24 Temmuz 2012 Salı

Bebek Cildindeki Kızarıklık, Kuruluk, Egzama (Atopik veya Seboreik Dermatit) Nasıl Tedavi Edilir?


Yukarıdaki resimde kızım ikinci ayında ve yüzü tümüyle kızarıklık ve minik sivilcelerle kaplı. Resimde net görünmüyor olabilir ama kızarıklıklar burnu ve gözleri haricinde tüm yüzünde ve saçlı bölgede dahi var.

Bu tür egzamalar şöyle açıklanıyor: Egzama olgularının yüz­de 8′i derideki yağ bezlerinin aşırı yağ salgılamasına bağlıdır (seboreik derma­tit) ve daha çok yeni doğanda kabuklan­ma biçiminde görülür. Kalan yüzde 6’sını da terleme bozukluğuna (dishidroz) bağlı egzamalar oluşturur. Kızımın bu hali de muhtemelen eşin dostun bol tükürüklü öpücükleri, anne sütünün yağlı yapısı, emerken memeye yapışan bebeğin yüzünün terlemesi gibi nedenlerden meydana gelmişti.

Kızımın bu hali geçtikten sonra bir süre egzama etkisi görülmedi. 1 yaşına doğru ise kol ve bacaklarında egzama başladı. Demir 1 TL büyüklüğünde kuruluklar oluyordu. Önce gözle belli olmuyor, sadece elle hissedilebilir oluyordu ve ufak bir büyüklükle başlayıp çapını genişletiyordu. Yüzeyi pütür pütür ve sert oluyordu.

Akla gelen ilk soru: Neden oluyor? Bu soruya doktorlar da kesin bir cevap veremiyorlar. (Bilgi için bkz. http://www.saglik.im/egzama/)

Eg­zamaların yüzde 70′i yabancı maddeler­le temasa bağlıdır (temas dermatiti); yüzde 16’sı ise atopik dermatit adıyla anılan alerjik deri hastalığıdır.

Sadece temastan kaynaklanan egzamanın kesin nedeni biliniyor. Bu tür egzama bebeğin sürekli etkisinde kaldığı alerji yapıcı maddelerden kaynaklanıyor: Bebeğin suratına sürtünen yumuşak pamuk dışındaki kumaşlar (polar, yünlüler, tüylü pelüş, sentetik kumaşlar özellikle giysilerdeki etiketler, sert kumaşlar), metal alerjisi (giysilerdeki çıtçıtlar), popo silmekte kullanılan ıslak mendillerdeki kimyasallar (yüze vuruyormuş) ya da gıda alerjisi (özellikle süt ve süt ürünleri, yumurta beyazı, domates, pirinç, ceviz, dana eti, balık, tahin, susam, narenciye ve kırmızı meyveler) ve bence en önemlisi kullandığımız deterjanlar neden olabilir.

Atopik (yani olağan dışı) egzamada ise bebeğin derisi her uyarana karşı duyarlı olabiliyor. Atopik dermatite yatkınlık yalnızca yapısal açıdan egzamaya eğilimli ol­maktan değil astım ve alerjik nezle (ör­neğin saman nezlesi) hastası olmaktan da kaynaklanabilir. Kişiye özgü yapısal etken bazen bu üç hastalığın aynı anda ya da art arda ortaya çıkmasına neden olur. Has­taların yüzde 16-50’sinde astım, yüzde 10-20’sinde saman nezlesi gelişir. Doktorlar alerjik bünyeli bebeklerde sıklıkla egzamaya rastlandığını söyleyip, ailede alerji veya astım hastası olan olup olmadığını soruyorlar. Benim eşimde ve kayınpederimde de seboreik dermatit olduğundan, kızımda olmasını hiç garipsememiştim.

Deride ilk belirtiler doğumu izleyen altı hafta içinde ortaya çıkar (bkz. yukarıdaki resim). Bunlar da­ha çok bebeğin yüz ve yanaklarındadır. Kırmızı ve hafif kabarık lekelerin yüze­yinde küçük kesecikler, çok ince yarık­lar vardır; bunların parçalanmasıyla be­yaz bir sıvı akar; ardından da beyaz-sarı bir kabuk oluşur. Hastalığın saçlı deriye yayılmasının tipik belirtisi saçların birleşmesidir. Önceleri yalnız yüzde görülen atopik dermatit, zamanla gövde, kol ve ba­caklara, sonunda da bütün vücuda yayı­lır. Hastalık özellikle kilosu ve gelişmesi ortalama­nın üstünde olan bebeklerde görülür. Atopik dermatitte iki aşamalı bir gelişme göz­lenir. İlk aşama bebek bir yaşını ta­mamlamadan önce başlar ve iki yaşına doğru kendiliğinden geçer. İkinci aşa­ma ise hemen her zaman okul çağında ya da ergenliğe doğru ortaya çıkar. Kısa ya da uzun bir iyilik dönemin­den, genellikle yıllar süren bir sessizlik­ten sonra atopik dermatit, özellikleri de­ğişmiş olarak vücudun her iki yanında büyük eklem çevresinde ortaya çıkar (kızımdaki gelişim de aynen böyle oldu). Dizlerin arkası, dirsek kıvrımları ve yüzde özellikle dudak çevresi en sık yerleştiği bölgelerdir. Te­davi süreklilik ve dikkat gerektirir. Hastalığın yeniden alevlenme belirtileri ortaya çıktığında hemen tedavi önlem­leri alınmalıdır. Çocuk hastaların teda­visinde anne babanın dikkati, lezyonların yayılmasını önlemek açısından çok önemlidir. Yani kısaca egzaması olan bir bebeğiniz varsa egzama konusunda her zaman tetikte olmanız gerekiyor. Arada sırada parmak uçlarınızı bebeğinizin derisi üstünde dolaştırıp kuruluk var mı diye kontrol etmek en kolay yöntem.

Bebeklerinde egzama ile karşılaşan aileler çocukları doktor doktor dolaştırıp bir çare arıyorlar. Ama aslında korkulacak bir durum değil. Eğer alerjik egzama değilse, çoğunlukla 2 yaşına kadar azalarak geçiyor. Benim kızımınki ise 2,5 yaşından sonra tamamen geçti. Bazı insanlarda, hormonal dönemde yağ bezeleri aktif olarak çalışmaya başlayıp da cilt yağlanınca geçermiş. Bizim babamızda da aynı sorun olduğundan ben geçmeyecekmiş gibi hazırlamıştım kendimi, aşağıda saydığım tüm önlemlerle kızarmadan, kuruluk aşamasında yok etmeyi başarabiliyordum ve benden başka kimse kızımın egzaması olduğunu anlayamıyordu. Zaman içerisinde tamamen yok oldu. Sadece en son geçen birkaç tanesinin yerinde beyaz lekeleri kaldı. Zaman içinde onların da yok olacaklarını ümit ediyorum.

Alerji ise 1 yaş altındaki çocukların bağışıklık sistemi henüz tam olarak gelişmediğinden tespit edilemiyor. Yani 1 yaş altındaki çocuğunuza alerji testi yaptırırsanız bilin ki testin negatif çıkması, alerji olmadığını göstermeyebilir. Bu nedenle boşuna çocuğu doktor doktor dolaştırıp, kan testleri yaptırıp yıpratmayın. Çocuk cildi konusunda uzman bir tek dermatoloğun görmesi yeterli oluyor. Biz Prof. Dr. Orhan Baransü'ye gitmiştik. Tavsiyelerini uyguladık ve ilaçsız sorunumuzu çözdük. Bir şekilde okursa, buradan kendisine teşekkür etmek istiyorum. Kızımın artık "bebek gibi" bir cildi var, sayesinde :)

Şimdi bizim uyguladığımız yöntemleri anlatacağım ama öncelikle tekrar söylemek isterim ki bizim uyguladığımız yöntemler kızımın cilt tipine ve egzama tipine uygun olarak doktorun önerdiği yöntemlerdir. Dolayısıyla her cilt tipi ve her tür egzama için işe yarayacağı garantisini veremiyorum ama en azından doğal yöntemler, zararı olmayacağı da kesin.


Egzamanın tedavi yöntemini anlayabilmek için egzamanın ne zamanlar ortaya çıktığını bilmek gerekiyor. Doktora başvurduğunuzda genellikle şu soruları soruyor size:

- Eviniz kaç derece?
Egzama kuruluğu sevmez, yani cilt nemli tutulmalıdır. Ev sıcaklığının kesinlikle 23 derecenin üzerinde olmaması gerekiyor; ideal olarak 22 derece civarı olmalı. Ev sıcak olunca evi ne kadar nemlendirmeye çalışsanız da çocuğun cildi kurur. Kaloriferler nedeniyle de ortam havası kurur ve bu da egzamayı arttırır. Sürekli kaloriferlerin çalıştığı bir ortamda yaşıyorsanız kış aylarında bebeğin odasında nem cihazı çalıştırmayı deneyebilirsiniz.

- Ne sıklıkla banyo yaptırıyorsunuz?
Her gün sıcak su ile banyo yaptırmak cildi kurutur. Ya daha az sıklıkla banyo yaptırın (mesela gün aşırı) ya da ılık su ile banyo yaptırın. Ayrıca banyo sırasında kullandığınız saç ve vücut şampuanları, kese ve lif de cildi kurutuyor. Ben 3 senedir hemen her gün duş aldırdığım halde, haftada sadece 1 kere (gerekliyse nadiren 2 defa) köpüklü banyo yaptırıyorum. Geriye kalan banyolarında sadece ılık su kullanıyorum. Ilık suyun içine de ya mısır nişastası ya da doğal yağlardan koyuyorum. Banyo suyuna damlatılan birkaç damla doğal yağ cildi nemlendirmek için birebir. Kese vs de kullanmıyorum. Kızımın vücudunu elimle ovalıyorum. İçinde ne olduğunu bilmediğiniz şampuanlar yerine de saf zeytinyağı ya da sabun cevizi sabununu tavsiye ederim. Atopik dermatit tedavisi için kükürtlü kremler tavsiye ediliyor doktorlar tarafından. Denemedim ama kükürtlü sabunlar da işe yarayabilir belki.

- Bebeğin cildini nasıl nemlendiriyorsunuz? 
Cilt kuruluğuna ve egzamaya karşı esas olan cildi nemli tutmak ve bunun için de düzenli bakım gerekiyor. Cildi nemli tutmanın en bilinen yolu ıslak cildin üzerine yoğun bir krem ya da yağ sürerek nemi cildin içine hapsetmektir. Her gün duş aldırılan bebeğin cildine nemlendirici bir krem sürülebilir. Belirli markaları çok övüyorlar. Ben ise bildik markalar yerine değişik markaların organik kremlerini kullandım. Zira bence önemli olan kremin markası değil, nasıl kullanıldığı. Nemli cilde düzenli olarak her gün uygulanırsa her krem ya da yağ işe yarar bence. "Atopik ciltler ya da hassas ciltler için nemlendirici arıyorum" dediğinizde her markanın tonlarca ürünü olduğunu göreceksiniz. Bence basit bir vazelin bile amaca hizmet etmek açısından yeterli gelecektir. Ayrıca unutmamak gerekiyor ki, bebeğin cildine çok fazla krem sürmek de cilt bariyerinin oluşumunu geciktirebiliyormuş. Günde 2 kez krem sürmek yeterli. Kızımın egzamasının olduğu dönemlerde sabah uyanır uyanmaz ve akşam duş aldıktan sonra nemlendirici krem sürüyordum. Önemli olan bu uygulamayı DÜZENLİ yapmak, aksatmamak. Bir de krem tek başına yeterli değil, kremi sürmeden önce bebeğin cildini suyla hafif nemlendirmek ve kremi öyle sürmek daha çok işe yarıyor. Banyodan sonra doğal yağlarla (badem yağı, kantaron yağı, avokado yağı, susam yağı vs) yağlamak da suyu yani nemi deriye hapsediyor. Ama benim tavsiyem asla bebe yağı kullanmamanız. İçlerinde ne var bilmiyorum ama hamileyken bebe yağını ben kendimde kullandığımda cildimi daha da kuruttuğu hissine kapılmıştım. O nedenle kızıma kullanmadım. Doğal yağlardan kullanmak istemiyorsanız medikal yağlardan da kullanabilirsiniz.
Eğer yağ yerine krem kullanmak istiyorsanız vazelin benzeri yoğun etki yapan ve sıklıkla tavsiye edilen bir krem daha var: Oalitim Gel. Ama unutmayın ki bu krem de aslında sıvı parafin, yani bir petrol türevi. Dolayısıyla ben bu kremi kullanılması taraftarı da değilim. Ama kortizondan daha zararsız olduğunu düşünüyorum.


Ben tavsiye üzerine şu kremi kullandım ve çok faydasını gördüm:


İnatçı olan egzamalara Melvita marka organik pişik kremi sürüyordum. Denemiş bir annenin tavsiyesi üzerine almıştım, ben de memnun kaldım. Bana "4. kere sürdükten sonra kesin geçiyor" demişti, ben de aynısını söyleyebilirim. Düzenli olarak arka arkaya her gece sürünce 4. gecede geçiriyor. İçinde kalendula, pamuk ve zeytin yağları var. Vücut tarafından zor emiliyor, sürünce deride beyaz bir tabaka halinde kalıyor. O nedenle akşamları yatırmadan sürüyordum.


- Kortizon kullandıktan sonra ne kadar süre içinde kuruluğun tekrar ortaya çıktığı da önemli bir gösterge.
Eğer 2 yaş altı her tür kuruluk ya da egzamada panik halinde doktora koşarsanız, doktorunuz da sizi rahatlatmak için kortizonlu kremlerden verecektir. Kortizonlu kremler egzamayı geçirmiyor ama baskılıyor. Yani kremi kullandığınız sürece egzama ortaya çıkmıyor ama kremi kullanmayı kesince tekrar beliriyor. Dolayısıyla aslında bir tedavi yöntemi değil, sadece ailenin içini rahatlatmaya yönelik. Aynı şekilde deniz suyu ve güneş de egzamayı baskılıyor. Yaz bitip, kış başlayınca egzama tekrar ortaya çıkıyor. Kortizonlu kremleri kısa süreli kullanmanın doğrudan bir zararı yokmuş. Ancak uzun süreli ve yoğun kullanımlarda yan etkileri ortaya çıkıyormuş. Ben yine de minicik bir bebeğin cildine kortizonlu krem sürülmesi taraftarı değilim. Kortizonlu kremi sürmeyi kestikten sonra kuruluğun ortaya çıkma süresi yukarıdaki önlemleri almanıza rağmen uzamıyorsa kortizonlu krem sürmenin de bir anlamı kalmıyor. Kortizonlu kremlerden vazgeçince daha uzun süreli düzelme elde ettiklerini söyleyenleri de gördüm ayrıca.

- Bebeğin çamaşırlarını neyle yıkıyorsunuz?
Hani biz çocukların çamaşırlarını sabun tozu ile yıkıyoruz ya genellikle? Prof. Dr. Orhan Baransü, alerjik ciltleri olan çocukların çamaşırlarının sabun tozu ile yıkanmasını istemiyor. Sabun tozu iyi durulanmaz ve kumaşta yapışık kalırmış, bu da cildi iyice kuruturmuş. Normal deterjanla yıkamamızı önermişti. Yumuşatıcı ise külliyen yasak. Zira yumuşatıcılar kumaş ipliklerinin etrafına yapışarak bir tabaka oluşturmak suretiyle kumaşta yumuşaklık hissi yaratıyorlar (Yumuşatıcılar hakkında kısa bir bilgi için bkz: http://sabunagaci.wordpress.com/2012/06/13/sss-sabun-cevizine-ekstra-durulamaya-gerek-var-mi-2/). Dolayısıyla yumuşatıcı kullanmak bebeğin giydiği kıyafetlerdeki bu tabakanın, bebeğin cildini tahriş etmesine yol açıyor. Ben toz sabun kullanmayı kesmekten daha da iyi bir şey yaptım ve sabun cevizi kullanmaya başladım. Sabun cevizi kullandığımızdan beri eşimde de kızımda da egzama olmuyor. Sabun cevizim bitip de başka bir deterjan kullanırsam eşimdeki egzama hemen tekrar çıkıveriyor. Dolayısıyla bizim evde tüm kıyafetler sabun cevizi ile yıkanıyor. Yukarıda linkini verdiğim sitedeki kimyager anne de alerjik bünyeli oğlu için tüm ev, çamaşır ve vücut temizliği için sabun cevizi kullanıyor ve o da bizim gibi faydasını gördüğü için satışını da yapıyor: http://www.sabunagaci.com/p/about-us.html

Ve en son olarak kızımda en çok işe yarayan ve Prof. Dr. Orhan Baransü'nün tavsiyesi olan tüyoyu veriyorum: Mısır nişastası banyosu. Papatya suyu ve kaya tuzu (ya da karbonat) ile yapılan banyonun da işe yaradığı söyleniyor ama ben kendi denediğim yöntemi anlatayım:
Yukarıda da yazdığım gibi haftada sadece 1 kere köpüklü banyo yaptırmama rağmen her gün kızımı ılık suya sokuyorum. Bebek küvetini doldurup kızımı da içine oturtuyorum. Orhan Bey, bebek küveti için 30 gr, normal küvet için 100 gr mısır nişastasının yeteceğini söylemişti. Ama benim kızım nişastanın eriyişini izlemeyi çok sevdiğinden (böylece banyo saatlerinde deney de yapmış oluyoruz) bazen bir paketi bile boşaltabiliyor. Sıkılana kadar nişastalı ılık suda oynadıktan sonra durulamadan çıkarıyorum. Yüzündeki kuruluklara da nişastayı suda ezip sürüyorum. Çok küçük bebekler için serum fizyolojik de kullanılabilir. Hatta ben çok severim, doğal gül suyu da başka bir alternatif olabilir.

Ama sonuç olarak belirtmek isterim ki bu doğal bir yöntem olduğundan ilk kullanımlarda, ilaç gibi aniden sonuç veren bir etki beklememek gerekiyor.

Hamileliğin sonlarına doğru safra asitlerinin yükselmesinden dolayı oluşan kaşıntılar için de yine aynı yöntemi deneyebilirsiniz. Kendisinde deneyince faydasını daha rahat anlıyor insan. 

Son olarak hatırlatmak isterim ki egzama şak diye geçen bir rahatsızlık değil. İlk coştuğu zaman doktor tavsiyesi ile kullanacağınız  ilaçlı kremlerle biraz sakinleştirip, sonra her gün ama her gün devamlı ve düzenli bakım gerektiriyor.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Alıştırma Külodu Kullanılmalı Mı?


Bu sorunun cevabı, alıştırma külodunu hangi amaçla kullanmak istediğinize göre değişiklik gösterir.

Eğer bebeğinize tuvalet eğitimi veriyorsanız ve etrafı sulamasın diye alıştırma külodu kullanmayı planlıyorsanız, tavsiye edilmiyor. Zira bu canavalar, çişleri paçalarından aşağı akmadığı ve bir çiş göleti ortasında kalakalmadıkları sürece çişlerini tuvalete yapmaları gerektiğine ikna olamıyorlar. 

Ben kızımı 9. ayından beri tuvalete oturtuyorum ve kızım 12. ayından sonra kakasını asla altına yapmadı (bkz. http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2010/12/tuvalet-egitimi-ne-zaman-verilmeli.html). Buna rağmen 21. ayında başladığımız idrar tutma eğitiminin tamamlanması 2-3 ay sürdü.

Bu süreçte elbette ev gezmelerine gidiliyor ve her gün parka çıkılıyor. Başkasının evinde bebeğinizin koltukları ve halıları ıslatması zaten utanç verici olabiliyor. Hele bir de parkta kaydırağın tepesinde filan işemeye kalkarsa, iş iyice eğlenceli bir hale geliyor :) Bezlemeye kalksanız, bir bezli bir bezsiz olunca tuvalet eğitimi uzuyor.

Bu tür zor durumda kalmaların önüne geçebilmek için tek çare: Alıştırma külotları. Giysiler gene ıslanıyor ama en azından koltuklar ya da halılar veya kaydırak ıslanmadan olaya müdahale edebilme şansınız oluyor.

Yukarıdaki resimde gördüğünüz BabyNeo marka organik ve kalın kumaştan yapılmış alıştırma külodu. Ben çok sevdim bunları ama ne yazık ki kızım sevmedi. Zira çişi kaçırmaması için bacak ve bel lastiklerini oldukça sıkı yapmışlar. Bizim Kontes ise sıkıntıya asla gelemiyor. Ayrıca çişi iyice emsin diye kalın yapmışlar. İnce, hazır bezlere alışan Kontes, o kalınlık hissinden de hoşlanmadı.


Biz de bu yukarıda gördüğünüz, her bebek mağazında bulunan alıştırma külotlarından aldık. İçi pamuklu, dışı plastik, yapısı ince. Çantada filan da az yer kaplıyor.

Geceleri ise külot giymeye alışmış Kontes hanım bez bağlatmak istemiyordu. Biz de Huggies DryNights kullandık.


Yurtdışında gece alıştırma külotlarının kumaş modelleri de var ama ben "Gece eğitimi kısa sürer" diye düşünerek sipariş etmemiştim. Pişmanım, Kontes'in gece bezini tamamen çıkarması 1 sene sürdü:



Özet olarak, evde değil ama ev dışına çıkarken bebeğinizi bezlemek zorunda kalmak istemiyorsanız, alıştırma külodu almanız sinirsel sağlığınıza katkı sağlayacaktır :)

24 Haziran 2012 Pazar

Tuvaletini Uzun Süre Tutamayan Çocuk Ev Dışında Tuvaletini Nasıl Yapabilir? Potette Portatif Lazımlık ve Tuvalet Adaptörü


Bu bir ürün tavsiyesidir. Özellikle kız çocukları olanlara şiddetle tavsiye edilir.

Kızım bezini bıraktığında 21 aylıktı. İlk başlarda yarım saat, sonraları saat başı tuvalete gidiyorduk. Ne akla hizmetse de yazın gelmesini beklemiştim bezi bırakmak için. E, hava sıcak, çocuk sokağa çıkmak istiyor. Zaten tüm gü parkta, hafta sonları piknik yapmaya gidiyoruz tüm gün sokaktayız, zaten gezmeyi seven bir aileyiz sürekli otoyoldayız. E, bu çocuk çişini nereye yapacak?

Erkek çocuk açısından çiş olayı kolay, bir pet şişe ya da kullan-at bardak iş görebilir. Ama erkek çocuğun da kakası evin dışında, tuvalet de bulunmayan bir yerde gelebilir.

Ayrıca ev dışında çocuğu tuvalete oturtmak da zor. Bir kere her tuvaletin hijyeninden emin olamıyorusunuz. Ayrıca benim kızım gibi henüz klozet üzerine dengesini kurarak oturamayacak kadar küçük bebekler için tuvalet adaptörü olmadan klozete oturmak ürkütücü olabilir. Çocuk reddedebiliyor.

Ayrıca yaşları birbirine yakın iki çocuğu olanlar açısından hem lazımlık hem de adaptör için ayrı ayrı ürün kullanma zorunluluğu da ortadan kalkmış oluyor.


İşte tüm bu sorunları, yukarıdaki ürünle aştık: Potette Plus. Şiddetle tavsiye ediyorum.

Öncelikle klozet adaptörü olarak kullanabiliyorsunuz. Yukarıdaki resimde görülen mavi kısımları yanlara doğru açıp, beyaz ve ortası delik kısmı klozetin üzerine getiriyorsunuz. Mavi kısmın altındaki silikon bölümler, adaptörün kaymasını engelliyor. Ayrıca çocuk mavi kulakların her iki tarafından tutunarak hem güven hissi sağlıyor hem de ıkınması gerekiyorsa, rahatça ıkınabiliyor.


Eğer tuvalet yoksa ve lazımlığın içine yapmanız gerekiyorsa, yukarıda görünen ortası delik beyaz kısmın içine bir poşet yerleştiriyorsunuz. Poşetin saplarını, mavi kulakçıklara doluyorsunuz. Bebek poşetin içine tuvaletini yapıyor. Poşeti çıkarıp, ağzını bağlayıp çöpe atıyorsunuz.


Çantanızda taşırken de yukarıdaki resmin sağ altında görülen şekilde, kulaklarını içeri doğru katlayıp, ürünle birlikte gelen ağzı büzgülü plastik taşıma çantasının içine koyuyorsunuz. Normal adaptörlerden daha küçük olduğundan fazla yer kaplamıyor. 

Yukarıdaki resimde görülen kurbağa desenli poşetler Potette'e özel. Poşetin içinde yapışık bir ped var. 20 mililitre sıvıyı emebiliyormuş. Böylece bebeğiniz çişini yaptığında, bu ped sıvıyı emiyor ve siz elinizde poşeti taşırken içinde bir sıvı taşıdığınız belli olmuyor. Sızdırma yapma riski de olmuyor tabii.

Potette'i aldığınızda içinden 2-3 adet poşet çıkıyor. Yedek poşetler ise 10'lu olarak satılıyor. 

E, peki ben altı üstü bir poşete para verir miyim? :)
Yedek poşetlerden ben hiç kullanmadım. Kendim hazırlıyordum. Normal kadın pedlerini ikiye bölüp ya da sadece kulaklarını kesip tanınmayacak hale getirdikten sonra market poşetlerinin dibine yapıştırıyordum. Market poşetinde delik olmaması önemli tabii. Bu yedek poşetleri de yanımda taşıyordum yedek olarak. Ayrıca arabada her zaman birkaç poşet ve birkaç kadın pedi bulunduruyordum.

Elbette tüm bunlar "medeniyetin" zorunlu sonuçları. Ama bezi bıraktıktan bir süre sonra ardamarım çatladı :) Otoyol kenarında ya da piknikte filansak, yani kimsenin kızımın çişi ile temas etme riski yoksa, çiş için torba kullanmamaya başladım. Kızım zaten kakasını sanırım hiç lazımlığa yapmadı. Çünkü daha önce de yazdığım gibi kızım 12. ayından itibaren kakasını tuvalete yapıyor, yapamayacağı durumlarda da tutmayı tercih ediyor: http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/2010/12/tuvalet-egitimi-ne-zaman-verilmeli.html

Eğer aletin nasıl kullanıldığı gözünüzde canlanmadıysa şu videoları izleyebilirsiniz:




"Siz kullanabildiniz ama acaba bana da uyar mı ki?" diyenler için kullanan iki farklı annenin önerisi ve hatta birinde ayrıntılı fotoğrafları da var:


http://evaciton.wordpress.com/2011/11/01/tuvalet-egitimi-nasil-obil-olunur/#more-1014

Bizim şu anda kullandığımız 3. Potette'imiz. Bir tanesini annem parkta unuttu, bir diğerini eşim otobanda unuttu... Yine de gidip 3. Potette'i alma ihtiyacı hissettik. Kızım da lazımlığını çok seviyor, işte ispatı :)


21 Haziran 2012 Perşembe

Haziran'ın 3. Haftası Pazarda Neler Var? Çocuklar İçin Sağlıklı Atıştırmalık: Semizotu

http://www.yoreselyemektarifleri.com/index.php/semizotu-salatasi/

Sebze ve meyve alışverişimi yıllardır pazardan yaparım. Perşembeleri semt pazarımız var. Cumartesi günü de organik pazara giderim vakit buldukça. Havalar soğuduğunda ise eve sipariş veririm. Pazardan aldığım/Eve sipariş ettiğim sebze ve meyveler de o hafta evimizde neler pişeceğini gösterir :)


Bakalım bu hafta pazarda neler vardı:

  1. Dolmalık biber
  2. Semizotu
  3. Tarla Domatesi-Salatalık
  4. Kırmızı Elma (tatlı)-Çilek-Kiraz
  5. Karpuz
  6. Yumurta
  7. Organik Sarı Somun Ekmeği
  8. Organik Pastörize Süt: Elta Ada marka
  9. Organik Tava Yoğurdu: Elta'nın yeni ürünü. Şiddetle tavsiye ederim! 
  10. Dereotu 
  11. Maydanoz
  12. Taze soğan
  13. Tere

Demek ki evimizde bu hafta ne pişecekmiş?! :)

  1. Etli dolma: Kızım biberlerini yemiyor. Yine de içinde protein (kıyma), karbonhidrat (pirinç) ve sebze (domates, soğan) bulundurduğu için son derece sağlıklı bir öğün olduğunu düşünüyorum. Yanında kefirini de içiyor. Üstelik de bayıla bayıla yiyor.
  2. Semizotu: Semizotu yemeğini ancak içine normalden fazla bulgur koyarsam yiyebiliyor kızım. Ama çiğ haline bayılıyor. Arada atıştırmalık olarak zigonun üzerine koyuyorum, gelip gidip yiyor. Domatesli salatasını yapıyorum, kendisi yiyor. Zaten bu salata, semizotu yemeğinin pişmemiş hali bence :) Daha da sağlıklı yani... Bazen de yoğurtlu salatasını yapıyorum. Onu da öğün olarak, severek tüketiyor.
  3. Çilek ve kiraz: Kızımın yeni ara öğünü kırmızı meyveler.
  4. Karpuz: Kızım hastası oldu. Akşam parktan eve karpuz hayaliyle gelmeye ikna oluyor: "Eve gidip karpuz yiyelim mi anne?" :)


Bundan güzel öğün mü olur? :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Instagram

Instagram

Twitt'le

Translate

İstatistiklerim


View My Stats