. Ya da benim gibi iri parçalar seviyorsanız ve kuruyemişin yağı da dışarı çıksın istiyorsanız havanda dövebilirsiniz. Ben hepsini çiğden seviyorum ama siz çiğ sevmiyorsanız, önceden bir tavada kavurabilirsiniz.
  3. Taze meyve:Rendelenmiş veya küçük parçalara bölünmüş mevsim meyveleri, ezilmiş muz vs. Ya da taze meyveyi sütle birlikte ekleyip de fırınlamadan da tüketebilirsiniz.
  4. Tatlandırıcılar: Bal, pekmez, tarçın, vanilya, damla çikolata, muskat (hindistancevizi) vs (zencefil de değişik bir aroma katabilir seviyorsanız), 1 tatlı kaşığı kakao, 1/4 bardak elma suyu
  5. Yağ: Tereyağı yerine 1/2 bardak zeytinyağı kullanabilirsiniz. Ya da 1 bardak hindistancevizi yağı kullanabilirsiniz.
Yapılışı:
  • Fırını 180 dereceye ısıtın.
  • Tüm malzemeleri iyice karıştırın. Katı yağ kullanmışsanız, elinizle yoğura yoğura yağın eriyip tüm malzemelere nüfuz etmesini sağlayın. Aynı şekilde bal da her yere eşit dağılıp yapışmalı.
Pişirmeden önce

  • Yağlanmış veya yağlı kağıt serilmiş tepsiye tüm malzemeyi olabildiğince eşit kalınlıkta yayın.
  • 10 dakika, üzeri pembeleşinceye kadar fırınlayın. Eğer taze meyve eklediyseniz, biraz sulanabilir, bu nedenle biraz daha uzun süre, belki 1 saate yakın fırınlamanız gerekebilir. Fırından çıkardıktan sonra soğuduğunda tereyağının tekrar katılaşacağını, yani soğuduktan sonra, fırından çıktığından daha sert olacağını da hesaba katın.
Pişirdikten sonra

  • Soğuttuktan sonra sütle veya yoğurtla karıştırarak yiyebilirsiniz. Aslında tek başına da gayet güzel yeniyor, herhangi bir tatlı yerine atıştırmalık olarak da yanınızda bulundurabilirsiniz.
Kontes elleriyle kahvaltı kasesine ufalarken

  • Cam bir kapta, buzdolabında saklayın.

Afiyet olsun!

https://www.sadeaile.com

24 Mart 2014 Pazartesi

Fırında Tarçın Burguları Nasıl Yapılır?



Elimden geldiğince paketli ürün almıyorum. Ama elbette evde çocuk var ve şekerli bir şeyler yemek istiyor. Bu konuda da pek becerim olmadığından, bulabildiğim en basit tarifleri yapmaya çalışıyorum. Bu ruloları hazırlaması çok kolay. Hamurunda 2 adet yumurta var, yumurta yemeyen çocuklara yumurta yedirmenin bir başka yolu olarak da kullanılabilir. Ayrıca galeta gibi yanıma alıp, kızım dışarıda bakkaldan filan bir şeyler istediğinde hemen çantamdan çıkarıp ikram da edebiliyorum.
 
Hamuru için:
(Not: Mayalı hamurun başarılı bir şekilde kabarabilmesi için istisnasız tüm malzemelerin oda sıcaklığında olması gerekiyor.)
  • 1 yemek kaşığı aktif kuru maya (1 paket yaş maya)
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1/3 su bardağı toz şeker
  • 1/2 su bardağı tereyağı
  • 4 su bardağı un (uygun kıvam bulunana kadar arttırılabilir)
  • 2 yumurta
  • 1 çay kaşığı tuz
 
Üstü için:
(Not: Malzemelerin hepsi damak tadınıza ve ortaya çıkan hamurun miktarına uygun olarak arttırılabilir.)
  1. 1/2 bardak kahverengi şeker (Beyaz toz şeker de olabilir ama kahverengi şeker, tarçınla daha şık duruyor. Glisemik indeksi daha düşük bir tatlı istiyorsanız aynı ölçüde hindistancevizi şekeri de kullanabilirsiniz.)
  2. 1/4 bardak erimiş tereyağı
  3. 2 çay kaşığı tarçın
 
 
Hazırlanışı:
  1. Malzemeleri karıştırıp 15 dakika kadar yoğurun ve 1 saat kadar dinlendirin. Bu sırada hamur kabaracaktır.
  2. Fırını 190 derecede ısıtın.
  3. Hamuru dikdörtgen olacak şekilde açın. Uzunlamasına, erişte hamuru kesiyormuş gibi kesin.
  4. Her şeridi önce tereyağına batırın.
  5. Sonra her bir şeridi tamamen şeker ve tarçın karışımına bulayın.
  6. Şeritleri iki ucundan tutup aksi yönlere doğru her iki tarafından çevirmek suretiyle burun.
  7. Burguları fırın tepsisine yerleştirin. 10 dakikada tepside bekletmek suretiyle tepsi mayası yapın.

  8. 190 derece ısınmış fırında 15-20 dakika pişirin. Pişirme süresi burguların kalınlığına göre değişecektir. Üzerlerindeki tarçın kahverengi olunca pişmiş demektir.
 
Burguları ince yaparsanız tarçın tadını daha yoğun alıyorsunuz. Kalın burgular ise daha çok kurabiyeye benziyor.

 

3 Ocak 2014 Cuma

Kaynayan Sütün Taşması Nasıl Önlenir? Sütü Kaynatmak Gerekli Midir?




Sadece çiğ süt kullanıyorum. Sütü ocağın üstüne koyup da işe dalınca her seferinde taşırıyordum. Tencerenin ağzına yağ sür filan dediler ama ona da üşeniyordum. Sonunda tam bana göre bir yöntem buldum:
Porselen bir Türk kahvesi fincanının tabağını sütü kaynattığım tencereye koyuyorum. Süt kaynamaya başlayınca tabak da tencerenin dibine vurarak tıkırdamaya başlıyor, sütün kaynadığını haber veriyor. Ayrıca tabak, sütün içinde bir hava koridoru oluşturduğundan taşmasını da engelliyor.
Yalnız tabağın tencerenin dibine yapışmaması lazım. Bu nedenle önce sütü tencereye döküp, sonra altını yakıp tabağı öyle atın tencereye. Hatta bir kere de karıştırmakta fayda var. Eğer tencerenin dibi sıcakken tabağı atarsanız da tabak dibe yapışırsa sütün taşmasını engelleyemiyor.
Bu yöntem sayesinde sütün başında beklemekten kurtuldum, çok mutluyum.
Bu arada geniş bir kesimce doğru kabul edilen bir yanlışı da belirtmeden edemeyeceğim: Pastörizasyon işlemi için yani sütün içindeki bakterilerin öldürülmesi için sütün kaynatılması gerektiği bilgisi yanlıştır. Kaynatmak bakterileri fazladan öldürmeyeceği gibi sütte tat ve bir takım faydalı içeriklerin de kaybına yol açar.
(UHT yöntemi ile süt sterilizasyonunda süt 2 ila 6 saniye arasında 134-150 °C'de ısıtılır.)

Soldaki süt çiğ olarak alınıp evde pastörize edilmiş, sağdaki ise şişe pastörize süt. Şişelenmeden önce yağı alındığı çin sağdaki süt daha beyaz, soldaki ise yağlı ve sarı.

Bir alıntı yapayım:
Pastörize Süt nedir?

Sütün 63-66 ˚C’de 10 dakika veya 72-75 ˚C’de 30 saniye veya 85 ˚C’de 5-10 saniye (hijyenik şartlar gerektiriyorsa süre 1 dakikaya kadar uzatılabilir) ısıl işlem görmesinden sonra derhal 10 ˚C’nin altına (buzdolabı sıcaklığında) soğutulmasıdır.

Pastörizasyon ile şu yararlar sağlanır;
•Hastalık etkeni bakterilerin tamamı yok edilir. Böylece insana sütle geçen hastalıklar tamamen ortadan kalkar.
•Hastalık etkeni olmayan bakterilerin sayısı da çok düşük düzeye indirilir (% 99’u ölür)
•Süt ısıtılıp soğutulduğu için dayanma süresi (raf ömrü) uzar.
•Pastörizasyonla B grubu vitaminlerinde % 5-10 ve C vitamininde % 10-20 oranında kayıp olabilir. Bu kayıp diğer içme sütü çeşitlerine göre çok düşüktür. İçme sütünün kalitesi bakımından ısıl işlem yöntemleri karşılaştırıldığında, çiğ sütün direkt tüketilemediği kabul edildiğine göre, insan beslenmesi ve sağlığına en yararlısı ve mükemmelinin pastörize süt olduğu söylenebilir.
•Süt serum proteinlerindeki %5-10 oranındaki denatürasyon sindirim açısından yararlı bir işlemdir. Midede olması gereken ön sindirim daha süt vücuda alınmadan gerçekleşmiş olmaktadır.
•Lisin amino asidindeki kayıp kaynamış sütte %6, UHT sütte %4.5 iken pastörize sütte %1.5’dir. Lisin kaybı en az olan süt pastörize süttür.
•Süt yağının homojenize edilmesiyle (ince zerrecikler halinde dağılmasıyla) pastörize sütün tadı daha beğenilir hale gelmektedir.
•Süt proteinlerindeki lisinin amino grupları ile laktozun karbonil grupları arasındaki maillard reaksiyonu sonucunda diğer sütlerin renginde esmerleşme görülebilir. Pastörize süt doğal beyaz rengindedir. Çocukların, yetişkinlerin iştahını arttırır.
•Diğer süt çeşitlerinde süt şekeri 100˚C’nin üzerinde proteinlerle pişmiş tad -Laktoglobulinin yapısındaki S ihtiva eden amino asitlerin parçalanarak SH(gruplarının serbest hale gelmesi) oluşturabilir. Pastörize sütte kesinlikle bu durum söz konusu değildir. Uygulanan sıcaklık yüksek olmadığı için pastörize sütün tadı çok hoştur.
•Süt yağı ve mineral maddeler pastörizasyonla etkilenmez.
•Çiğ süte kıyasla pastörize süt ile verimlilikte, enfeksiyonlara karşı koyma, kan yapımı ve çocukların gelişmesinde herhangi bir fark bulunmadığı araştırmalar sonucu ortaya çıkarılmıştır.
•Pastörize süt ısıtmaya gerek kalmadan her yerde güvenle içilebilir.

Bütün bu üstünlükleri nedeniyle sütten yararlanmanın en iyi yolu pastörize (günlük süt) olarak içilmesidir.
Pastörize süt tüketilirken şu hususlara dikkat edilmelidir;
•Pastörize süt kesinlikle kaynatılmamalıdır. Aksi halde besin değerinde ve lezzetinde kayıplar olmaktadır.
•Raf ömrü içerisinde (son kullanma tarihine dikkat !) tüketilmelidir.
•Tüketilene kadar 10 ˚C’nin altında muhafaza edilmelidir (buz dolabında)
•Pastörize sütü buzdolabına koymayan marketten süt satın alınmamalı.
•Pastörize süt uzun ömürlü (UHT) kutu sütleriyle aynı süt olarak görülmemeli.

8 Ekim 2013 Salı

Ekim Ayında Pazarda Neler Var? Ekim Ayı Yemek Listesi




İşte bizim pazarımız...
Sebze ve meyve alışverişimi yıllardır pazardan yapardım. Artık Akdeniz'e taşındım, manavdan da alışveriş yapsam fark etmiyor, orada da pazardaki ürünü bulabiliyorum. Ama hala pazara gidiyorum, çünkü hem pazarın havası başka, hem orada peynirli-tereyağlı bazlamamı yiyebiliyorum, hem de köylülerin kapı önlerinden topladıkları ve normalde manavlarda satılmayan meyve ve otları bulabiliyorum. Ayrıca kızımı da yanıma götürüyorum. Eskiden kızımı sırtıma bağlardım, puseti de pazar çantası olarak kullanırdım. Kızıma pazardaki meyve sebzelerden verirdim. O havuç yerken ben de sürekli konuşurdum. Mandalina koklatır, turşu tattırır, balıkları tanıtırdım. Şimdilerde pazara gitmek istemiyor bazen canı. O zaman puseti rüşvet olarak kullanıyorum. Eskiden binmek istemediği pusete şimdi binmek için can atıyor :) Artık yavaş yavaş turuncu domatesin alınmayacağını, yumuşak incirin daha lezzetli olduğunu öğrendi. Domatesleri torbaya atmadan doldurması gerektiğini aksi halde ezileceklerini söylemiştim. Geçen elmaları hızlı hızlı torbaya doldururken "Elmaları öyle yüksekten atma anne, canları acı." dedi :)
 

Ekim ayında son demlerini yaşayanlar:
  1. Taze fasulye
  2. Deniz börülcesi
  3. Domatesi-Salatalık-Biber: Alırken sera ürünü olmamalarına dikkat edin. Tarla ürünlerinin son dönemleri çünkü...
  4. Patlıcan - Kabak
  5. Üzüm: Alırken saplarının kuru olmamasına dikkat edin. Evde üzüm sirkesi yapmak için son ay :)
  6. İncir-Erik: İncir reçeli ve kışlık erik suyu yapmak için de son fırsat.
  7. Mısır
  8. Taze ceviz

Ekim ayında peyder pey çıkacak olanlar:

  1. Maydanoz-Dereotu-Roka-Tere-Marul-Kıvırcık: Maydanoz her mevsim yetişiyor aslında.
  2. Nar: Nar ekşisi alacaksanız, geçen seneden kalanları almadığınızdan emin olun. Kızım 1 yaşından beri nar yiyor. Ayıklaması da ayrı bir eğlence ve ileride yazı yazmasını kolaylaştıracak ince motor kas çalışması için birebir. Bir meyve daha ne yapsın?! :)
  3. Trabzon Hurması
  4. Balkabağı: Betakaroten açısından zengin, bol lifli... Çekirdeğini fırınlayıp yiyebilir, çocuğunuzla birlikte tatlısını yapabilirsiniz. Balkabağını çok seviyorum :)
  5. Pırasa
  6. Lahana
  7. Ispanak
  8. Karnabahar: Alırken siyah lekeli olmamasına dikkat edin.
  9. Havuç
  10. Pancar
  11. Kereviz: Burada kereviz yaprağının ıspanak gibi yemeğini yapıyorlar, içine de nohut ekliyorlar. Ben kereviz yaprağının turşuların tepesini bastırmak için kullanıyorum bu ay.
  12. Yeşil Mandalina - Portakal
  13. Ayva - Elma - Armut
  14. Turp
  15. Yer elması

Pazardan aldıklarım:

  1. Köy yumurtası
  2. Bazlama
  3. Peynir çeşitleri
  4. Süzme yoğurt
  5. Ceviz
  6. Tahin-pekmez: Bunların da bu yazın ürünü olduklarından emin olun, geçen seneden kalanları almayın.
  7. Fırında kurutulmuş mantı
  8. Çiğ Süt
  9. Mantar
  10. Biberiye: Biberiyeyi Eylül sonunda topladım, kuruttum.

Demek ki evimizde bu ay  ne pişecekmiş?! :)

KAHVALTI:

  1. Menemen: Son demlerini yaşıyor. Menemenlik konserve yaptım ama onlarla yapılan menemenin tadını beğenmiyorum, onları yemeklik kullanıyorum.
  2. Peynirli bazlama: Hem cuma öğlen öğününe hem de cumartesi kahvaltısına eşlik ediyor.

3. Peynir çeşitleri, ceviz, tahin-pekmez: Bizim eve Nutella ve türevleri girmiyor. Babası ile birlikte kendi çikolatasını, tahin pekmezi karıştırarak kızım yapıyor. Özellikle Nutella'nın insanlarda nasıl alışkanlık ve durdurulamaz bir yeme isteği uyandırdığını gördükçe ürktüm ben, içinde bağımlılık yaratan bir madde olduğundan şüpheleniyorum.


Ev yapımı keçi boynuzu pekmezi ve tahinimiz...




4. Mantarlı krep / Üzerine peynir serpilerek tavada pişmiş mantar
5. Tost / Fırında peynirli ekmek
6. Simit
7. Yoğurt/Ayran/Kefir
8. Ihlamur/Yöreye özgü adaçayı
9. Ballı, sirkeli su: İlaç niyetine içiyorum ayrıca sanırım kan şekerini de dengeliyor ki yeme isteğini azaltıyor.
10. Ballı biberiye çayı

ARA ÖĞÜN:

  1. Deniz börülcesi: Haşlayıp, ayıklayıp, üzerine sarımsak, zeytinyağı ve limon dökerek yiyoruz. Kızım da çok seviyor.
  2. 
    Haşlanmış mısır: Artanlar salataya
  3.  
  4. Haydari 

 
 
 4. Turşular / Pancar Turşusu: Her tür turşuya bayılan kızım sarımsaklı pancar turşusunu da küçüklüğünden beri çok severek yiyor. Ayrıca turşu da kuruyor artık ve kendi kurduğu turşuyu ikram ederken acayip gurur duyuyor :)
 
5. Çoban salata: Son demleri. Kızım bazen sadece salata yiyerek öğün yapıyor. Soğanlı çoban salata yemeyi çok seviyor.
 
6. Pırasalı / Ispanaklı / Mercimekli Börek - Sosyete Mantısı
7. Yoğurtlu çılbır
8. Kereviz salatası
9. Buharda karnabahar: Üzerine limon suyu ve yoğurt döküyoruz.
10. Mercimek köftesi: Kırmızı biberin içine doldurup, pikniğe filan da götürebiliyorum :)
11. Kısır
12. Humus
13. Pizza: Pizzamızı sebzeli yapıyoruz. Hemen hemen tamamen kızım hazırlıyor ve afiyetle de yiyor. Hatta arkadaşları geldiğinde onlara yapmaktan da büyük zevk alıyor.
14. Poğaça: Kızım dereotunu kopararak tek başına yiyecek kadar sevdiğinden poğaça hamuruna dereotu karıştırıyorum.
15. Tuzlu Mısır Unu Keki: İçine peynir, nane vs atınca, yanında da yoğurtla bayağı doyurucu oluyor.
16. Mantı: Pazardan aldığım mantıyı bir öğlen öğünü için yapıyorum kızıma. Hatta yanımıza alıp pikniğe gittiğimiz de oluyor :)
 
 
TATLI:

  1. Trabzon Hurması: Çatalla ezip cevizle karıştırılabilir hatta üzerine bir tatlı kaşığı da bal ve tarçın da gezdirilebilir.
  2. Elmalı Turta/Kurabiye: Lahana ile yapılan bir yalancı turta tarifi var. Dener denemez yazacağım :) Anneannemin yaptığı, üzeri pudra şekerli elmalı kurabiyeler en sevdiğim tatlıydı küçükken. Kızımın da hazır gofret, şeker ve benzeri ürün yemesindense evde hazırlanmış tatlıyı tüketmesin tercih ediyorum.
  3. Kabak Tatlısı: Az şekerli ve üzeri cevizli.
  4. Cevizli Elma Tatlısı
  5. Havuçlu Kek /Cevizli Kek
  6. Sütlaç
  7. Ayva Tatlısı: Tatlı yiyeceksek, bari meyve tatlısı olsun :)
  8. İncir Tatlısı: Sütlü olması tercih sebebidir :) Bu sene biraz incir de kuruttum.
  9. Havuç Tatlısı
  10. Bisküvi
  11. Mozaik Pasta: En zararlı tatlımız bu. Ama kızım yaparken çok eğleniyor. Hemen hemen tamamen kendisinin yapabildiği tek tatlı çünkü.
ÇORBA:
  1. Tarhana Çorbası
  2. Domates Çorbası
  3. Patates Çorbası
  4. Sebze Çorbaları: Balkabağı, pırasa vs.
  5. Mercimek / Ezogelin Çorbası
  6. Karışık Tahıl Çorbası
  7. Tavuk Suyuna Düğün Çorbası
  8. Balık Çorbası
  9. Bulgurlu Lahana Çorbası
  10. Kremalı Mantar Çorbası
 
MAKARNA / PİLAV:
 
  1. Patlıcanlı / Mercimekli Bulgur Pilavı
  2. Meyhane Pilavı: Domates, biberli, cıvık bulgur pilavı
  3. Keşkek
  4. Sebzeli Kuskus
  5. Çin Eriştesi (Noodle)
  6. Cevizli, Lorlu Ev Eriştesi
  7. Ton Balıklı Makarna
  8. Tavuklu Pilav
  9. Dible: Domatesli, taze fasulyeli pilav
 
ANA YEMEK:
 
1. Taze Fasulye: En sevdiğim yemeklerden biridir. Güzel yapıldı mı bir tencere yiyebilirim. Kızım da seviyor. Karadeniz'de dible denilen, fasulyeli pilavı da çok severim. Ama yapmaya üşendiğimden taze fasulye ile domatesli pilavı ayrı ayrı yapıp, sonra karıştırarak çakma dible yapıyorum. Kızım bu şekilde sulu yemeği de dökmeden saçmadan, kendi kendine yemiş oluyor. 
 


2. Pırasa: Bol bulgurlu, limonsulu ve suyunu çektirerek, az sulu yaptığım zaman bayılarak yiyorum kızım.
3. Kıymalı Kapuska: Havucu rendelenmiş olmalı.
4. Ispanak: Kendi suyunda kavrulmuş olarak ya da havuçlu yemeği.
5. Kıymalı Karnabahar Yemeği
6. Erişteli Yeşil Mercimek Yemeği
7. Köfte veya Haşlama Et: Acil yemek yapılması gereken bir gün.
8. Türlü
9. Zeytinyağlı yer elması
10. Patlıcan / Kabak İmambayıldı
11. Patlıcan / Kabak Ograten
12. Nohut / Kurufasulye
13. Zeytinyağlı Pirinçli, Dereotlu Kabak
14. Kıymalı Patates
15. Patlıcan / Karnabahar Musakka
16. Ekşili Köfte
16. Kabak Dolma

8 Ocak 2013 Salı

Ocak Ayında Ne Yenir?


Kadınların alışverişe düşkün olduğu iddia edilir. Bense hiç hoşlanmam. Nedenini sanırım buldum. Bkz. şu teori :) (http://beta.eksisozluk.com/entry/31238992):

genellikle erkeklerin hiç hoşlanmadığı, can sıkıcı bulduğu, günümüz kadın-alışveriş ilişkisinin, türümüzün avcı toplayıcı dönemlerinden kalma bir genetik mirastan kaynaklanıyor olabileceği. zira bu dönem, kadınların çoğunlukla toplayıcı rol alması, topladığı nesneleri, besinleri, bitkileri, mantarları, zehirli, zehirsiz, lezzetli, lezzetsiz gibi gruplandırmak zorunda kalması ve bu durumun zamanla cinsi, detaycı, kılı kırk yaran bir yapıya büründürmesi. ayrıca toplayıcılar buldukları zengin kaynaklara tekrar ulaşabilmek için çevreyi de ayrıntılı incelemek, birbirlerine çok benzeyen ortamları detaylara inerek ayırabilmek zorundaydılar. ki bu durum, günümüzde, labirent deneylerinde, neden kadınların erkekler üzerine ezici bir üstünlük kurduklarını da açıklar niteliktedir. oysa erkek cinsi çoğunlukla çevrede yaygın bulunan bir avı yakalamak üzere yola çıkıyordu. en olası, en çok yaklaşabildiği avı avlamaktı amaçları, seçerek oyalanma şansları yoktu. işte bu yüzden erkekler bir markete girdiklerinde, kadınların aksine, alıp çıkma eğilimindedirler:)

Eğer bu teori doğruysa ben her hafta pazarda toplayıp evime doldurma içgüdümü fazlasıyla tatmin ediyorum. Kendimden geçiyorum sebzelerin, meyvelerin arasında. Onu da alayım, bunu da alayım derken, işte bu hafta yaptığım alışverişin sonucu yukarıda :)

Pazar alışverişlerini aylara bölmeye karar verdim. Bakalım bu ay tezgahta neler varmış:

  • Sebze: Kereviz, lahana, brüksel lahanası, karnabahar, brokoli, pırasa, ıspanak, pazı (yavaş yavaş tezgahlarda görünmeye başladı), balkabağı, çintar mantarı
  • Salata olarak: Kırmızı lahana, yeşil salata (kıvırcık, göbek, marul), bayır ve fındık turpları, havuç, dereotu, maydanoz
  • Meyve: Elma, portakal, armut, ayva, greyfurt, mandalina, ayva, muz (yeni yeni çıkıyor), nar ve avokado bitmek üzere, tatlı nar bu hafta bitti buralarda.
  • Baklagiller: Kurutulmuş bezelye, kuru fasulye, kurutulmuş taze fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek, bakla, börülce, kuru mısır, barbunya
  • Tahıllar: Buğday, yulaf


      Çorbalar:

Kışın ağzına çorba sürmeyen kızım artık sıcak sıcak çorbaları içiyor. Bağışıklığımızı güçlü tutmak için çorba içmemiz gerekiyor. Bu ayın çorbaları:
  • Buğday aşı çorbası: Buğdaylı, nohutlu, mısırlı, kuru naneli (dövük çorbası da denir)
  • Yayla çorbası
  • Mercimek çorbası: Havuçlu, patatesli, kerevizli, bol soğan ve sarımsaklı, kimyonlu
  • Ezogelin çorbası: Mercimek çorbasının içine bulgur ya da pirinç katıyoruz.
  • Tarhana: Sarımsaklı, yeşil biberli, naneli ve bazen kıymalı
  • Borş çorbası: Lahana, pancar, havuç ve defne yapraklı
  • Sebze çorbaları: Bezelye çorbası, havuç çorbası, mantar çorbası, balkabağı çorbası, karışık sebze çorbası (patates, soğan havuç, pırasa ve bir de baklagil), brokoli çorbası
  • Tavuk suyu çorbası: Havuçlu, şehriyeli, bazen de terbiyeli düğün çorbası şeklinde
  • Baklagil ve tahıl karışım çorbası
     
    Yemekler:  
    Ben de yazın pek fazla baklagil yemesem de (bezelye hariç), kışı gelince baklagillere dadanıyorum.
  • Nohutlu, ekşili köfte (çorba mı, yemek mi tam karar veremedim)
  • Erişteli yeşil mercimek  (çorba mı, yemek mi tam karar veremedim)
  • Ispanak: Bol havuçlu (havuç şekerli bir tat katıyor)
  • Pazı dolması, lahana dolması
  • Kapuska: Havuçlar rende olacak ve ince lahanalar ince kıyılacak
  • Pırasalı börek, ıspanaklı börek
  • Zeytinyağlı, havuçlu pırasa
  • Zeytinyağlı kereviz
  • Zeytinyağlı barbunya pilaki
  • Brüksel lahanası kavurması
  • Kıymalı karnabahar
  • Bakla denlisi: Kurutulmuş taze fasulye ve bulgur
  • Nohut, kuru fasulye, mercimek
  • Mantar sote: Tavuklu olabilir
  • Tavuklu pilav: Kışla birlikte tavuk yemeye başladık.

 Salatalar:
  • Cevizli kereviz salatası
  • Yoğurtlu havuç salatası
  • Buharda brokoli, zeytinyağı ve limon ile
  • Zeytinyağı ve sirkeye yatırılmış kırmızı lahana
  • Karışık salata: Bol nar ekşisi, nar ve ceviz ile
  • Göbek, kıvırcık, marul salatası: Hepsinin de göbeğini kızın çıtır çıtır yer, onlar salataya eklenmez :)
  • Havuç ve turp salatası: Zeytin ile birlikte
  • Piyaz: Bol soğanlı, tatlı acı biberli, sirkeli ve ana yemek olarak haşlanmış yumurta ile yenebilir.             

Tatlılar:
  • Balkabağı tatlısı
  • Sütlaç, Fırın Sütlaç
  • Su muhallebisi
  • Kuruyemiş ve kuru meyveler
  • Çaylar: Kuşburnu, adaçayı veya keçi boynuzu çayı.

Geçen sene Ocak ayı için girdiğim yazılar da burada:
http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2011/12/ocakn-1-haftas-pazarda-neler-var-bu.html
http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2012/01/ocakn-2-haftas-pazarda-neler-var-bu.html
http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2012/01/ocakn-2-haftas-pazarda-neler-var-bu_15.html 
http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2012/01/ocakn-4-haftas-pazarda-neler-var-sar.html


5 Ocak 2013 Cumartesi

Yaban Mersinini Nasıl Tanırız?


İstanbul'da bir yaban mersini furyası başlamış. Ama mersingillere o kadar yabancıyız ki tüm mersin türlerini birbirine karıştırıyormuşuz. En son ben de karıştırınca oturup araştırdım. Sanırım artık yaban mersini konusunda kolay kolay yanılmam :)

Türkiye'de 3 tür mersin satılıyormuş (http://beta.eksisozluk.com/entry/27710001):  memlekette 3 değişik tür meyve yaban mersini adıyla satılıyor. şekerlenerek kurutulmuş kırmızı yemişin adı aslında turna yemişi ve amerika kökenli; baharatçıların sattığı kekremsi yemişler bildiğiniz mersin ki kendisinin kültüre alınıp ballanmışına biz güneyde hambeles diyor ve çok seviyoruz; sonuncusu ise kuzey iklimlere has, bizde de karadeniz bölgesinde bolca bulunan gerçek yaban mersini.
Yukarıdaki resimde görülen meyve İstanbul'da kilosu 20-30 liradan satılan, yaşı kurusu pek bir pahalı olan yaban mersini, yani mavi yemiş (http://tr.wikipedia.org/wiki/Yaban_mersini). İngilizcesi mavi yemiş karşılığı "blueberry" (http://en.wikipedia.org/wiki/Blueberry).

Akdeniz bölgesinde doğal olarak yetişen ve kilosu 3-4 liradan satılan bir diğer mersin türü ise "adi yaban mersini" (vaccinium myrtillus). Bu bitkinin yabani olanına yabani mersin, aşılı olanlarına ise mersin deniyormuş (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mersin_%28bitki%29). Yabani olanın siyaha çalan koyu mavi bir rengi var, ıslah edilmiş olanlar ise önce beyaz, giderek pembeleşiyor. İngilizcesi "bilberry" (http://en.wikipedia.org/wiki/Bilberry). Antakya yöresinde hambeles diye biliniyormuş (http://dogaguncem.wordpress.com/2010/11/15/hambele/).

Sağdaki ıslahlı olan türü yani mersin, beyaz renkli, olgunlaştıkça kararıyor, tadı diğerine göre daha tatlı. Soldaki siyah görünen ise yabani mersin, Akdeniz'de doğal olarak yetişiyor.
Blueberry yusyuvarlak, bilberry'ler ise oval. Karpuzla, kavun gibi :)

Blueberry'nin sap kısmı dışarı doğru açılıyor, bilberry'lerin ise içerlek.
Bir de yabanmersini kurusu diye kırmızı bir kuru meyve satıyorlar. Mavi bir yemiş nasıl oluyor da kuruyunca kırmızı oluyor, diye sorunca da, "oluyor işte" diyorlar. Meğer o kuru ve kırmızı olan meyve mersingillerden bir diğeri olan turna yemişiymiş (http://www.faydalarineler.com/turna-yemisinin-fayfalari/). İngilizcesi cranberry imiş (http://en.wikipedia.org/wiki/Cranberry). Kuşburnu meyvesie benzeyen, oval ve kırmızı bir mersin türü.

Turna yemişi (cranberry)

Bu da kurutulmuşu.

Bu mersingillerden her birinin faydası ayrı ayrıymış. Ayrıca kurutulmuş olanı da şekerlendirilerek kurutuluyormuş, bu nedenle yerken dikkatli olmak lazımmış (http://beta.eksisozluk.com/turna-yemisi--2238963).

Bu konuda bir yazıyı da olduğu gibi kopyalıyorum (http://www.haberler.com/bilincsizce-tuketilen-yaban-mersini-sagligi-tehdit-haberi/):

Şifalı bitkiler piyasasında yaban mersininin bilinçsizce tüketildiği belirtiliyor. Yaban mersini meyvesinin turna yemişi (Cranberry), mavi yemiş (Blueberry), kekre yemişi (Lıngonberry), çoban üzümü (Bılberry) ve çay üzümü ( Caucasıan Whortıleberry) çeşitlerinin bulunduğunu belirten bilim adamları, bunların birbirlerinden ayrı özellikte ve farklı hastalıklarla mücadelede etkili olduklarına dikkat çekiyor. Bu konuda vatandaşların yeterli bilgiye sahip olmadığını dile getiren Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Çelik, yaban mersini talep edilince kurutulmuşu yapılan turna yemişinin alındığını söyledi. Doç. Dr. Çelik, yaban mersininde çeşit ayrımı yapılmadan tüketilmesinin sağlık açısından tehlike olduğunu kaydetti. Yaban mersini adıyla satılan 5 farklı türün tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Doç. Dr. Hüseyin Çelik, bu türler arasında kurutulup tatlandırılarak satılan tek üzümsü meyvenin turna yemişi olduğunun altını çizdi. Hafıza kaybı, görme rahatsızlıkları ve görme bozukluklarına mavi yemişin iyi gelmesine karşın turna yemişi tüketildiğini bildiren Doç. Dr. Çelik, "Eğer gözlerinizdeki görme kayıpları şekerden kaynaklanıyorsa ve şeker probleminiz de varsa yapay olarak tatlandırılmış turna yemişi yenirse körlüğe davetiye çıkarılmış olunabilir. Bu meyveler gibi bir çok meyve de literatürde yaban mersini olarak geçiyor. Bu yanlıştır. Her meyvenin farkı kimyası olup farklı hastalıklara iyi gelmektedir. Vatandaşların buna dikkat etmesi gerekmektedir.'' dedi. Bu konuda Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın da sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Çelik, bu meyve türlerinin tarımı için standartlar oluşturması, tescil işlemlerini tamamlaması, bu türlerin fidanları için teknik şartnameleri ortaya koyması ve ithalat-ihracat poz numaralarının oluşturulması gerektiğini sözlerine ekledi. Halk arasında birbirine karıştırılan yaban mersini türlerinden mavi yemiş, antioksidan içeriği en yüksek meyve olarak biliniyor. Gece körlüğü, gözlerde kamaşma, görme bozuklukları, taze olarak yenildiğinde kanı temizleme, kan şekeri ve kolesterolü düşürme, ağız içi yaraları iyileştirme, damar sertliğini azaltma, damar tıkanıklığını önleme, kalp krizi riskini azaltma, yaşlanmayı engelleme ve hafıza kayıplarını önlemeye yarıyor. Sodyum içermeyip kalori miktarı az olan mavi yemiş, A vitamini, C vitamini, potasyum, kalsiyum ve fosfor içeriği bakımından yüksek olup idrar yolu enfeksiyonlarında antibiyotik özellik gösteriyor. Ayrıca ishali, ülseri, kabızlığı ve mide bulantısını da önlüyor. Vitamini içeriği yüksek turna yemişi ise idrar sistemi enfeksiyonlarında anti bakteriyel etki gösteriyor. Tıbbi olarak antibakteriyel ve diüretik olarak değerlendirilen meyve, romatizmayı, yatak ıslatmayı, mesane kasılmasını, iştah kaybını, gut hastalığını ve boğaz yanmasını engelliyor. Özellikle beyin hücrelerindeki zararı önleyen turna yemişi, beyni sinirsel hasarlara karşı koruyup felç riskini azaltıyor. Çekirdeklerinden elde edilen yağda bol miktarda omega-3 bulunan yemiş, böbrek ve pelvik iltihaplarını önlüyor, askorbik asit eksikliğini ve ilkbahar yorgunluklarını gideriyor, mide ve on iki parmak bağırsak ülserlerine karşı koyuyor. (CİHAN)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats